Free Web space and hosting from 1colony.com
Search the Web

hakantok 17

Foto 1 is basvurusu yap Foto 3 Foto 4 Foto 5 Foto 6 Foto 7 Foto 8 Foto 9 Foto 10 Foto 11 Foto 12 Foto 13 Foto 14 Foto 15 Foto 16 Foto 17 Foto 18 Asti-Turizm  Farsca Evlilik ilanlarim is ilanlarim Turk Starlar Yerli Arabamiz Fenerbahce  Kahve Fali Havaalanlarimiz Antik Kentler Turizm Tanitim Sehitlerimiz  iletisim Bilgilerim Turkiye Turu Dugun Gelenekleri TBMM Kpss Test Kpss Test 2 Gezici Rehber Gezici Rehber 2 VOLKSWAGEN 1303 Anadol STC Teror Memur Haberleri Web Sayfasi Yapilir Kaybolan Meslekler Alocular Dikkat Twitter Takipci Nosalji Anilar Marka Hikayeleri Kangal  Evlenmek istiyorum Troleybus Gida Teroru Ek Gelir israil Boykot Yerel Medya Otel ik Siyaset Edebsizlik Derin Haber Yolsuzluk Aile Askerlik-Sehitlik Hz Muhammed Gundem evlilik programlari Baskent Sehirlerarasi Firmalar



27- Merhaba ben 37 yasindayim4-5 sezondur Antalya da turizmde calisiyorum bir sezon da kibrisa gittim aslen ankaraliyim sezon bitince tekrar donus,moralim bozuluyor kendi duzeni olan bir bayanla bir yerde kalip bayramim seyranim duzenli bir hayatim olsun istiyorum hakan tok (37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

29- Yazin antalyada kisin farkli sehirlerde otellerde housekepper departmainda meydancý hausman olarak calisiyorum hep gurbedeyim ankarada olsamda yine yatili islerde calisiyorum onun icin hayatimda bir duzen istiyorum 37 yas bekarim icguvey dahi olsa kafa yapilarimiz uyarsa evlenmek baba olmak istiyorum hakan tok (37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

31- Ailemin evi ankarada 37 yasindayim Sezonluk Antalya kas kemer side manavgat belek serik alanya otelde da calisiyorum kismetim nerdeyse bir bayanla tanisip yuvami sabit duzenimi orada kurmak istiyorum . hakan tok(37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

33- Merhaba dunyanin tum guzellikleri adim hakan 37 yasindayim hayat musterektir meziyetlerim cocuk dogurmak haric her iste esime yardimci olabilirim ahciligim var yemegini yapar ellerimle bile yediririm mutlulugu arayan durust olgun gelecegi dusunen ve yanlizligini paylasabilecegim hayat arkadasimi ariyorum hakan tok (37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

35- Merhaba sarisin renkli gozlu 170 boy 70 kg 37 yasinda ozel sektorde calisiyorum o kadar zorki ki evlilik hic birbirini tanimayan iki insan bir araya gelecek birbirini begenecek uyum saglayacak ten uyumu kimya uyumu egitim uyumu maddiyat aile uyumu akraba uyumu falan filan …….bu boyle gider Bir elmanin yarisi gibi olmak cok zor su hayata dogru bir insani bulmak benim icin buyuk ikramiyeden daha onemli en buyuk servet saglik ve iyi bir estir Allah herkeze yardim etsin hakan tok(37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

38- Selam 37 yasinda fakat yasini hic gostermeyen minyon tipli bir beyim malum erkekler gec olgunlasir beni adam edecek ciddi bir bir bayanla izdivac kurmak istiyorum. hakan tok (37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

39- insan evlenecegi kisiyi okurken okul dan bulur mahalleden bulur is yerinden bulur dugun kina oldugu zaman gorur begenir ailelerin tesvikiyle olur gorucu usuluyle olur falan filan bulamayanlar evlenemeyenler neler yapiyor ya kaderine razi oluyor yok aileme baktim yok calistim gibi sebeblere siginiyor yinede beyaz atli prensinin gelecegini bekliyor yada televizyondaki izdivac porgramlarina kendini atiyor parasi olan buyuk sehirlerde copcatanlik ve evlendirme merkezlerinde solugu aliyor bu tip kuruluslarin amaci para kazanmak es adayinin amaci da zengin es bulmaktir boyle olunca evlilk kurumu reklama ticarete donusuyor benim dusunem evlilik dernegi kurmak boyle bir isletmede ozellikle ankaraya lazým gibi gozukuyor dernekler kar amaci gutmezler uyelerden cok dusuk bir aidat alinir hayir severlerin yapacagi yardimlar ve bagislarla ayakta durur dernekler kanunu yasalarla devlet teminatidadir dernegi faliyete gecirmek icin oncelikle adres bildirimi icin bir is yerine buroya ihtiyac vardir dernegi meydana getiren kimseler calismalarini birlestirirler bilgi sahibi kisilerin fikirlerine ihtiyacimiz var madem hayir yapacagiz boylesi daha dogru olmaz mi ? hakan tok (37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

37-Merhaba 37 yasindayim adim hakan yanlizliktan iyice sikildim yanlizligida alistim herhalde malum yanlizlik cok zor bir omur boyu birlikte olacagim maddi problemi olmayan derken parasini yiyecegim anlaminda degil paylasmak ele ele vermekbirlitke calismak engelli,sisman.alevi kürt allahýn yarattýgý butun kullar benim icin degerlidir ben kimseyi ayirmam .dul veya bekar bir bayanla nasipse evlenmek istiyorum hakan tok(37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

36- Merhaba 37 yas 170 boy oldukca yakisikli sayilmam fakat bu gorecelidir bekar bir beyim sorumluluk sahibi ne istedigini bilen bir bayanla evlenmek istiyorum benim istemem yetmiyor tabiki insan yuzlerce insanla karsilasabilir elektrik olmazsa yine olmuyor kismet diyelim hakan tok(37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

34- Merhaba yasim 37 durust cana yakin bir insanim gunubirlik iliski kesinlikle aramiyorum saygili anlayisli ciddi acik sozlu evliligi kutsal sayip gereken degeri veren bir insanla izdivac yapmak istiyorum .bayanlarimiz her seyin en iyisine layik keske butun beyler zengin olsa sadik olsa guvenilir olsa da butun bayanlarimiz mutlu olsa hakan tok (37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

32- Merhaba 37 yasindayim Ankara eryaman 1 etapta oturuyorum calisiyorum cok secici oluyorsun armutun sapi uzumun copu yok ailesi yok isi yok maasi derken yasimiz geciyor hayat cok kisa tabiki evlilik olsun diye evlenilmez hic asik olmadim birbirimizden elektrik alirsak niye olmasin Yanlizligim kader degil Ruh ikizimi ariyorum tlf ve sms bekliyorum cagrilara cevap vermem hakan tok(37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

30- manavgat alanya antalya civarlari izmir mugla köylerinden yakin ilce ve koylerinden evlilik konusunda ciddi bir bayanla tanismak istiyorum.Sezonluk Turizmde otellerde calisiyorum Ankarada ailemin yaninda ikamet ediyorum hakan tok (37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

28- Merhaba 37 yasindayim ankara da oturuyorum aslen almanya dogumluyum yas ve medeni hal gozetmeksizin evlenmek istiyorum . hakan tok(37) etimesgut ankara 05424062326 hkntk09@gmail.com

KARAKASCIFTLIGIKOYU KARAKOY KARATEPE KENDIRLI KIRKPINAR MAHMUTLU MERDIVENLER OZAL PELITLI SAMANKOY SELVIDAG SULUKOY SUTLUCE TANISIK TEPEKOY TOHMA TOKLUCA TOPRAKTEPE ULUKOY UZUMLU YENICE YENIKOY AKTARLA ALICERI ALIHAN ARINLI ARITOPRAK ARSLANKENT BAKIMLI BALPINARI BASMEZRAA BAYIRKOY BELENKOY BOLUKKAYA BOLUNMEZ BUYUKOZ CAMLIDERE CAYKOY CENGELLI CIGIRLI CUKUROYMAGI DEREDUZU DUVENLIK ERDEMLER ESENCIK ESENLIK GOKCELI GOZLUCE GUNDEGER GUNDUZ KARAKAYA KARSIYAKA KAVAKLIDERE KAYADERE KOCKOY KORUCAK KOZLUK KOKLUKAYA KOKPINAR KORME MESEDIBI ORMANICI ORENCIK ORENKOY ORMELI PAZARCIK SAHILKOY SORGUCLU SOGUTLU TASMIS TASTEPE TATLICAK TEKEDERESI TELUSAGI TOSUNLU ULUTAS UZUNKORU UZUNTAS UCYAKA YAMACKOY YANDERE YAZICA YEDIYOL YESILDERE AKYAZI ALICAN AMBARCIK BAHCELIEVLER BALABAN BEREKETLI BOYACA BOZTEPE BOGURTLEN BUZLUK CAVUS CIVRIL DEDEKARGIN EGRIBUK EPREME ERECEK GOVUK HAMIDIYE IRIAGAC KARACA KOSAR KOMUSHAN MISIRDERE SADIKLI SINANLI SURUR TAHTALI TECIRLI ASAGIKOY ATALAR CUMHURIYET CAYIRKOY GORGU GOZENE ISIKLI IKIZCE KADIRUSAGI KIRLANGIC KOZLUK KUSDOGAN KUYULU OLUKLU ORTAKOY ONCU SALKONAK SEYITUSAGI UCGOZE YALINKAYA ALAHIDIR ATAKOY BAHCECIK CAMBAZLI DEREKOY DERICI DIBEKDERE HACIKOSELI HALILKAHYA KARAKOY KARGIN KESTELLI MANDALLI ORNEK SEYDIKOY AKCAALAN AKCESME AKKOCALI ARABACIBOZKOY ASAGIDOLMA BASLAMIS BEKIRLER BOYALILAR BUKNUS BUNYANOSMANIYE CAMONU CANAKCI CITAK COBANHASAN CORUK DAYIOGLU DEREKOY DINGILLER DOGANKAYA DOGUCA DOLMADEGIRMEN DURASIL ERDELLI EROGLU EVKAFTEKE GOCEK GOKCEAHMET GOKCELER HACIIBRAHIMLER HACIOSMANLAR HAMIDIYE HAMITKOY HANPASA HARMANDALI HASKOY ISIKKOY ISACA KADIDAGI KAPAKLI KARABORKLU KARAKOY KARAYAGCI KAVAKALAN KAYGANLI KIZLARALANI KOBASDERE KOBASKIRAN KOCAKAGAN KOMURCU KULAKSIZLAR KURTULMUS MORALILAR MUSACA MUSALAR MUSTULLAR PEKMEZCI PINARCIK RAHMIYE SABANCILAR SAGRAKCI SAKARKAYA SARICALI SARILAR SARNICKOY SAZOBA SEGIRDIM SELCIKLI SELVILI SIRTKOY SINDELLI SOGUTLU SULEYMAN SUNNETCILER SEHITLER TASCILAR TOPLUCA TUTENLI ULUPINAR UCAVLU YATAGAN YAYAKIRILDIK YAYKIN YEGENOBA YENICE YENIDOGAN ZEYTINLIBAG AKKECILI ALHAN AYDOGDU AZITEPE BADINCA BAHADIR BAHCEDERE BAHCELIKOY BAKLACI BELENYAKA CABERBURHAN CABERFAKILI CABERKONAKLI CAGLAYAN CAKIRCAALI CAMLIBEL CARIKBOZDAG CARIKKARALAR CESNELI DAGARLAR DAGHACIYUSUF DELEMENLER ERENKOY EVRENLI GIRELLI GOBEKLI GULENYAKA GULPINAR GUMUSCAY GURSU HACIHALILLER HORZUMALAYAKA HORZUMEMBELLI HORZUMKESERLER HORZUMSAZDERE ILGIN ISIKLAR ISMAILBEY ISMETIYE KARACALAR KARADAG KASAPLI KESTANEDERESI KOZLUCA KURUDERE MATARLI NARLIDERE OSMANIYE ORENCIK ORNEKKOY SARIPINAR SELCE SERINKOY SERINYAYLA SOBRAN SOGANLI SOGUKYURT SUBASI SAHYAR TEPEKOY TOYGARLI TURKMEN UZUMLU YENIKOY YUVACALI AHATLAR AHMETLER AKDERE ALAAGAC ARMAGAN ARMUTLU AYVAALANI AZIZBEY BARDAKCI BAYRAMSAH BOYACIK BOZCAATLI BOZKOY BUYUKKIRAN CAGILLAR CAMKOY CANAKCI CANDIR CARDAKLI CAVULLAR CAYKOY COGURLER DANISMENTLER DEMIRCI DIKILITAS ELEK ERISLER ESENYURT

-S & S-

SAAD: (Ar.) Er. - Mutluluk, kutluluk.

SAADEDDIN: (Ar.) Er. - Dinin ugurlu ve kutlu kisisi. - Turk dil kurali acisindan "d/l" olarak

kullanilir.

SAADET: (Ar.) Ka. - Mutluluk, kutluluk, bahtiyarlik.

SABA: (Ar.) Er. - Gundogusundan esen hafif ruzgar. Turk muziginin en eski makamlarindan.

SABAH: (Ar.) - Gunduzun ilk saatleri, gunun baslangici. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SABAHADDIN: (Ar.) Er. - Dinin guzelligi. - Turk dil kurali acisindan "d/t" olarak kullanilir.

SABAHAT: (Ar.) Ka. - Guzellik, letafet.

SABAHNUR: (Ar.) Ka. - Sabah isigi, aydinligi.

SABBAR: (Ar.). 1. Cok sabirli. 2. Atlas cicegi. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SABI: (Ar.) Er.-Yedinci.

SABIA: (Ar.) Ka. - (bkz. Sabi).

SABIH: (Ar.) Er. - Guzel, sirin.

SABIHA: (Ar.) Ka. - Guzel, latif, sirin.

SABIHAT: (Ar.) Ka. 1. Gemiler. 2. Yildizlar. 3 Imanlilarin ruhlari.

SABIR: (Ar.) Er. 1. Sabreden, tahammul eden, Katlanan sabirli. 2. Acele etmeyen.

SABIRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sabir).

SABIT: (Ar.) Er. 1. Degismeyen, kimildamayan. 2. Kanitlanmis, anlasilmis.

SABITE: (Ar.) Ka. 1. Hareket etmeyen yildiz, gezegen olmayan yildiz. 2. Matematik formulunde

degeri degismeyen miktar.

SABIYE: (Ar.) Ka. - Kucuk kiz cocugu, kucuk kiz.

SABRI: (Ar.) Er. - Sabirla ilgili, sabra iliskin.

SABRINNISA: (Ar.) Ka. - Kadinlarin sabirlisi.

SABRIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sabri).

SACID: (Ar.) Er. - Secde eden, alnini yere koyan.

SACIDE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sacid).

SACI: (Tur.) Ka. - Dugun armagani. Gelinin basina sacilan seker, arpa, para gibi seyler.

SA'D: (Ar.) Er. - Kutlu, ugurlu. Iyilik, kuvvetlilik. Ashab isimlerinden, Sa'd b. Ebi Vakkas. Asere-i

Mubessere (Cennetle mujdelenmis olanlar) dandir.

SADA: (Ar.) Ka. - Ses, yanki.

SADAK: (Tur.) Er. 1. Ok koymaya yarayan mesin torba. 2. Sabah yeli.

SADAKAT: (Ar.) Dostluk, icten baglilik, dogruluk, vefalilik. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SADBERK: (Fars.) Ka. 1. Yuz yaprakli, katmerli. 2. Katmerli bir gul turu.

SADEDDIN: (Ar.) Er. - (bkz. Saadeddin).

SADEDIL: (a.f.i.) Ka. 1. Temiz yurekli. 2. Saf, bon.

SADEGUL: (a.f.i.) Ka. - Bir gul kadar sade, temiz ve guzel.

SADERU: (a.f.i.) Er. - Genc delikanli.

SADEYN: (Ar.). 1. "Iki ugurlular". 2. Venus (Zuhre) ile Jupiter (Musteri) gezegenleri. - Erkek ve

kadin adi olarak kullanilir.

SADIK: (Ar.) Er. - Dogru gercek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bagli.

SADIKA: (Ar.) Ka. - (bkz. Sadik).

SADIR: (Ar.) Er. - Hayrette kalan, sasiran.

SADIRAY: (Ar.) Er. - (bkz. Sadir).

SADI: (Ar.) Er. - Mutlulukla, ugurla ilgili, ugurlu.

SADIS: (Ar.) Er. - Altinci.

SADIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sadi).

SADREDDIN: (Ar.) Er. - Dinin onderi, basi, ileri kisisi.

SADRI: (Ar.) Er. 1. Gogusle ilgili, gogse ait. 2. Anneye nisbetle cocuk.

SADRIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sadri).

SADULLAH: (Ar.) Er. - Tanrinin kullu, talihli kildigi kimse.

SADUN: (Ar.) Er. - Mubarek, kutlu, ugurlu.

SAFA: (Ar.) Er. 1. Uzuntu ve kederden uzak olma, endisesizlik, rahat huzur, ic ferahligi. 2.

Eglence. 3. Saflik, berraklik.

SAFBESTE: (a.f.i.) Er. - Saf baglanmis, sira sira dizilmis.

SAFDER: (Ar.) Er. - Dusman saflarini yaran, yigit.

SAFER: (Ar.) Er. l. Hicri takvimde ikinci ay, sefer. 2. Temiz yurekli, durust kimse.

SAFEVI: (Ar.) Er. - Safi adindaki kimsenin soyundan olan, Fars hukumdari Sah Ismail'in soyu.

SAFFET: (Ar.) Er. - Saflik, temizlik, arilik, (bkz. Safvet).

SAFI: (Ar) Er. 1. Katisiksiz, katiksiz, halis, temiz. 2. Yalniz, sadece, sirf. 3. Kesintilerden sonra

kalan kisim, net.

SAFIGUL: (a.f.i.) Ka. - Gul gibi, katiksiz, saf, duru, temiz.

SAFIH: (Ar.) Er. 1. Gokyuzu. 2. Yassi ve duz halde bulunan sey.

SAFIHA: (Ar.) Ka. - Yassi duz ve genis yuz, levha. Levha halinde bulunan maden, sac.

SAFINAZ: (Fars.) Ka. - Cok nazli, cok naz eden.

SAFINUR: (Ar.) Ka. - Cok nurlu, cok aydinlik, temiz kimse.

SAFIR: (Ibr.) - Mavi renkli, degerli bir sus tasi, goktasi. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SAFIRE: (Ar.) Ka. 1. Ince guzel ses. 2. Islik.

SAFIYE: (Ar.) Ka. - Katisiksiz, katiksiz, halis, temiz. Saflik, halislik.

SAFIYET: (Ar.) Ka. - Saflik, temizlik, masumluk.

SAFIYULLAH: (Ar.) Er. 1. Temiz yurekli. 2. Hz. Adem'in lakabi.

SAFIYUDDIN: (Ar.) Er. - Dini temiz, dini pak.

SAFVET: (Ar.) Er. - Saflik, temizlik, paklik, arilik, halislik.

SAFVETULLAH: (Ar.) Er. - Hz. Muhammed (s.a.s)'in isimlerinden.

SAFZEN: (a.f.i.) Er. - (bkz, Safder).

SAGAN: (Tur.) Er. - Hizli ucan, uzun dar kanatli kucuk kus.

SAGANALP: (Tur.) Er. - (bkz. Sagan).

SAGBILGE: (Tur.) Er. - Hekim, doktor.

SAGCAN: (Tur.) Er. - Saglikli kimse.

SAGINC: (Tur.) Er. - Emel, istek, amac, dusunce.

SAGIT: (Tur.) Er. - Silah.

SAGLAM: (Tur.) Er. 1. Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara ugramayan, bozulmayan,

dayanikli. 2. Dogru, gercek, sahih. 3. Guvenilir, emin. 4. Mutlaka, muhakkak, herhalde.

SAGLAMER: (Tur.) Er. - (bkz. Saglam).

SAGMAN: (Tur.) Er. - Saglikli kimse. Eksiksiz, kusursuz, guvenilir kimse.

SAGUN: (Tur.) Er. - Saygin, kutsal.

SAHABE: (Ar.) Er. 1. Sahipler, sahip cikanlar, tutanlar. 2. Asr-i saadet doneminde yasamis ve

Hz. Muhammed'i gormus mu'min kimse.

SAHABET: (Ar.) Ka. - Sahip cikma. Koruma, arka olma, yardim etme.

SAHAVET: (Ar.) Er. - El acikligi, comertlik.

SAHBA: (Ar.) Ka. 1. Al, kizil. 2. Sarap, kirmizi sarap.

SAHIBE: (Ar.) Ka. 1. Sahip. Koruyan, gozeten. 2. Bir is yapmis olan. 3. Herhangi bir niteligi

olan.

SAHIBKIRAN: (f.a.i.) Er. 1. Her zaman basan, ustunluk kazanan hukumdar. 2. Unlu bir cesit

lale.

SAHIL: (Ar.) Ka. - Deniz, nehir, gol kiyisi.

SAHIN: (Ar.) Er. 1. Kadin. 2. Sik. Kati, pek.

SAHINE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sahin).

SAHIR: (Ar.) Er. - Gece uyumayan, uykusuz.

SAHIRE: (Ar.) Ka. 1. Geceleri uyumayan, uykusuz. 2. Buyucu, buyuleyici guzel.

SAHRA: (Ar.) Ka. - Kir, ova, col.

SAHRE: (Ar.) Er. - Kaya. Kutle.

SAHRETULLAH: (Ar.) Er. - Beytu'l-Makdis'de Beni Israil peygamberlerinin ibadet ettikleri

meshur kaya. Hz. Peygamber (s.a.s) Mirac gecesinde semaya buradan cikmistir.

SAHUR: (Ar.) Er. 1. Gece uyanikligi, uykusuzluk. 2. Ay agili, hale. Dunya'nin Ay'a dusen, Ay

tutulmasini meydana getiren golgesi.

SAIB: (Ar.) Er. - Hedefe dogru ulasan. Isabetli olan, dogru olan, hata etmeyen. - Turk dil

kurali acisindan "b/p" olarak kullanilir.

SAID: (Ar.) Er. - Mubarek, kutlu, ugurlu. Mubarek, mesut. Sevap kazanmis, Allah katinda

makbul tutulmus. Sahabe isimlerinden

SAIDE: (Ar.) Ka. - (bkz. Said).

SAIK: (Ar.) Er. - Sevk eden, goturen. Suren surucu.

SAIKA: (Ar.) Ka. - (bkz. Saik).

SAIM: (Ar.) Er. - Oruc tutan kimse, oruclu.

SAIME: (Ar.) Ka. - (bkz. Saim).

SAIR: (Ar.) Er. - Seyreden, hareket eden, yuruyen.

SAIRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sair).

SAKIB: (Ar.) Er. 1. Delen, delik acan. 2. Cok parlak. - Turk dil kurali acisindan "b/p" olarak

kullanilir.

SAKIBA: (Ar.) Ka. 1. Parlak, isikli. 2. Delen, delik acan.

SAKI: (Ar.) Er. - Su veren, su dagitan. Kadehle icki sunan.

SAKIN: (Ar.) Er. 1. Hareketsiz olan, oynamayan. 2. Uslu kendi halinde yavas. 3. Bir yerde

yerlesen, oturan.

SAKINE: (Ar.) Ka. 1. Hareketsiz, kimiltisiz, durgun. Sessiz. 2. Heyecani veya kizginligi

olmayan.

SAKMAN: (Tur.) Er. 1. Uyanik, akilli kimse. 2. Sessiz sakin kimse.

SALABET: (Ar.) 1. Peklik, katilik, saglamlik. 2. Manevi kuvvet, dayanma. - Erkek ve kadin

adi olarak kullanilir.

SALAH: (Ar.) Er. 1. Duzelme, iyilesme, iyilik. 2. Baris. 3. Dine olan baglilik.

SALAHADDIN: (Ar.) Er. - Dinine bagli kimse. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak

kullanilmakladir.

SALAR: (Fars.) Er. - Bas, kumandan, basbug, onder.

SALAT: (Ar.) Er. - Namaz.

SALCAN: (Tur.) Er. - (bkz. Salar).

SALDAM: (Tur.) Er. - Ciddilik, agirbaslilik.

SALIH: (Ar.) Er. 1. Yarar, yakisir, elverisli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili. 2. Dinin emir

ve yasaklarina uyan, iyi ahlak sahibi, muttaki.

SALIHA: (Ar.) Ka. - Dinin emir ve yasaklarina uyan, iyi ahlak sahibi (kadin). - (bkz. Salih).

SALIK: (Tur.) Er. - Haber, bilgi. Haberci.

SALIKBEY: (Tur.) Er. - (bkz. Salik).

SALIM: (Ar.) 1. Hasta veya sakat olmayan, saglam. 2. Ayipsiz, kusursuz, noksansiz. 3.

Korkusuz, endisesiz, emin. 4. Aruzda cuzlerinden hicbiri zihafa ugramayan vezin.

SALIME: (Ar.) Ka. - (bkz. Salim).

SALISE: (Ar.) Ka. 1. Ucuncu. 2. Saniyenin altmista biri. 3. Binbasilik derecesinde mulki

rutbe.

SALKIM: (Tur.) Ka. - Uzum gibi bircogu bir sap uzerinde bir arada bulunan yemis. Uzerinde

kisa sapli dallar bulunan cicek. Akasya.

SALMAN: (Tur.) Er. - Basibos, serbest, ozgur.

SALTAR: (Tur.) 1. Tek, yalniz. 2. Yalniz basina giden. 3. Temiz, saf. -Erkek ve kadin adi

olarak kullanilir.

SALTI: (Tur.) Er. - Gezgin, yolculuk eden.

SALTIK: (Tur.) Er. 1. Kendi basina var olan, bagimsiz, kosulsuz, mutlak. 2. Saliverilmis,

birakilmis, azat edilmis, ozgur.

SALTUK: (Tur.) Er. - Erzurum ve yoresinde Selcuklular devrinde Saltuklular beyligini kuran

Turk beyi Emir Saltuk (1072).

SALTUKALP: (Tur.) Er. -(bkz. Saltik).

SALUR: (Tur.) Er. 1. Kilic. 2. Oguzlarin Ucok boyuna bagli bir Turk kabilesi.

SALVECAR: (Ar.) Er. - Cevgan, cirit oynanilan egri sopa.

SAMAHAT: (Ar.) Ka. - Comertlik, el acikligi, iyilikseverlik, (bkz. Semahat).

SAMAN: (Fars.) Er. 1. Zenginlik. Rahat, dinc. 2. Duzen.

SAMED: (Ar.) Er. - Ezeli, ebedi ve yuce olan ve hic kimseye veya seye ihtiyaci olmayan,

mutlak malik olan yuce Allah. - Allah'in isimlerindendir. "abd" takisi almadan kullanilmaz.

Abdussamed.

SAMI: (Ar.) Er. 1. Isiten, duyan dinleyen. Dinleyici. 2. Yuksek, yuce.

SAMIA: (Ar.) Ka. - Isitme duygusu, hissi.

SAMIH: (Ar.) Er. - Comert, eli acik.

SAMIHA: (Ar.) Er. - (bkz. Samih).

SAMIM: (Ar.) Er. - Bir seyin merkezi, ici, asli kismi.

SAMIME: (Ar.) Ka. - (bkz. Samim).

SAMIN: (Ar.) Er. - Sekizinci.

SAMIR: (Ar.) Er. - (bkz. Samire).

SAMIRE: (Ar.) Ka. - Meyveli, meyva veren.

SAMIYE: (Ar.) Ka. - Yuksek, yuce.

SANAC: (Tur.) - Dagarcik. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SANAHAT: (Ar.) - Cok dusunmeden fikre dogan, akla gelen seyler. - Erkek ve kadin adi

olarak kullanilir.

SANAK: (Tur.) Er. 1. Kisa zaman, az sure. 2. Fikirsiz, dusuncesiz.

SANAL: (Tur.) Adin duyulsun, un kazan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SANALP: (Tur.) Er. - (bkz. Sanal).

SANAT: (Ar.) - Sanat, ustalik, huner, marifet. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SANAY: (Tur.) - Ay san. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SANBAY: (Tur.) Er. - Unlu kimse.

SANBERK: (Tur.) Er. - Gucuyle taninmis, un yapmis.

SANCAKTAR: (Tur.) Er. - Sancak tasiyan kimse. Sancak tasima gorevlisi.

SANCAR: (Tur.) Er. 1. Kisa kama. 2. Saplar, batirir, yener. 3. Selcuklu sultanlarindan

birisinin adi.

SANEM: (Ar.) 1. Put. 2. Cok guzel kadin. - Isim olarak kullanilmaz.

SANER: (Tur.) Er. - Unlu, taninmis kimse.

SANEVBER: (Ar.) Ka. 1. Cam fistigi. Cam fistigi kozalagi. 2. Sevgilinin boyu-posu.

SANEVI: (Ar.) Er. - Ikinci.

SANI: (Ar.) Er. 1. Ikinci. 2. Yapan, isleyen, meydana getiren. 3. Yaratan. Allah'in isimlerinden.

Saniullah veya Abdussani seklinde isim olur.

SANIA: (Ar.) Ka. - Duzme, uydurma is, tuzak, hile.

SANIH: (Ar.) Er. - Zihin ve dusuncede olusup cikan, fikre dogan.

SANIHA: (Ar.) Ka. - (bkz. Sanih).

SANIYE: (Ar.) Ka. 1. Bir dakikanin veya derecenin altmista biri. 2. Ikinci derecede mulki rutbe.

SANNUR: (Tur.) Ka. - Nurlu, isikli, guzel.

SANVER: (Tur.) Er. - (bkz. Sanal).

SARA: (Ibr.) Ka. 1. Prenses. 2. (Fars.) Hz. Ibrahim'in hanimi. 3. Halis, katkisiz, temiz.

SARAC: (Ar.) Er. 1. Kosum, eger takimlariyla benzeri seyler yapan veya satan kimse. Mesin

uzerine susleme yapan kimse. 2. Sirac kelimesinin degisiklige ugramis sekli. Kandil.

SARAHAT: (Ar.) - Aciklik, ibarede aciklik. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SARAMET: (Ar.) Er. - Yigitlik.

SARBAN: (Fars.) Er. - Deve surucusu. Deveci.

SARCE: (Fars.) Ka. - Serce.

SARDUC: (Tur.) Er. - Bulbul.

SARGAN: (Tur.) Er. 1. Corak yerlerde biten bir ot. 2. Bir tur balik.

SARGIN: (Tur.) 1. Candan, icten, yurekten. 2. Cekici cazibeli. 3. Kapali, puslu hava. 4. Istekli,

hevesli. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SARGINAL: (Tur.) Er. - (bkz. Sargin).

SARGUT: (Tur.) Er. - Ihsan, bagis, odul.

SARIALP: (Tur.) Er. - Sarisin yigit. Ruhi Sarialp', Turk atlet ve yonetici.

SARICABAY: (Tur.) Er. - (bkz. Sarialp).

SARICICEK: (Tur.) Ka. 1. Sari renkli cicek. 2. Artvin ve cevresinde oynanan bir tur halk oyunu.

SARIF: (Ar.) Er. - Sarfeden, harcayan. Degistiren.

SARIFE: (Ar.) Ka. -(bkz. Sarif).

SARIH: (Ar.) Er. 1. Acik, meydanda. Belli, huveyda. 2. Saf, halis. Saf, halis Arap kani (at).

SARIHA: (Ar.) Ka. - (bkz. Sarih).

SARIM: (Ar.) Er. - Keskin, kesici.

SARIME: (Ar.) Ka. - (bkz. Sarim).

SARKAN: (Tur.) Er. - Kovan.

SARMASIK: (Tur.) Ka. - Koyu yesil renkli, degisik bicimli yapraklan olan tirmanici bir bitki.

SARP: (Tur.) Er. 1. Cetin, sert, siddetli. 2. Dik, cikilmasi ve gecilmesi zor.

SARPER: (Tur.) Er. - Sert, guclu erkek.

SARPHAN: (Tur.) Er. - (bkz. Sarper).

SARPKAN: (Tur.) Er. - Sert, guclu soydan gelen.

SARRA: (Ar.) Ka. - Sevindirici, sevincli.

SARTIK: (Tur.) Er. - Azad olunmus, saliverilmis, ozgur.

SARU: (Tur.) Er. - Sari benizli, tenli insan.

SARUBATU: (Tur.) Er. - Osman Beyin kardesi.

SARUCA: (Tur.) Er. - (bkz. Sarica).

SARUHAN: (Tur.) Er. - Harizm'den gelip Anadolu'ya yerlesen Saruhanogullari beyliginin

kurucusu.

SARVAN: (Tur.) Er. - Deve suren, deveci.

SATI: (Tur.) Ka. 1. Satma, satis. Alisveris. 2. Dugun armagani.

SATIBEY: (Tur.) Er. - (bkz. Sati).

SATIGUL: (Tur.) Ka. - (bkz. Sati).

SATIKBUGRA: (Tur.) Er. - (bkz. Satilmis, Bugra).

SATILMIS: (Tur.) Er. - Uzun omurlu olmasi icin dogumundan once ermislere adanan cocuk, sati.

SATUK: (Tur.) Er. - (bkz. Satilmis).

SATVET: (Ar.) Er. - Ezici kuvvet, zorluluk.

SAV: (Tur.) 1. Soz, haber, dedikodu. Ileri surulerek savunulan dusunce. 2. Saglam. 3. Sohret, un. -

Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAVAS: (Tur.) Er. - Iki taraf teskilat, ulke veya ulkeler toplulugu arasinda meydana gelen silahli

vurusma, cenk, muharebe, harb. Dogus, kavga. Mucadele ugras.

SAVASER: (Tur.) Er. - Savasan asker, insan, savasci.

SAVAT: (Tur.) Er. - Gumus ustune yapilan cizgiler, susler.

SAVER: (Tur.) Er. - Saglam, zinde, guclu erkek.

SAVGAT: (Tur.) Er. - Hediye, armagan, bahsis, ihsan.

SAVLET: (Ar.) Er. - Siddetli saldiri, hucum.

SAVNI: (Ar.) Er. - Koruma, gozetme ile ilgili.

SAVTEKIN: (Tur.) Er. - (bkz. Sav).

SAVTUNA: (Tur.) Er. - Sozunde duran kimse.

SAVTUR: (Tur.) Er. - Saglikli kal, hosca kal.

SAYAR: (Tur.) - Saygili, hurmet eden. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAYE: (Fars.) 1. Golge. 2. Sahip cikma, koruma, siyanet. Yardim. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SAYEBAN: (Fars.) Ka. 1. Sayvan, golgelik. Buyuk cadir. 2. Koruyan.

SAYEDAR: (Fars.) Er. 1. Golgeli, golgesi olan, golge eden. 2. Koruyan, sahip cikan.

SAYEZAR: (Fars.) Ka. - Golgelik.

SAYFI: (Ar.) Er. - Yaza ait, yazla ilgili.

SAYFIYYE: (Ar.) Ka. - Yazlik, yazlik ev.

SAYGI: (Tur.) - Insanlara karsi dikkatli, olculu, ozenli davranmaya neden olan sevgi duygusu

deger yargisi. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAYGIN: (Tur.) - Saygi goren, sayilan, hatirli. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAYGUR: (Tur.) Er. - (bkz. Saygin).

SAYGUL: (Tur.) Ka. 1. (bkz. Saygin). 2. Nadir, essiz gul, sayili gul.

SAYHAN: (Tur.) Er. - Adaletli yonetici, hukumdarlarin adili, olculusu.

SAYIL: (Tur.) - Saygi gor, sozun dinlensin, degerin artsin. Degerli, saygideger. - Erkek ve

kadin adi olarak kullanilir.

SAYILGAN: (Tur.) Er. - Kendini saydiran, saygin kimse.

SAYINBERK: (Tur.) Er. - Kendisine saygi gosterilen insan.

SAYINER: (Tur.) Er. - Degerli, saygi duyulan kimse.

SAYKAL: (Tur.) Er. - Duz, duzgun, puruzsuz. Gosterisli.

SAYKUT: (Tur.) Er. - Ugurlu, kutlu, saygideger kimse.

SAYMAN: (Tur.) Er. - Hesap isleriyle ugrasan kimse.

SAYRAC: (Tur.) - Oten, civildayan, sakiyan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAYRAK: (Tur.) - (bkz. Sayrac). -Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAYYAD: (Ar.) Er. - Avci. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SAZAK: (Tur.) Er. 1. Kuvvetli ve soguk esen yel. Soguk yelle birlikte yogun hafif kar. 2.

Bataklik, sazlik. 3.Kucuk pinar, kaynak.

SAZAN: (Tur.) Er. - Gollerde ve sazlik yerlerde yasayan bir tatlisu baligi.

SAZKAR: (Fars.) Er. 1. Uygun, munasip. 2. Turk muziginde birlesik bir makam. 3. Saz calan

sanatkar.

SEBA: (Ar.) Ka. - Yedi. Islam oncesi Sami ve Arap kavimleri yedi sayisinin kutsal bir nitelik

tasidigina inanirlardi, "yedi" sayisi.

SEBAHAT: (Ar.) Ka. - (bkz. Sabahat).

SEBAT: (Ar.) Er. - (bkz. Sabit).

SEBATI: (Ar.) Er. - Sebatlik, sozunde kararinda durma. Sebatli, sozunde duran.

SEBIH: (Ar.) Er. - Yuzme, yuzus.

SEBIL: (Ar.) 1. Yol, buyuk cadde. 2. Su dagitilan yer. Hayir icin parasiz dagitilan su. - Erkek

ve kadin adi olarak kullanilir.

SEBLA: (Ar.) Ka. - Uzun, kirpikli goz.

SEBRE: (Ar.) Er. - Olculu, deneyimli. Sahabeden bu ismi tasiyanlar olmustur.

SEBUCE: (Fars.) Ka. - Kucuk kap. Kucuk testi.

SEBUK: (Tur.) Er. 1. Hafif, yegni. Cabuk hizli. Agirbasli olmayan. 2. Sevgili, aziz.

SEBUKALP: (Tur.) Er. - Hizli, atak, yigit.

SEBUKTEKIN: (Tur.) Er. - (bkz. Sebuk).

SECAHAT: (Ar.) Er. -Yumusak huyluluk.

SECAVEND: (Fars.) Er. - Kur'an-i Kerim'i manasina uygun olarak okumak icin konulan

durak isaretleri.

SECCAC: (Ar.). - Caglayan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SECIYE: (Ar.) Er. - Yaratilis, huy, karakter tabiat. Iyi huy.

SECGUL: (Tur.) Ka. - Secilmis gul.

SECIL: (Tur.) Ka. - Benzerleri arasindan secil, begenil, ustun ol, sevgi ve saygi gor.

SECKIN: (Tur.) Er. - Secilmis, ayrilmis benzerlerinden ustun oldugu icin ayrilmis, mumtaz,

guzide.

SECKINER: (Tur.) Er. - (bkz. Seckin).

SEDA: (Ar.) Ka. - Ses. Yanki.

SEDACET: (Ar.) Ka. - Sadelik.

SEDAD: (Ar.) Er. - Dogruluk, hak. Dogru ve hakli. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak

kullanilir.

SEDEF: (Ar.) Ka. 1. Bazi deniz hayvanlarinin (midye, istiridye gibi) sert, beyaz ve parlak

kabugu. 2. Bu kabuktan yapilmis veya suslenmis esya.

SEDEN: (Tur.) Ka. - Uyanik, tetikte, gozu acik olan.

SEDID: (Ar.) Er. - Dogru hak. (bkz. Sedad).

SEFA: (Ar.) Er. 1. Gonul rahatligi, rahatlik, kaygisiz ve sakin olma. 2. Eglence, zevk, nese.

SEFER: (Ar.) Er. 1. Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. 2. Savas hazirligi. Savasa

gitme. Harp, savas. 3. Gemilerin kalktiklari limana tekrar donunceye kadar yaptiklari fiil. 4.

Istilahta: Ser'i bakimdan uc gun uc gecelik (veya onsekiz saatlik) yola gitmek icin kisinin

oturdugu yerden ayrilmasi. 5. Defa, kere. 6. Arabî aylarin ikincisi.

SEFFAH: (Ar.) Er. - Guzel soz soyleyen, hatip. Comert, eli acik.

SEFINE: (Ar.) Ka. 1. Vapur, gemi. 2. Uzayin guney yarimi.

SEFIR: (Ar.) Er. - El ici. Yabanci diplomat

SEGBAN: (Fars.) Er. 1. Seymen, yeniceri ocagina bagli asker. 2. Osmanli saraylarinda av

kopeklerine bakan bakici.

SEHA: (Ar.) Er. - Sehavet, kerem, comertlik.

SEHAB: (Ar.) 1. Bulut. 2. Karanlik. 3. Bulut gibi ucan bocekler. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SEHABE: (Ar.) Ka. - Tek bulut.

SEHAVET: (Ar.) Er. - Comertlik, (bkz. Sahavet).

SEHER: (Ar.) Ka. - Sabahin gun dogmadan onceki zamani, tan agartisi.

SEHHAR: (Ar.) Er. - Kuvvetle kendine ceken, buyuleyici.

SEHHARE: (Ar.) Ka. - Cok guzel, buyuleyici kadin.

SEHL: (Ar.) Er. - Kolay, sade. Sahabe isimlerindendir.

SEHLE: (Ar.) Ka. - 1. Yumusak. 2. Kolay. 3. Taze, korpe. Habesistan'a hicret eden kadin

sahabelerden.

SEHRAN: (Ar.) Er. - Geceleri uyanik duran.

SEKINE: (Ar.) Ka. - Sakin olma, sukunet. Huzur, gonul rahatligi.

SELAHADDIN: (Ar.) Er. - Dinine bagli kimse. - Turk dil kurali acisindan "d/t" olarak

kullanilir.

SELAM: (Ar.) Er. 1. Insanlarin birbirleriyle karsilastiklarinda kullandiklari yakinlik dostluk,

saygi ifade eden soz, yaptiklari isaret veya hareket. 2. Emniyet, huzur, selamet, esenlik,

saglik, saglamlik. 3.Selam: Yuce Allah'in isimlerinden, Fani olmama, ze-valsizlik, her cesit

ariza ve hadiseden salim olmak. Her turlu tehlikeden koruyup selamete cikaran.

SELAME: (Ar.) Ka. - (bkz. Selam).

SELAMEDDIN: (Ar.) Er. - Dinin kurtulusu. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SELAMET: (Ar.) Esenlik. Her turlu korku, tasa ve tehlikeden uzak, guvenlik icinde olma.

Kurtulma, kurtulus. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SELAMI: (Ar.) Er. - Iyilik, baris ve rahatlikla ilgili.

SELAMULLAH: (Ar.) Er. - Allah'in selami.

SELATIN: (Ar.) Er. - Sultanlar.

SELCAN: (Tur.) - Coskun, taskin yaratilisli kimse. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SELCUK: (Tur.) Er. 1. Guzel konusma yetenegi olan. 2. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta

Dogu'da imparatorluk kuran Turk toplulugunun hukumdari.

SELDA: (Tur.) Ka. - Sel, taskin su.

SELDAG: (Tur.) Ka. - Daglari asan sel, cosku.

SELDANUR: (Tur.) Ka. - Nur seli.

SELEN: (Tur.) - Sel gibi coskun, taskin kimse. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SELIKA: (Ar.) - Guzel konusma ve yazma kabiliyeti. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SELIL: (Ar.) Er. - Yeni dogmus erkek cocugu, ilker.

SELILE: (Ar.) Ka. - Yeni dogmus ilk kiz cocugu.

SELIM: (Ar.) Er. 1. Kusuru, noksani olmayan, saglam, dogru. 2. Tehlikesiz, zararsiz,

kurtulmus. 3. Temiz, samimi.

SELIME: (Ar.) Ka. - (bkz. Selim).

SELIN: (Tur.) Ka. 1. Gur akan su. 2. Orta Asya'da yetisen, bodur, surekli yesil kalan bitki.

SELIS: (Ar.) Er. 1. Kolay yumusak. 2. Bagli, boyun egmis.

SELLEM: (Ar.) - "Selamete erdirsin" manasiyla dualarda gecen. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SELMA: (Ar.) Ka. 1. Baris icinde bulunma, huzur, erinc. 2. Guzel, hos (kadin).

SELMAN: (Ar.) Er. - Baris icinde bulunma, huzur, erinc.

SELMANI: (Ar.) Er. - Niyaz kabul eden dervis. Iran Isfahan'indan olup, Rasulullah'la birlikte

Islami mucadelede uzerine duseni fazlasiyla yapmis buyuk mucahid ve sahabi. Selman-i

Farisi'ye nispetle bu ad kullanilmistir.

SELMI: (Ar.) Er. - Barisla ilgili, bariscil.

SELMIN: (Ar.) Ka. - Baris yanlisi, baris ve sevgi duygusuyla dolu.

SELNUR: (Tur.) Ka. - Nur seli, isik seli.

SELSAL: (Ar.) - Tatli, lezzetli, hafif su. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SELSEBIL: (Ar.) 1. Tatli ve hafif su. 2. Cennette bir cesmenin adi. - Erkek ve kadin adi

olarak kullanilir.

SELVA: (Ar.) Ka. 1. Bal. 2. Buyuk bildircin. Tih colunde bulunduklari surece, israilogullarina

Allah tarafindan kudret helvasiyla birlikte, karinlarini doyurmak icin gonderilen kus. 3. (Isp.)

Ekvator da sik balta girmemis orman

SELVET: (Ar.) Ka. - Gonul rahati.

SEM´AN: (Ar.) Er. - Isiterek. Dinleyerek.

SEMA: (Ar.) Ka. 1. Isitme, duyma. Musiki dinleme. 2. Gokyuzu. 3. Felek. 4. Mevlevilikte

musiki esliginde icra edilen donme hareketi.

SEMAHAT: (Ar.) - Comertlik, el acikligi, iyilikseverlik. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SEMAI: (Ar.) Er. 1. Semaya, goge havaya ait. 2. Gokten dusmus. Allah tarafindan olan, ilahi.

3. - Isitme esasina dayali olarak ogrenilen, (bkz. Semavi).

SEMAN: (Fars.) Er. 1. Gokyuzu. 2. Gunes ayinin 27. gunu. 3. Bildircin.

SEMANE: (Fars.) Ka. - (bkz. Seman).

SEMANIYE: (Ar.) Ka. - Sekiz. (bkz. Seman).

SEMAVAT: (Ar.) Ka. - Gokler.

SEMAVI: (Ar.) Er. - Semaya mensup, sema ile ilgili.

SEMAZEN: (a.f.i.) Er. - Sema yapan, torenle donen mevlevi.

SEMEN: (Fars.) Ka. - Yasemin.

SEMENBER: (Fars.) Ka. - Gogsu yasemin gibi beyaz olan.

SEMENBU: (Fars.) Ka. - Yasemin kokulu.

SEMENTEN: (Fars.) Ka. - Yasemin renkli.

SEMERAT: (Ar.) Ka. 1. Yemisler, meyveler. Faydalar, verimler. 2. Neticeler. 3. Devlete ait

mulklerden alinan vergiler.

SEMERE: (Ar.) Er. - (bkz. Semerat).

SEMI: (Ar.) Er. - Isiten, isitme kuvveti olan. Allah'in isimlerinden, (bkz. Abdussemi).

SEMIH: (Ar.) Er. - Eli acik, comert.

SEMIHA: (Ar.) Ka. - (bkz. Semih).

SEMIN: (Ar.) Er. - Pahali, kiymetli. Cok degerli.

SEMINE: (Ar.) Ka. - (bkz. Semin).

SEMIR: (Ar.) Er. 1. Arkadas. 2. Nitelikli. 3. Yamac, dag silsilesi.

SEMIRAMIS: (Ibr.) Ka. - Dogu mitolojisinde adi gecen, dunyanin 7 harikasindan biri olan

Babil'in asma bahcelerini kurduran Asur kralicesi.

SEMIRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Semir).

SEMIULLAH: (Ar.) Er. - (bkz. Abdussemi).

SEMRA: (Ar.) Ka. - Esmer.

SEMURE: (Ar.) Ka. - Cogalan, zengin olan, meyve veren verimli. Ashabin kullandigi isimlerden.

SENA: (Ar.) 1. Ovgu ile ilgili. 2. Simsek pariltisi. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SENABIL: (Ar.) Ka. - Basaklar.

SENAHAN: (a.f.i.) Oven, metheden. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SENAN: (Ar.) Ka. - Isikli, parlak.

SENAVER: (a.f.i.) Ka. - Oven, metheden.

SENAY: (Tur.) Ka. - Sen aysin, ay gibi guzelsin.

SENEM: (Ar.) - Put. Isim olarak kullanilmaz, (bkz. Sanem).

SENEVAT: (Ar.) Ka. - Seneler, yillar, sinin.

SENEVI: (Ar.) Er. - Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yillik.

SENGUL: (Tur.) Ka. - Sen gulsun, gul gibi guzelsin.

SENIH: (Ar.) Er. 1. Sus, bezek. 2. Inci.

SENIHA: (Ar.) Ka. - Inciler, sus, bezek.

SENIYE: (Ar.) Ka. - Yuksek, yuce, ali, bulend.

SEPID: (Fars.) Er. - Beyaz, ak, beyza.

SEPIDE: (Fars.) Ka. - Tan vakti.

SERA: (Fars.) Ka. - Saray. Buyuk konak. Kosk.

SERAB: (Fars.) Ka. - Colluk arazide, isik kirilmasi sonucu gorulen aldatici gercek olmayan

hayal, ilgim, salgim. - Turk dili acisindan "b/p" olarak kullanilir.

SERACE: (Fars.) Ka. - Saraycik, kucuk saray, konak.

SERALP: (Tur.) Er. - Bas yigit.

SERAN: (Ar.) Ka. - Isikli, parlak.

SERASER: (Fars.) Er. 1. Bastan basa, busbutun. 2. Altin veya gumus telle dokunmus kiymetli bir

cesit kumas.

SERAY: (Fars.) Ka. 1. Ay gibi guzellerin basi. 2. Buyuk konak. Saray.

SERAYA: (Ar.) Er. - Dusman uzerine gonderilen kucuk suvari mufrezeleri.

SERAZAT: (Fars.) Er. - Serbest, ozgur. Rahat, dertsiz.

SERBULEND: (Fars.) Er. - Basta gelen, yuce ustun. - Turk muziginde eski bir makam,

zamanimizda ornegi yoktur.

SERCAN: (Tur.) Er. - Sevgili, sevilen, bascan.

SERDAR: (Fars.) Er. - Baskumandan, basbug. Sefer zamaninda padisah yerine ordunun

basinda sefere giden veziri azamlara verilen unvan, serdar-i ekrem.

SERDENGECTI: (Tur.) Er. - Fedai, akinci, yigit.

SERDIL: (Fars.) Ka. - Bas, gonul.

SERDINC: (f.t.i.) Er. - Basi dinc, sakin, rahat, huzurlu.

SEREN: (Tur.) Er. 1. Uzun, kalin ve silindir sekilli cam kerestesi. Yelkenlilerde ana direge dik

sekilde tutturulan ve yelken germeye yarayan agac. Seren yapilan koknar kerestesi. 2. Orun,

makam.

SERENGUL: (Tur.) Ka. - (bkz. Serendil). - Bas gul. Gullerin birincisi.

SERGEN: (Tur.) Er. 1. Laf. 2. Vitrin. 3. Tepelerdeki duzluk yer. 4. Yorgun, perisan.

SERHAD: (f.a.i.) Er. - Hudut, sinir, sinirbasi; iki devlet arasindaki sinir boyu. - Turk dil

kuralina gore "d/t" getirilerek de kullanilir.

SERHAN: (Ar.) Er. 1. Kurt, canavar. 2. Bas okuyucu, sarkici basi.

SERHENK: (Fars.) Er. 1. Cavus. 2. Turk muziginde cok eski birlesik makam.

SERHUN: (Fars.) Er. - Asil kan, soylu kan.

SERI: (Ar.) Er. - Cabuk, hizli.

SERIM: (Tur.). 1. Serme isi. 2. Sabirli. 3. Genellikle oykulerde baslangic bolumune verilen

ad. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SERIMER: (Tur.) Er. - Sabirli kimse.

SERIR: (Ar.) Er. Taht. Yatacak yer.

SERIYE: (Ar.) Ka. - Hz. Peygamber (s.a.s)'in bulunmadigi kucuk askeri birliklere verilen ad.

SERKAN: (f.t.i.) Er. - Soylu kan, baskan.

SERKIZ: (f.t.i.) Ka. - Bas kiz, kizlarin, guzellerin basi.

SERKUT: (Fars.) Er. - Mutlu, talihli, kutlu insan.

SERMA: (Fars.) Ka. - Soguk kis.

SERMED: (Ar.) Er. - Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk. - Turk dil kurali acisindan "d/t" olarak

kullanilir.

SERMELEK: (Fars.) Ka. - Meleklerin basi, melek kadar guzel ve iyi.

SERMIN: (Tur.) Ka. - Nermin, Sermin gibi adlara benzetilerek yapilmistir.

SERNAZ: (Fars.) Ka. - Cok nazli.

SERNEVAZ: (Fars.) Ka. - Bas oksayan, sevecen.

SERNUR: (Fars.) Ka. - Bas isik. Ilk isik.

SEROL: (f.t.i.) Er. - Onder ol, bas ol.

SERPIL: (Tur.) Ka. - Iyi gelis, buyu, guzelles.

SERPIN: (Tur.) Ka. - Yagmur.

SERRA: (Ar.) Ka. - Genislik, kolaylik.

SERRAC: (Fars.) Ka. 1. Cok sevilen, sayilan kimse, bastaci. 2. (Ar.) Sarac.

SERTAC: (Fars.) Er. - Bastaci, cok sevilen, sayilan.

SERTAP: (Tur.) Er. - Inatci, direngen.

SERTEL: (Tur.) Er. - Sert, kati, acimasiz el.

SERTER: (Tur.) Er. - Kati, sirt, acimasiz.

SERTUG: (Tur.) Er. - Bas tug.

SERVA: (Fars.) Ka. - Soz, masal.

SERVER: (Fars.) Er. - Bas, baskan, reis, ulu.

SERVET: (Ar.) - Zenginlik, varlik. Zenginligi meydana getiren mal, mulk, para. - Erkek ve

kadin adi olarak kullanilir.

SERVI: (Fars.) - Koyu yesil yaprakli, ince uzun bir agac turu. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SERVINAZ: (Fars.) Ka. 1. Dallan yana sarkan servi. 2. Uzun boylu sevgili.

SETTAR: (Ar.) Er. - Orten. Gunahlari orten, Allah. - Allah'in isimlerinden "abd" takisi alarak

kullanilir. Abdussettar.

SEVA: (Ar.) Er. - Denklik, beraberlik, beraber olma.

SEVAD: (Ar.) Er. - Esmerlik, kara renkli adam. - Sahabe isimlerindendir.

SEVAL: (Tur.) Ka. - Severek al, hep sev.

SEVAN: (Tur.) - Severek al, hatirla. -Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEVAY: (Tur.) Ka. - Sevimli ay.

SEVBAN: (Ar.) Ka. - Giyinen, kusanan. Hz. Peygamber'in azatlisinin adi.

SEVCAN: (Tur.) - Sevgili insan, sevimli Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEVDA: (Ar.) Ka. 1. Bir seye karsi hissedilen siddetli arzu. 2. Siddetli sevgi, ask. 3. Asiri

istek, heves. 4. Kara sevda, mali hulya, melankoli. 5. Huzun. Iptila.

SEVDEKAR: (a.f.i.) Ka. - Sevdali.

SEVDE: (Ar.) Ka. - Siyah, esmer, esmer guzeli. Mu'minlerin annelerinden birisi Hz. Sevde.

SEVEN: (Tur.) - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse. Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEVENAY: (Tur.) Ka. - (bkz. Sevay).

SEVENCAN: (Tur.) Ka. - (bkz. Sevcan).

SEVENER: (Tur.) Er. - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse.

SEVENGUL: (Tur.) Ka. - Sevimli gul, sevgiyi hatirlatan gul.

SEVENGUN: (Tur.) Ka. - (bkz. Sevgun).

SEVGEN: (Tur.) Er. - Sevmis, seven.

SEVGI: (Tur.) Ka. - Sevme hissi, ask muhabbet.

SEVGINAZ: (Tur.) Ka. - Cok nazli, sevgili.

SEVGUR: (Tur.) - Cok seven. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEVIK: (Tur.) Er. 1. Dost, arkadas. 2. Unutkan, saf kimse. 3. Sevgili, sevilen.

SEVIL: (Tur.) Ka. - Her zaman sevilen, begenilen biri olma temennisi.

SEVILAY: (Tur.) Ka. - Ay gibi her zaman sevil.

SEVIM: (Tur.) Ka. 1. Sevme, muhabbet. 2. Baskalarinin sevmesine sebeb olan vasif, cazibe.

SEVINC: (Tur.) Ka. - Bir halden hosnut olmanin dogurdugu heyecan.

SEVKAN: (Tur.) - Sevgili, asil kan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEVNAZ: (Tur.) Ka. - Cok nazli sevgili.

SEVNUR: (Tur.) Ka. - Sevgi nuru, isigi, ayginligi.

SEVTAP: (Tur.) Ka. - Tapilacak kadar sevgi duyulan.

SEVUKTEKIN: (Tur.) Er. - Cok sevilen, tek tutulan.

SEYEHAT: (Ar.) Er. 1. Seyahat, gezi. 2. Golgenin gunesle beraber donmesi.

SEYFEDDIN: (Ar.) Er. - Dini koruyan, dinin kilici. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak

kullanilir.

SEYFI: (Ar.) Er. 1. Kilicla ilgili kilic seklinde. 2. Askerlikle ilgili. Askeri.

SEYFIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Seyfi).

SEYFULLAH: (Ar.) Er. - Allah'in kilici. - Ali (r.a.)'nin ve Hz. Halid b. Velid'in lakabi.

SEYHAN: (Ar.) 1. Urdun'un otesinde Hz. Musa'nin mezarinin bulundugu sehir. 2. Adana

ovasini yararak Iskenderun korfezine dokulen nehir. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEYHUN: (Tur.) Er. - (bkz. Seyhan).

SEYIDHAN: (Ar.) Er. - Hanlarin basi, onderi.

SEYLAB: (Fars.) Er. - Sel, sel suyu. -Turk dil kuralina gore "b/p" olarak kullanilir.

SEYLAN: (Ar.) - Akma, akis. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEYRAN: (Ar.) - Gezme, bakip seyretme. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEYYAL: (Ar.) Ka. - Akan, akici, akiskan.

SEYYARE: (Ar.) Ka. - Gunesin cevresinde belli bir egri cizerek dolasan yildiz, gezegen.

SEYYID: (Ar.) Er. 1. Bir toplulugun ileri gelen kisisi, lider. 2. Hz. Peygamber'in soyundan

olan kimse. -Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SEYYIDE: (Ar.) Ka. - (bkz. Seyyid). - Muhterem (kadin).

SEZA: (Fars.) Er. - Munasip, uygun, yarasir.

SEZAI: (Fars.) Er. - Uygun yarasan, munasip.

SEZAL: (Tur.) Er. - Sezgili.

SEZAN: (Tur.) Ka. - Sezgili.

SEZAVAN: (Fars.) Er. - Munasip uygun, yarasir.

SEZAY: (Tur.) Ka. - (bkz. Sezan).

SEZCAN: (Tur.) - (bkz. Sezal). - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEZEK: (Tur.) - Cabuk sezen, duyarli, hassas. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEZEN: (Tur.) - Duyan, hisseden, anlayan, sezgili. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEZER: (Tur.) - Duyar, hisseder, anlar. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEZGEN: (Tur.) - Sezen, hisseden, duyan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEZGI: (Tur.) 1. Sezme kabiliyeti, sezis. 2. Deneme ve akil yurutme sonucu olmayip

dogrudan bilme, anlama ve kavrama, tahaddus. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEZGIN: (Tur.) - Sezme yetenegi olan, duygulu anlayisli. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SEZGINAY: (Tur.) - (bkz. Sezgin). -Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEZIN: (Tur.) Ka. - (bkz. Sezgin).

SEZMEN: (Tur.) Er. - Sezen, anlayan kimse.

SIBGATULLAH: (Ar.) Er. - Yaratici gucu, kuvveti olan Allah'in kulu.

SIDAL: (Tur.) Er. 1. Guc, kuvvet, dayaniklilik. 2. Olgunlasmaya, erginlesmeye baslayan. 3.

Ofkeli, sinirli.

SIDAM: (Tur.) Er. - Sade, yalin, duz, sussuz.

SIDAR: (Tur.) Er. - Dayanikli.

SIDDIK: (Ar.) Er. 1. Cok dogru olan, hic yalan soylemeyen. Hakikati kabul eden ve

onaylayan kisi. 2. Kur'an'da peygamberleri vasfetmek, iman edenlerin sifati ve sehitlikten

onde gelen makam kastedilerek zikredilmistir. Ebu Bekir Siddik: Hz. Ebu Bekir'in lakabi.

SIDIKA: (Ar.) Ka. - Cok dogru, yalan soylemeyen. Hz. Aise ve Hz. Meryem'in lakabi.

SIDK: (Ar.) Er. 1. Dogruluk, gerceklik. 2. Temiz kalplilik, halisiyet. 3. Sadakat.

SIDKI: (Ar.) Er. - Ic, yurek temizli-giyle, dogrulukla ilgili. - Turk dil kurali acisindan "d/t"

olarak kullanilir.

SIDKIYE: (Ar.) Ka. - Ic yurek temizligiyle dogrulukla ilgili, (bkz. Sidika).

SILA: (Ar.). - Dogup buyudugu yere gidip ayri kaldigi yakinlarina kavusma. - Erkek ve kadin

adi olarak kullanilir.

SINGIN: (Tur.) Er. 1. Kirik, dokuk. 2. Daginik. 3. Sikintili, kederli. 4. Cekingen, gozu

korkmus.

SIRALP: (Tur.) Er. - Sir saklayan yigit-

SIRAT: (Ar.) Er. - Yol, tarik.

SIRATULLAH: (Ar.) Er. - Dosdogru yol. Allah'in yolu.

SIRMA: (Tur.) Ka. 1. Altin yaldizli veya yaldizsiz ince gumus tel. 2. Rutbe gosteren sari serit.

Sirmadan yapilmis.

SIRRI: (Ar.) Er. 1. Sirla ilgili, sirra ait. 2. Mistik.

SIRRIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sirri).

SIYANET: (Ar.) Ka. - Koruma, korunma.

SIYAMI: (Ar.) Er. - Oruc tutan, oruclu, kotulukten kacinan.

SIBEL: (Tur.) Ka. 1. Bugday basagi. 2. Henuz yere dusmemis yagmur damlasi. 3. Eski

Turklerdeki bir tanrica.

SIDRE: (Ar.) Ka. - Arabistan kirazi.

SIKA: (Ar.) Er. - Guven, emniyet. Inanilir, guvenilir kimse.

SIKAYE: (Ar.) Ka. - Su icecek kab. Icilecek suyun toplanmasi icin yapilan yer.

SIKAYET: (Ar.) Ka. 1. Birine icecek su verme vazifesi. 2. Ka'be sakaligi, Mekke'de hacilara

zemzem dagitma isi.

SIMA: (Fars.) Ka. 1. Yuz, cehre, beniz. 2. Kimse, insan, tip.

SIMAVI: (Fars.) Er. - Yuz, cehre, benizle ilgili.

SIMAY: (Tur.) Ka. - Gumusten ay, gumus gibi parlak ay.

SIMBER: (Fars.) Ka. - Gogsu gumus gibi olan.

SIMGE: (Tur.) Ka. - Isaret, sembol.

SIMIN: (Fars.) Ka. - Gumusten, gumus gibi, gumuse benzeyen parlak isilti.

SIMRUY: (Fars.) Ka. - Gumus yuzlu, gumus gibi parlak, isiltili yuzu olan.

SIMTEN: (Fars.) Ka. - Teni gumus gibi guzel, parlak olan.

SIMURG: (Fars.) Er. - Anka kusu, masal kusu.

SINA: (Ar.) Er. 1. Arap yarimadasinin Misir ile birlestigi yerde bir ucgen olusturan yanmada.

2. Bu yarimadada bulunan dag. 3. Hz. Musa'ya Allah'tan levhalarin (sozlerin) geldigi dag.

SINAN: (Ar.) Er. - Mizrak, sungu vb. silahlarin sivri ucu.

SINCAN: (Tur.) Ka. - Gulgillerden, Dogu Anadolu bolgesinde yetisen, kirmizi ya da kan

kirmizisi renkte cicekleri olan cok yillik itirli bir bitki.

SINE: (Fars.) Ka. 1. Gogus. 2. Gonul, yurek. Ic derinlik.

SINEM: (f.t.i.) Ka. - Gonlum, yuregim, cok sevdigim.

SIPAHI: (Fars.) Er. - Osmanli Impa-ratorlugu'nda timar sahibi bir sinif atli asker.

SIPAR: (Fars.) Ka. 1. Feda eden, veren. 2. Suya kanmis. 3. Taze, korpe.

SIPAS: (Fars.). - Sukretme, dua etme. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SIRAC: (Fars.) Er. 1. Isik mesale, kandil, cerag. 2. Nur sacan anlaminda Rasulullah icin

kullanilmistir.

SIRACEDDIN: (Ar.) Er. – Dinin kandili, dinin verdigi aydinlik, isik, isiklandiran,

aydinlatan. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SIRAN: (Ar.) Er. - Kaleler, hisarlar.

SIREN: (Tur.) Ka. - Mitolojide gecen, denizde kayalar uzerinde gemicilere sarkilar soyleyen,

belden asagisi balik biciminde kadin, deniz kizi.

SIRET: (Ar.) Er. Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri, tabiati ahlak ve karakteri.

Hal ve gidis. Hal tercumesi. - Hz. Muhammed'in hal tercumesi.

SIRFIRAZ: (Fars.) Ka. - Basini yukari kaldiran yukselten, benzerlerinden ustun olan. Asli

Serfiraz'dir.

SITARE: (Fars.) Ka. - Yildiz.

SITAREGAN: (Fars.) Ka. - Yildizlar.

SIVA: (Ar.) Ka. - Baska, gayri ozge.

SIYADET: (Ar.) Ka. 1. Efendilik, beylik, seyyidlik, sahiplik. 2. Hz. Hasan vasitasiyla Hz.

Peygamber soyundan olma. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SIYASET: (Ar.) 1. Seyislik, at idare etme, at isleriyle ugrasma. 2. Memleket idaresi. 3. Ceza,

idam cezasi. 4. Politika. Diplomatlik. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SOHBET: (Ar.) Ka. - Gorusup, konusma, arkadaslik.

SOLAY: (Tur.) - Ay isiginin azalmasi, solmasi. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SOLMAZ: (Tur.) Ka.- Her zaman taze, korpe ve genc.

SOMAY: (Tur.) - Ay gibi kusursuz, eksiksiz guzel. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SOMEL: (Tur.) Er. - Dogru, katisiksiz, guclu el.

SOMER: (Tur.) Er. - Dogru, katisiksiz guclu kimse.

SONALP: (Tur.) Er. - Sonuncu, son dogan yigit, erkek cocuk.

SONAT: (Tur.) Er. - Bir ya da iki calgi icin yazilmis, uc ya da dort bolumden olusan muzik

yapiti.

SONAY: (Tur.) - Ay'in son gunleri. -Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SONER: (Tur.) Er. - (bkz. Sonalp).

SONGUR: (Tur.) Er. 1. Sahin. 2. Agir, hantal.

SONGURHAN: (Tur.) Er. - (bkz.Songur).

SONGUL: (Tur.) Ka. - Sonbahar'in sonlan, kis baslangicinda ucan gul.

SONGUN: (Tur.) Er. - Sonuncu, son olan. Egilim, yetenek.

SONNUR: (Tur.) - (bkz. Sonay).

SONTAC: (Tur.) Ka. - Essiz tac.

SONVER: (Tur.) Ka. - Son olmasi istenen cocuklara verilen isimlerden.

SORGUN: (Tur.) Er. 1. Bir tur sogut agaci. 2. Sitki, sert. 3. Cok uzun ve guzel sac.

SOYHAN: (Tur.) Ka. - Han soyundan gelen.

SOYKAN: (Tur.) Ka. - Asil, soylu.

SOYSAL: (Tur.) Er. - Uygar, medeni.

SOYSALDI: (Tur.) Er. - Soyu genisledi, tanindi.

SOYSALTURK: (Tur.) Er. – Uygar Turk.

SOYSAN: (Tur.) Er. - Taninmis soy.

SOYSELCUK: (Tur.) Er. - Selcuklu soyundan.

SOYTEKIN: (Tur.) Er. - Cesur, yigit. - (bkz. Tekin).

SOYUER: (Tur.) Er. - Yigit soydan gelen.

SOYURGAL: (Tur.) Er. - Ihsan, bagis, hediye, armagan.

SOKMEN: (Tur.) Er. - Yigitlere verilen san. Selcuklulara bagli Hasankeyf Artuklu Beyliginin

kurucusunun adi.

SOKMENER: (Tur.) Er. - Yigit kimse.

SOKMENSU: (Tur.) Er. - Yigit asker, yigit subay.

SONMEZ: (Tur.) - Parlakligim, isigini hic yitirmeyen, her zaman canli. -Erkek ve kadin adi

olarak kullanilir.

SONMEZALP: (Tur.) Er. - (bkz. Sonmez alp).

SONMEZAY: (Tur.) Ka. - Isigi hic sonmeyen ay.

SOZEN: (Tur.) Er. - Soylev veren, guzel konusan hatib.

SOZER: (Tur.) Er. - Sozunde duran.

SOZMEN: (Tur.) - Guzel, etkili konusan kimse.

SUAD: (Ar.) Ka. - Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu. Sa'd isminin muennesidir.

SUAVI: (Ar.) Er. - Herkesin isine kosan, yardim eden.

SUAY: (Tur.) - Suya dusen ay. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SUBAHI: (Ar.) Er. - (bkz. Subhi).

SUBHI: (Ar.) Er. - Sabah vakti, safak ile ilgili. - Turk dil kuralina gore "b/p" olarak kullanilir.

SUBHIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Subhi).

SUBUTAY: (Tur.) Er. - Cengiz Han'in unlu Mogol generalinin adi.

SUCA: (Tur.) Er. - Uzun duzgun boy.

SUDAN: (Tur.) Ka. - Su gibi guzel, parlak.

SUDEKA: (Ar.) Er. - Dogru, hakiki dostlar.

SUDI: (Ar.) Er. - Yararli, faydali, kazancli.

SUDIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sudi).

SUDUR: (Ar.) Er. 1. Gogusler. 2. Sadrazamlar. 3. Kazasker. 4. Sadir olma, meydana gelme.

SUFI: (Ar.) Er. - Tasavvuf erbabi, mutasavvif.

SUGRA: (Ar.) Ka. - Daha, pek, en kucuk.

SUHAN: (Tur.) Er. - Suyun hakimi, su kaynaklarinin yonetimini elinde bulunduran.

SUHANSERA: (Fars.) Ka. - Ahenkli soz soyleyen.

SUHEYB: (Ar.) Er. - Arkadas, dost. Rasulullah'in azatlisinin adi.

SUKA: (Ar.) Er. - Carsi adami, esnaf.

SUKUTI: (Ar.) Er. - Susmayi seven, az konusan.

SULBI: (Ar.) Er. - Birinin sulbunden gelme, kendi evladi, oglu.

SULBIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sulbi).

SULEHA: (Ar.) Ka. - Salih, iyi, yarar, selahiyet, gunah islemeyen.

SULHI: (Ar.) Er. - Barisa ozgu, barisla ilgili, barisci.

SULHIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sulhi).

SULTAN: (Ar.) Ka. - Padisah, hukumdar.

SUNA: (Tur.) Ka. - Erkek ordek. Gorunusundeki zerafet sebebiyle bayan ismi olarak

kullanilmistir.

SUNAR: (Tur.) Ka. - Saygili bir bicimde verir, takdim eder.

SUNAY: (Tur.) - Ay'i sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birlesik isim. -Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SUNER: (Tur.) Er. - Sunucu, sunan.

SUNGU: (Tur.) - Armagan, bagis, ihsan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SUNGUN: (Tur.) Er. 1. Yetenek. 2. Bagis, ihsan.

SUNGUR: (Tur.) Er. 1. Sakin, sogukkanli (kimse). 2. Akdogan.

SUNGURALP: (Tur.) Er. - Sogukkanli ve dogankusu gibi guclu, yigit.

SUNGURBAY: (Tur.) Er. - (bkz. Sunguralp).

SUNGURTEKIN: (Tur.) Er. - (bkz. Sunguralp).

SUNUHI: (Ar.) Er. - Hatirlayan, gonul alan, kolay anlayan.

SUNULLAH: (Ar.) Er. - Allah'in yarattigi.

SUUD: (Ar.) Er. 1. Kutsal sayilan yildizlar. 2. Yukari cikma, yukselme. -Turk dil kuralina gore

"d/t" olarak kullanilir.

SUUDI: (Ar.) Er. - (bkz. Suud).

SUYURGAL: (Tur.) Er. - Ihsan, bagis, hukumdarca bagislanan dirlik.

SUYURGAMIS: (Tur.) Er. Lutufta, ihsanda bulunan, bagis yapan kimse. Aciyan, merhamet

eden.

SUYURGAN: (Tur.) Er. - (bkz. Suyurgamis).

SUZAN: (Fars.) Ka. - Yakan, yakici. Yanan, yanici.

SUZEN: (Fars.) Er. - Topluca yapilan av.

SUZI: (Fars.) Er. 1. Yanma, tutusma ile ilgili. 2. (Mecazen): Atesli kimse.

SUZIDIL: (Fars.) Ka. 1. Turk musikisinin sed makamlarindan biri. 2. Gonul atesi, gonul

sicakligi.

SUZNAK: (Fars.) Ka. 1. Yakan, yakici. Dokunakli. 2. Turk muziginde basit bir makam.

SÛZULAY: (Tur.) Ka. - Gokte suzulen ay.

SUALP: (Tur.) Er. - Guclu, yigit asker.

SUEDA: (Ar.) Ka. - Kutlu, ugurlu insanlar.

SUEL: (Tur.) Er. - Asker eli.

SUER: (Tur.) Er. - Yigit asker.

SUERDEM: (Tur.) Er. - Erdemli asker.

SUERGIN: (Tur.) Er. - Olgun asker.

SUERKAN: (Tur.) Er. - Soylu kandan gelen asker.

SUERSAN: (Tur.) Er. - Yigitligiyle unlu asker.

SUFYAN: (Ar.) Er. - Ashab-i kiramin meshurlarindan bazilarinin ismi. Sufyan-i Sevri:

Kelamci, muhaddis, alim.

SUHA: (Ar.) Er. - Buyukayi takim yildizinin en kucuk yildizi.

SUHAN: (Fars.) Er. - Soz, lakirdi. Siir.

SUHANDAN: (Fars.) Ka. - Soz sahibi, guzel soz soyleyen.

SUHEYL: (Ar.) Er. - Sema'nin guney yarimkuresinde bulunan sefineyi Nuh burcundaki

parlak ve buyuk yildizin adi.

SUHEYLA: (Ar.) Ka. - Yumusak, iyi huylu kadin.

SUHULET: (Ar.) Er. 1. Kolaylik. Yumusaklik. Mulayemet. 2. Uygunluk. Elverislilik.

SUHUNET: (Ar.) - Sicaklik. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SUKAR: (Tur.) Er. - Asker soyundan gelen, yigit yurekli asker.

SUKEYNE: (Ar.) Sessiz, sakin, agirbasli, onurlu. Hz. Huseyin (r.a.)'in kizinin adidir.

SULASI: (Ar.) Er. - Uclu, uc seyden meydana gelen.

SULEYMAN: (Ar.) Er. 1. Ibranice "huzur, sukun". 2. Kur'an-i Kerim'de ismi gecen

peygamberden biri. Ulu'l-Azm peygamberlerdendir.

SULUNAY: (Tur.) Ka. - Ay gibi guzel, uzun boylu, endamli.

SULUNBIKE: (Tur.) Ka. - Sulun gibi boylu endamli kadin.

SULVAN: (Ar.) Er. - Yurege ferahlik veren ruh, ic acici ilac.

SULVANE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sulvan).

SUMBUL: (Fars.) Ka. l. Zambakgillerden, salkim cicekli, keskin kokulu, soganli otsu bitki.

2. Guzellerin saci.

SUMBULVES: (Fars.) Ka. - Sumbule benzeyen, sumbul gibi guzel.

SUMER: (Tur.) - Eski tarihlerde asagi Mezopotamya'da yasamis olan bir kavim. - Erkek ve

kadin adi olarak kullanilir.

SUMEYRE: (Ar.) Ka. 1. Meyve caglasi. 2. Kivrilmis yaprak.

SUMEYYE: (Ar.) Ka. - Islam'in ilk sehidi. Ammar b. Yasir'in annesi ve ilk musluman olan

hanim sahabelerden.

SUMRE: (Ar.) Er. - Esmerlik, karayagizlik.

SUMRET: (Ar.) Ka. - (bkz. Sumre).

SUNDUS: (Ar.) Ka. - Eskiden altin veya gumus tellerle nakisli olarak dokunan bir cesit ipekli

kumas. Kur'an'da cennet elbisesi anlaminda Kehf: 31, Duhan: 53, Insan suresi 21. ayetlerde

mezkurdur.

SUNNET: (Ar.) Er. 1. Iyi ahlak, iyi tabiat. 2. Hz. Muhammed'in sozleri, isleri ve tasvipleri.

SUNNETULLAH: (Ar.) Er. - Allah'in koydugu nizam.

SUPHAN: (Tur.) Er. - Dogu Anadolu'da Van golunun kuzey kiyisindaki sonmus volkan.

SUREHA: (Ar.) Er. - Saf irklar.

SUREYYA: (Ar.) - Ulker yildizi, pervin. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SURRE: (Ar.) Er. 1. Para kesesi. 2. Hediye. 3. Osmanli devletinde halifelik makaminca

Mekke ve Medine fakirleri ile alimlerine gonderilen para.

SURSOY: (Tur.) Er. - Soyun sursun, soyun genislesin.

SURUR: (Ar.) Er. - Sevinc.

SURURI: (Ar.) Er. Sevincle, neseyle ilgili. - VIII. yy.'in unlu Osmanli sairi.

SUSEN: (Tur.) Ka. - Cicekleri iri, guzel gorunuslu ve kokulu bir sus bitkisi. Zambak.

SUVARI: (Fars.) Er. 1. Atli. Atli asker. 2. Gemi kaptani.

SUVEYDA: (Ar.) Ka. 1. Kalbin ortasinda var kabul edilen siyah nokta. 2. Tohumun ortasinda

bulunan tanecik. 3. Kalpteki gizli gunah. - Isim olarak kullanilmasi uygun degildir.

-------------------------Sonu----------------------

-SSABAN:

(Ar.) Er. 1. Aralik, fasila. 2. Hicri, Kameri aylarin sekizincisi, uc aylarin ikinci ayi.

SABEDDIN: (Ar.) Er. - Din toplulugu, cemaati. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SADAB: (Fars.) Er. - Suya kanmis, sulu, taze.

SADAN: (Fars.) Ka. - Keyifli, neseli, sevincli.

SADI: (Fars.) Er. - Sevinc, mutluluk.

SADIYE: (Ar.) Ka. 1. Memnunluk, sevinc, gonul ferahligi. 2. Guzel sesle sarki okuyan, siir

soyleyen.

SADKAM: (Fars.) Ka. - Cok sevincli.

SADNAK: (Fars.) Ka. - Gonlu memnun.

SADUMAN: (Ar.) Ka. - Sevincli, neseli, memnun.

SAFAK: (Ar.) - Gunes dogmadan az once ufukta beliren aydinlik. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SAFAKGUN: (a.t.i) Er. - Safak renkli, kizil.

SAFAKNUR: (Ar.) Ka. - Safak aydinligi.

SAFI: (Ar.) Er. 1. Suclunun bagislanmasi icin araya girip yalvaran kimse. 2. Iyilestiren, sifa

veren. 3. Inandirici, inandiran.

SAFIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Safi).

SAH: (Fars.) Er. 1. Hukumdar. - Birlesik isimlerde 1. ve 2. isim olarak da kullanilir: Sahbanu -

Selimsah gibi.

SAHABEDDIN: (Ar.) Er. - Dinin yildizi. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SAHADEDDIN: (Ar.) Er. - Dinin tanikligi. Dinin belirtisi, isareti. - Turk dil kuralina gore "d/t"

olarak kullanilir.

SAHADET: (Ar.). 1. Sahitlik etme, sahitlik, taniklik, Kelime-i sehadet. 2. Acik, belirti. 3. Sehit

olma, sehidlik. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAHAMET: (Ar.) Er. - Sismanlik, topluluk.

SAHAN: (Fars.) Er. 1. Sahlar. 2. Oldukca buyuk boylu, yirtici bir kus. (bkz. Sahin).

SAHANDE: (Fars.) Ka. - Mutlu, memnun.

SAHANE: (Fars.) Ka. - Hukumdarlara yakisacak kadar guzel, eksiksiz olan.

SAHAP: (Ar.) Er. 1. Alev, ates parcasi. 2. Kayan yildiz, akan yildiz. 3. Cesur yurekli kimse.

SAHAT: (f.t.i.) Er. - Guclu, guzel cins at, atlarin sahi.

SAHBANU: (Fars.) Ka. - Hukumdar esi, sah hanimi.

SAHBAZ: (Fars.) Er. 1. Beyaz ve iri dogan. 2. Yakisikli. Yigit, serdengecti. 3. Kabadayi. 4.

Comert. 5. Buyuk, gosterisli, guzel mukemmel.

SAHBENDER: (Fars.) Ka. - Konsolos.

SAHBEY: (f.t.i.) Er. - Ustun nitelikli, saygin, yuce.

SAHDANE: (Fars.) Ka. - Iri inci tanesi.

SAHDAR: (Fars.) Er. - Dalli, budakli agac.

SAHESER: (Fars.) Ka. - Degerli, ustun nitelikli. Kalici, degerli, ustun yapit.

SAHHANIM: (Fars.) Ka. - Hanim sultan. - Sah ve hanim kelimelerinden birlesik isim.

SAHI: (Fars.) Er. - Sah'a hukumdara mensup, sah ile ilgili. Sahlik hukumdarlik.

SAHID: (Ar.) Er. 1. Bir yerde bulunan, bir seyi goren ve gordugu ve bildigi seyler konusunda

bilgi veren kimse, tanik. 2. Bir akdin yapilmasi sirasinda taraflardan birinin yaninda hazir

bulunan. 3. Dogrulayan, isbat eden. 4. Hz. Muhammed'in sifatlarindan.

SAHIDUDDIN: (Fars.) Er. - Islam'i secmis olan ve Islam'in hak din olduguna sahidlik eden.

SAHIGUL: (Fars.) Ka. - Gul dali.

SAHIKA: (Ar.) Ka. - Zirve, doruk, dag tepesi.

SAHIN: (f.t.i.) Er. - Buyuk boylu, kanca gagali, yirtici bir kus.

SAHINALP: (f.t.i.) Er. - Sahin gibi guclu yigit, cesur.

SAHINER: (f.t.i.) Er. - Sahin gibi guclu, yigit er.

SAHINHAN: (f.t.i.) Er. - Guclu, yigit kimse.

SAHINKAN: (f.t.i.) Er. - Yigit soydan gelen, guclu, kahraman.

SAHINTER: (Fars.) Er. - Cok yigit, kahraman, sahin gibi.

SAHISTAN: (Fars.) Er. - Sah ulkesi.

SAHKAR: (Fars.). - Bas eser, en guzel eser. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAHMELEK: (f.a.i.) Ka. - Melekler kadar guzel, guzellikte lider.

SAHNAZ: (Fars.) Ka. - Cok nazli.

SAHNISA: (f.a.i.) Ka. 1. Hukumdar kadin, hukumdar karisi. 2. Kadinlarin sahi, ustun

nitelikli, degerli kadin.

SAHNUR: (a.f.i.) Ka. 1. Kaynak, isik kaynagi. 2. Munevver.

SAHRAH: (Fars.) Er. 1. Buyuk islek yol, ana yol, cadde. 2. Sasirilmasi mumkun olmayan

dogru ve acik yol.

SAHRUH: (f.a.i.) Er. - Yuce ruhlu, gorkemli, ustun kisilikli kimse.

SAHSAR: (Fars.). - Dallik, agaclik, koruluk. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAHSINUR: (Ar.) Ka. - Nurlu kisi, aydinlik kimse.

SAHSUVAR: (Fars.) Er. - Iyi ata binen yigit kimse.

SAHVAR: (Fars.) Er. 1. Saha, hukumdara yakisacak surette. 2. Iri ve iyi cins inci.

SAHVELET: (f.a.i.) Er. - Hukumdar cocugu.

SAHZAT: (f.a.i.) Er. - Saygideger kimse. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SAHZADE: (Fars.) Er. - Sehzade, sah oglu, hukumdar cocugu.

SAIK: (Ar.) Er. - Istekli, hevesli.

SAIKA: (Ar.) Ka. - Istekli, hevesli, sevkli.

SAIR: (Ar.) Er. - Siir yazan kimse, ozan.

SAIRE: (Ar.) Ka. - Kadin sair, daha cok unvan olarak kullanilir.

SAKAR: (Tur.) - Yigit, cesur. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SAKAYIK: (Ar.) Ka. - Bahcelerde yetistirilen, pembe, kirmizi alaca cicekler acan, cok yillik

sus bitkisi.

SAKIR: (Ar.) Er. - Sukreden, durumundan memnun olan. Allah'a sukreden. Kur'an'da cok sik

gecen kelimelerden biridir.

SAKIRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sakir).

SAKRAK: (Ar.) Er. - San asma nevinden bulbul gibi oten bir kus.

SAMIH: (Ar.) Er. - Yuksek, gorkemli.

SAMIHA: (Ar.) Ka. 1. Yuksek, gosterisli. 2. Kibirli.

SAMIL: (Ar.) Er. - Sumulu bulunan, icine alan, kaplayan, havi. Unlu Kafkas Turk

liderlerinden Dagistan aslani Seyh Samil.

SAMILE: (Ar.) Ka. - (bkz. Samil).

SANAL: (Tur.) - Unun yayilsin, taninmis sanli bir insan ol. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SANALP: (Tur.) Er. - Unlu, sanli, taninmis kimse.

SANER: (Tur.) Er. - Unlu kimse.

SANLI: (Tur.) 1. Un, sohret. 2. Hal durum. 3. Debdebe, gosteris, hasmet. 4. Yuksek makam

rutbe. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SANLIBAY: (Tur.) Er. - Taninmis, unlu kimse.

SANVERI: (Fars.) Ka. 1. Iri ve iyi cins inci. 2. Hukumdara yakisan, hukumdara uygun.

SAPÛR: (Fars.) Er. - Iran hukumdarlarindan uc sahsin adidir.

SARANI: (Ar.) Er. - Gur ve uzun sacli kimse. Islam tarihinde bu isimde bircok meshur vardir.

SARBAY: (Tur.) Er. - Kentli, sehirli kimse.

SARIK: (Ar.) Er. - Dogup parlayan, parlak.

SATI: (Ar.) Er. - Kiyi, kenar.

SATIR: (Ar.) Er. 1. Neseli, sen. 2. Buyuk bir kimsenin ati yaninda gitmekle vazifeli aga.

SAYAN: (Fars.) Ka. - Uygun, yakisir, munasip, layik.

SAYESTE: (Fars.) Ka. - Layik uygun, munasip.

SAYGAN: (Fars.) Ka. 1. Layik, yakisir, munasip, yansir. 2. Ucuz, bol, cok.

SAYLAN: (Tur.). 1. Cok ovunen, gururlu kimse. 2. Sevincli, neseli. - Erkek ve kadin adi

olarak kullanilir.

SAZI: (Fars.) Er. - (bkz. Sadi).

SAZIMET: (Ar.) Ka. - Kimseye benzemeyen, farkli, tek, essiz.

SAZIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sadiye).

SEBAB: (Ar.) Er. - Genclik, tazelik. -Turk dil kuralina gore "b/p" olarak kullanilir.

SEBEFRUZ: (Fars.) - Geceyi aydinlatan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEBIB: (Ar.) Er. - Genclik, tazelik.

SEBHAN: (Fars.) Er. - Gece oten bir cins bulbul.

SEBNEM: (Fars.) Ka. - Havada buhar durumundayken gecenin serinligiyle yerde ya da

bitkilerin uzerinde toplanan su damlaciklari, cig.

SEBNUR: (a.f.i.) Ka. - Gecenin nuru, gecenin isigi, aydinligi.

SEBYELDA: (Fars.) Ka. - Yilin en uzun gecesi (22 Aralik).

SECAAT: (Ar.) Er. - Yigitlik, cesurluk, korkusuzluk, kalb metinligi.

SECAADDIN: (a.b.i.) Er. - Dinin kahramani, dinin yigidi.

SECI: (Ar.) Er. - Cesur, yurekli, yigit.

SECIA: (Ar.) Ka. - (bkz. Seci).

SEFAADDIN: (Ar.) Er. - Dinin, Allah ile kul arasinadaki araciligi, dinin sefaati. - Turk dil

kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SEFAAT: (Ar.) - Birinin sucunun bagislanmasi ya da dileginin yerine getirilmesi icin o

kimseyle baskasi arasinda yapilan aracilik, dua. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEFAATI: (Ar.) Er. - Sefaatle ilgili.

SEFAKAT: (Ar.) Ka. - Sefkat, aciyarak ve esirgeyerek sevme.

SEFI: (Ar.) Er. - Sefaat eden. (bkz. Safi).

SEFIK: (Ar.) Er. - Sefkatli, acimasi olan, esirgeyici.

SEFIKA: (Ar.) Ka. - (bkz. Sefik).

SEFKAT: (Ar.). - Sevecenlik, acima ve sevgi duygusu. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEHADET: (Ar.). - (bkz. Sahadet).

SEHALEM: (f.a.i.) Er. - Evrenin hukumdari.

SEHAMET: (Ar.) Er. - Zeka ve akilla birlikte olan yigitlik, cesaret.

SEHBA: (Ar.) Er. 1. Kir, akcil. 2. Haleb sehri.

SEHBAL: (Fars.) Ka. - Kus kanadinin en uzun tuyu.

SEHID: (Ar.). 1. Allah yolunda canini feda eden musluman, Islam ugruna olen musluman,

sehadet mertebesine erisen kimse. 2. Fikri, inanci, ulkesi ugruna olenler icin de tesmilen

kullanilmaktadir. Vatan sehidi. 3. Erkek ve kadin adi olarak kullanilir. Ayrica isimlerde ek

yapilabilir. Sehidcan, Sehidnur, Sehidhan. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak kullanilir.

SEHIM: (Ar.) Er. - Akilli ve kurnaz yigit.

SEHIME: (Ar.) Ka. - (bkz. Sehim).

SEHINSAH: (Fars.) Er. 1. Sahlarin sahi, en buyuk hukumdar. 1. Daha cok unvan olarak

verilir.

SEHLA: (Ar.) Ka. 1. Koyu mavi ela goz. 2. Hafif, tatli sasi.

SEHLEVENT: (Fars.) Er. - Leventlerin sahi, boylu poslu, canli, yakisikli.

SEHMUZ: (Fars.) Er. - Sah, hukumdar soyundan gelen.

SEHNAZ: (Fars.) Ka. 1. Turk musikisinde murekkep bir makam ve perde. 2. Cok nazli.

SEHPER: (Fars.) Ka. - Kus kanadinin en uzun tuyu.

SEHRAR: (Fars.). - Sehri susleyen, sehre sus veren. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEHRAZAT: (Fars.) Ka. - Kendi kendine yasayan, ozgur.

SEHRI: (Fars.). 1. Sehirli. 2. Nazik, terbiyeli. 3. Aya ait, aylik. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SEHRIBAN: (Fars.) Er. - Sehrin buyugu, ileri geleni.

SEHRINAZ: (Fars.) Ka. - Turk muziginin en eski makamlarindan.

SEHRIYAR: (Fars.). - Padisah, hukumdar. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEHRUD: (Fars.) Er. - Buyuk cay, nehir.

SEHZAT: (Fars.) Er. - (bkz. Sahzat).

SEKIB: (Fars.) Er. - Sabir, tahammullu, dayanikli. - Turk dil kuralina gore "b/p" olarak

kullanilir.

SEKIBE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sekib).

SEKIME: (Ar.) Ka. - Dayaniklilik, dayanma, karsi koyma.

SEKÛR: (Ar.) Er. - Sukreden, sukredici. Allah'in isimlerinden, (bkz. Abdussekûr).

SEKÛRE: (Ar.) Ka. - Cok sukreden, sukredici, deger bilen.

SELALE: (Ar.) Ka. - Buyuk bir akarsuyun yuksekten dusmesiyle meydana gelen buyuk

caglayan, cavlan.

SEMAIL: (Ar.) Er. 1. Huylar, davranislar, aliskilar. 2. Bir kimsenin dis gorunusunun

ozellikleri.

SEMDIN: (Ar.) Er. - Dinin mumu, dinin aydinligi.

SEMI: (Ar.) Er. 1. Mumla, isikla ilgili, isikli. 2. Mum yapan ya da satan kimse.

SEMIM: (Ar.) Er. - Guzel kokan, guzel kokulu, guzel koku.

SEMIME: (Ar.) Ka. - Guzel kokulu sey.

SEMINUR: (Ar.) Ka. - Mum isigi, mum aydinligi.

SEMS: (Ar.) Er. - Gunes.

SEMSEDDIN: (Ar.) Er. - Dinin gunesi, dinin insanlara verdigi aydinlik. - Turk dil kuralina

gore "d/t" olarak kullanilir (Semsettin).

SEMSI: (Ar.) Er. - Gunese ait, gunesle ilgili.

SEMSIFER: (a.f.i.) Gunesin aydinligi, parlakligi. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEMSINISA: (f.a.i.) Ka. - Kadinlarin gunesi. Gunes gibi kadin.

SEMSINUR: (Ar.) Ka. - Gunesin isigi, nuru.

SEMSPARE: (a.f.i.)- - Gunes parcasi. Cok parlak. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SEN: (Fars.) Ka. - Neseli, sevincli. -Daha cok iki isimlerde kullanilir. Sener, Senol.

SENAL: (f.t.i.) Er. - (bkz. Sen).

SENALP: (f.t.i.) Er. - Neseli, canli yigit.

SENALTAN: (f.t.i.) Er. - (bkz. Altan).

SENBAY: (f.t.i.) Er. - Neseli, sevincli, mutlu, varlikli kimse.

SENCAN: (f.t.i) - Canli, neseli, hareketli yapisi olan kimse. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SENDOGAN: (f.t.i.) - Sevincli, neseli ol. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SENDUR: (f.t.i.) Er. - Neseli, sevincli olmasi devam etti, surdu.

SENEL: (f.t.i.) Er. - Sen ve mutlu ev. Bolge, il.

SENER: (f.t.i.) - Mutlu, neseli kimse. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SENGIL: (f.t.i.) Er. - Iyi yurekli, hos sohbet kimse.

SENGUL: (f.t.i.) Ka. - Gulun en guzel hali.

SENGUN: (f.t.i.) Ka. - Sevincli, ferah gun.

SENAY: (f.t.i.) Ka. - Ayin parlakligi, guzelligi.

SENIZ: (Fars.). - Sevincli, mutlu iz, hatira. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SENKAL: (f.t.i.). - Her zaman neseli kal. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SENNUR: (f.a.i.) - Neseli ve nurlu insan. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SENOL: (f.t.i.) Ka. - Sen ve mutlu ol. - (bkz. Senel).

SENSAL: (f.t.i.) Er. - Neseni cevrene yay, herkes neselensin.

SENSOY: (f.t.i.) Er. - Neseli soydan gelen kimse.

SENTURK: (f.t.i.) Er. - Neseli, canli, mutlu turk.

SENYASAR: (f.t.i.) Er. - Yasami, neseli mutlu gecen kimse.

SENYURT: (f.t.i.) Er. - Neseli, mutlu insanlarin yurdu; ulkesinde yasayan.

SERAFEDDIN: (Ar.) Er. - Dinin sereflisi, buyugu. - Turk dil kuralina gore "d/t" olarak

kullanilir.

SERAFET: (Ar.) Er. - Serefli olma hali. Soydanlik, asalet. Hz. Muhammed (s.a.s)'in

soyundan olma.

SERARE: (Ar.) Ka. - Kivilcim.

SEREF: (Ar.) Er. 1. Yucelik, ululuk, izzet, seckinlik. Iyi ahlak ve faziletler sonucu meydana

gelen manevi yucelik. 2. Iyi un. Iftihar edilecek sey.

SEREFHAN: (a.t.i.) Er. - Buyuk, yuce hukumdar.

SEREFNAZ: (a.f.i.) Ka. - Cok nazli.

SEREN: (Tur.) Er. - Tezcanli, cevik.

SERIF: (Ar.) Er. - Serefli, kutsal. Soylu temiz.

SERIFE: (Ar.) Ka. - (bkz. Serif).

SERMENDE: (Fars.) Ka. - Utangac, cok utanan, mahcup.

SERMIN: (Fars.) Ka. - Utangac, mahcup.

SETARET: (Ar.) Ka. - Nese, sevinc, senlik.

SEVKET: (Ar.) Er. - Azamet, buyukluk, ululuk, debdebe, hasmet.

SEVKI: (Ar.) Er. - Sevkle ilgili, sevke ait, neseli.

SEVKIDIL: (a.f.i..) Ka. - Gonul nesesi, gonul sevinci.

SEVKIYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Sevki).

SEVVAL: (Ar.). - Hicri takvime gore yilin 10. ayi, ilk uc gunu seker bayramidir. - Erkek ve

kadin adi olarak kullanilir.

SEYBAN: (Ar.) Er. - Saclarina ak dusmus yasli kimse. Mogol hukumdarlarindan birisi.

SEYBE: (Ar.) Ka. - (bkz. Seyban).

SEYDA: (Fars.) Ka. - Ask cilgini, cok tutkun, asik.

SEYDAGUL: (Fars.) Ka. - (bkz. Seyda).

SEYDANUR: (f.a.i.) Ka. - (bkz. Seyda).

SEYH: (Ar.) Er. 1. Yasli adam, ihtiyar. 2. Kabile ve asiret reisi. 3. Bir sahada ust seviyeye

gelmis, otorite. 4. Tekke ve zaviye reisi.

SEYMA: (Ar.) 1. Bedeninde ben veya benzer bir izi olanlar. 2. Hz. Peygamber'in sut kardesi.

SEZA: (Ar.) Ka. - Kokulu seylerin kokusu.

SEZERAT: (Ar.) Ka. - Islenmeden maddenin icinde toplanan altin parcalari. Sus olarak

kullanilan inci ve altin taneleri.

SEZRE: (Ar.) Er. - Islenmemis ham altin. Sus icin asilan inci ve altin.

SIDE: (Fars.) Er. - Parlak, isikli, gunes.

SIFA: (Ar.) Ka. - Iyi olma, kurtulma.

SIHAB: (Ar.) Er. 1. Kivilcim. Akan yildiz. 2. Cesur, yurekli.

SIHBAN: (Ar.) Ka. 1. Kivilcimlar. 2. Akan yildizlar.

SIHABEDDIN: (Ar.) Er. - Dinin parlak yildizi.

SIMSEK: (Tur.) Er. 1. Yagmurlu havada, buluttan buluta ya da yere elektrik bosalirken

olusan, gecici ve siddetli elektrik akimi. 2. Canli, hizli, coskulu, hareketli kimse.

SIMSEKER: (Tur.) Er. - Cok hareketli, canli, hizli kimse.

SIMSEKHAN: (Tur.) Er. - (bkz. Simsekkan).

SIMSEKKAN: (Tur.) Er. - Hareketli, canli soydan gelme.

SINAS: (Fars.) Er. - Anlayan, taniyan, bilen.

SINASI: (Fars.) Er. 1. Tanimaya, anlamaya ozgu, tanimak, bilmekle ilgili. 2. Tanzimat

doneminin unlu sairi ve gazetecisi.

SINAVER: (Fars.) Er. - Suda yuzen, yuzucu.

SINID: (Fars.) Er. - Isitme, semi.

SIRAZ: (Fars.) Er. - Turk muziginde eski bir makam.

SIRAZE: (Fars.) Ka. 1. Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yapraklari muntazam tutan,

ibrisimden orulmus ince serit. 2. Pehlivan kispetinin parcasi. 3. Esas, duzen, nizam.

SIRIN: (Fars.) Ka. - Sevimli, cana yakin.

SIRVAN: (Fars.) Er. 1. Iran'da bir kent adi. 2. Aslan barinagi.

SIRZAT: (a.f.i.) Er. - Aslan gibi guclu, kisilikli kimse.

SIVE: (Fars.) Ka. - Naz, eda.

SIVEKAR: (Fars.) Ka. - Nazli, edali, isveli.

SOHRET: (Ar.) Ka. - Sohretli, unlu, sohreti agizlarda dolasan.

SOLEN: (Tur.). - En ust idareci tarafindan butun halka verilen, dini ve ictimai fonksiyonlari

olan yemek, ziyafet. - Erkek ve kadin adi olarak kullanilir.

SULE: (Ar.) Ka. - Alev, yalim. Alevli ates.

SUCA: (Ar.) Er. 1. Cesaretli, cesur, yigit. 2. Aslan ve yengec arasinda yildiz kumesi.

SUCEYNE: (Ar.) Ka. - Agaccik, nihal.

SUKRAN: (Ar.). - Iyilik bilme, gonul borcu, minnettarlik. - Erkek ve kadin adi olarak

kullanilir.

SUKRIYE: (Ar.) Ka. - Iyilik bilme, minnettarlikla ilgili, iyilik bilen.

SUKRU: (Ar.) Er. - Sukretme, minnettarlikla ilgili.

SUKUFE: (Fars.) Ka. - Cicek. Suslemede cicek motiflerine dayanan bir tarz.

ALAÇATI



Alaçatı, İzmir merkeze 70 kilometre uzaklıkta. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan ise, 90 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Havalimanından Alaçatı’ya gitmek de otoban yoluyla çok kolay. Alandan şehre hiç girmeden, Üçkuyular üzerinden Çeşme otoyoluna girip, Alaçatı’ya ulaşıyorsunuz. Yol yaklaşik 30 dakika sürüyor.  İZMİR’DEN NASIL ULAŞILIR? İzmir Üçkuyular’dan hareket eden İzmir- Çeşme otobüsleri, iyi bir alternatif. Alaçatı’dan geçen bu otobüslerle, hem ekonomik hem de rahatlıkla Alaçatı’ya gidebiliyorsunuz. İstanbul’dan Ege’ye yapılacak olan yolculuklarda tabii ki birinci alternatif, istanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi’nin , Yenikapı- Bandırma seferlerini kullanmak. Bu tercih kendi otomobiliyle yola çıkacak olanlar için, özellikle trafik sorunun büyük olduğu ülkemizde ilk akla gelen alternatiflerden olmalı. Çünkü aracınızı Yenikapı’da feribota bindirdikten sonra, yolcu salonuna çıkıp gazetelerinizi alıp keyifli yolculuğa tatile hemen başlıyorsunuz. En azından 1 saat 45 dakika süren yolda, keyif sürüyorsunuz. Sonra da Bandırma’ya ulaşınca, direksiyona geçip keyifle sürüşe başlıyorsunuz. Balıkesir, Manisa ve ardından İzmir’den itibaren otoban’dan keyifle aracınızı sürerek, 300 kilometre sonra Alaçatı’ya ulaşıyorsunuz. Çeşme otobanından Alaçatı levhaları sizi zaten doğrudan, sörf cenneti Alaçatı’ya otomatik olarak getiriyor. Alaçatı’da gidince önce eski taş evleri, daracık sokakları, ilginç mimarisiyle ilçe merkezine ulaşıyorsunuz. Ardından da, 2 kilometre uzaklıkta bulunan sahil kesimine doğru gidiyorsunuz. Sahilde ise, önce sizi sörf okuları karşılıyor. Hemen yanında ise Süzer Otel yer alıyor. Yola devam edince ise, Alaçatı’nın sosyetik plajı Sea Side plajıyla karşılaşıyorsunuz. Alçatı’ya ilk kez gidiyorsanız, otoban üzerinde rüzgardan enerji üreten Türkiye’nin en öneli tesislerinden birini görünce, anlayın ki Alaçatı’ya geldiniz. Yol feribottan, yani Bandırma’dan itibaren yaklaşık 300 kilometre tutuyor Alaçatı’ya kadar. Alaçatı’da hemen her keseye seslenen çok şık butik oteller yanında, pansiyonlar da var. Yani her bütçeye seslenen tesisler hizmete hazır. Gerisi size kalmış. Kesenize, beğeninize göre, bu tesislerde kalabilirsiniz... İste size Alaçatı’da bulunan bazı tesisler ve özellikleri. TAŞ OTEL; Bu tesis, Zeynep Öziş tarafından açıldıktan iki yıl sonra, GEO Dergisi’nin seçtiği, “Türkiye’nin en güzel 10 oteli” arasına girmeyi başardı.. Bir zamanların, 100 yıllık harabe binasında, şimdi 8 odalı butik bir otel yer alıyor ve bulabileceğiniz en kaliteli hizmeti alma şansınız var. Tesise 12 yaşından küçükler kabul edilmiyor. kalan misafirlerin günlük şehir yaşantılarından uzakta tatil yapmak keyfini sürmeleri için, odalarda televizyon ve telefon bile yok. Kışın da açık. Ancak tesiste kalmak için çok önceden rezervasyon yaptırmanız şart. Tel, 0232 716 77 72 SÜZER OTEL; Alaçatı’nın beş yıldızlı tesisi. İçinde 5 yıldızlı her türlü konfor yer alıyor. KAPLICA, TAŞ MASAJI VE REFLEKSİYOLOJİ! Alaçatı Süzer Majest Oteli’nin en önemli özelliklerinden biri, alt katında yer alan kaplıca. Yaz sıcaklarında belki önemi yok ama özellikle sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında bu kaplıca için bile buraya gitmeye değer. Çünkü kaplıca kaynağı otelin altından çıkıyor. Sular direk havuza geliyor. Doğal sıcaklığıyla suyun içine giriyorsunuz. Özelliği kükürt ve demir bakımından zengin olması. Bu havuza girip çıktığınızda kendinizi günün streslerinden arınmış hissedeceksiniz. Otelde ayrıca bir çok masaj hizmeti veriliyor. Bu masajlar arasında insan vücudunun belli noktalarında bulunan “çakralar”, Etna Yanardağı’ndan çıkan taşlarla uyarılıyor. İnsan vücudunda bulunan en önemli 7 çakra noktasının her birine farklı renkte taşlar ısıtılarak konuluyor. Otelde ayrıca Türk Hamamı ve Uzakdoğu’da çok yaygın olarak bilinen ve hemen her köşede bulunan dükkanlarda uygulanan “Refleksiyoloji” yani ayak masajı yaptırabilirsiniz. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi, www.dunyaturu.com sitesinde, Bangkok bölümünde bulabilirsiniz. Tel, 0232 716 97 77 Diğer kalınacak yerler ise, Çark Pansiyon, Hermann Pansiyon, Büke Pansiyon. Sailors Oteli; 0232 716 87 65 Hermann; 0232 716 62 95 Büke; 232 716 78 71 Alaçatı, son bir kaç yıldır özellikle İzmir’de yaşayan, yaşam ve yemek tutkunu genç iş kadınlarının öncülüğünde bambaşka bir kimliğe büründü. Bu yeni nesil girişimciler, her biri dökülen, yıllarca el uzatılmamış evleri tek tek alarak, büyük bir keyifle yemek yenilecek ve kalınacak yeni lezzet durakları ortaya çıkardılar. Bunların başında, O Ev geliyor. Sahibi Alaçatı’yı ilk keşfedenlerden biri Emel Aliberti. O Ev, bugünlerde Türkiye’nin en şık otel ve restoranlarından biri haline gelmiş durumda. Hizmet veren bina satın alındığı zaman tam virane halindeymiş. 4 yıl süren bürokratik işlemler, uğraşmalardan sonra burası çok farklı bir dekor anlayışıyla, hizmete girmiş. Mutfakta, 30 yıl Amerika’da şef olarak çalışan Emel Hanım’ın babası, Neşet Akalın’a emanet. Mönü’de dünya mutfaklarından seçmeler var. 50 kişilik bu tesiste, leziz yemekleri tatma imkanınız var. Fiyatları yemek kalitesiyle orantılı olarak standartların üzerinde. Ancak lezzetleri, verdiği tad ve genel atmosferle değer. Tel; 0232 716 61 50 Bir zamanlar tütün deposu olarak kullanılan bina, şimdi ise özel tatları bulabileceğiniz restoran olarak müşterilerini ağırlıyor. En büyük özelliği ise kahvaltıları. Tel; 0232 716 85 94 TRİO Doğayla içiçe bir tesis. Yeşillikler içinde, leziz yemekler sizleri bekliyor. Tel, 0232 716 88 22 İMREN TATLI VE HELVA EVİ. 1941 yılından bu yana açık. Sakızlı ve mercan köşklü dondurması meşhur. Ayrıca sakızlı kurabiyesini unutmamak lazım. YILDIZ RESTORAN: Yaz Kış açık. Selanikli aile tarafından işletiliyor. Selanik usulü soğan böreği ise çok lezzetli. TUVAL: Bir başka lezzet durağı. Bugüne kadar 9 yemek kitabı yazan Gökcen Adar’ın tavsiyesiyle menüye konulan gül baklavası ise mutlaka tadılması gereken lezzetlerden. Çünkü bir eşi neredeyse Türkiye’de yok. GÜL BAKLAVASI: İçinde Isparta’dan gelen şekerle ovulmuş gül yaprakları olan, gül börek şeklindeki hazırlanmış gül baklavası hafif sosla nefis bir lezzet. Burada ayrıca zom patlıcan, sucukaki köfte, muska böreği ve paşa mezesi ise tadılması gereken diğer lezzetler. Bir başka lezzet ise, tatlı lor peyniriyle karıştırılarak hazırlanan kaya koruğu turşuşu çok ilginç...  SAKIZLI KAHVE. Alaçatı’ya özgü bir başka lezzet. Sakızlı kahveyi Alaçatı kahvelerinde içebilirsiniz. Közde pişirilen bu kahve size bir başka lezzet verecek. DELİCE Bir restoran degil de, masal diyarı gibi. Tüller ve mumlarla bezeli dekorasyonuyla kendinizi adeta masal diyarında hissediyorsunuz. Şarap kavı gerçekten şarap tutkunlarını memnun edecek düzeyde. Tel, 0232 716 62 60 CLUB BABA Alaçatı’nın en renkli ve en büyük bahçesine sahip restoranı. Sahibi Metin Yeşil Sakız, 23 yıl Almanya’da bir Türk lokantasının işletmeciliğini yaptıktan sonra Alaçatı’ya yerleşmiş. Ege mutfağı ağırlıklı 150 kişilik restoranda, kahvaltılar çok leziz ve ünlü. Tel, 0232 716 82 59 Alaçatı’da tabii ki, sadece lüks tesisler ve lokantalar yok. Dost Pide Evi’nde, Karadeniz’in pidelerini yeme şansınız var. ÖZBİR CAFE Her yerde bulamayacağınız kabakçiçeği dolmasının tadına mutlaka bakın ALAÇATI KAVUNU... Tabii ki Alaçatı deyince, bölgenin kendine özgü kumlu ve kiraçli toprağında yetişen o özel tatlı ve sert kavunu unutmamak lazım. Kavun mevsiminde buraya gittiyseniz, motor arkasına bağladıkları römorklarında, büyük şehirlerde bulamayacağınız fiyatlarla köylülerin evlerin aralarında sattıkları kavunları mutlaka alın. Bu kavunları bir de sonbahar aylarında ipe asarak yere temas ettirmeden saklamayı başarabilirseniz, kışın bu lezzetin tadına bakabilirsiniz... FAHİR BALIK RESTORANI Alaçatı’ya gidip de balık yemeden gelinir mi diyorsanız, haklısınız. Bunun için en iyi adreslerden biri, Alaçatı’ya yapılan yeni limanın hemen içinde bulunan Fahir Balık Restoranı. Büyük şehirlerde bulunan lüks balık lokantaları gibi değil. Dekoruyla, mutfağıyla sade. Hatta biraz salaş. Ama kömür ateşinde yapılan ızgara balıkların tadına doyulmuyor. Buzdolabından istediğiniz balığı kendiniz seçiyorsunuz. Sonra da limanı seyretmeye başlıyorsunuz. Kömür atesinde balığınız pişerken bir yandan da salatanız hazırlanıyor. Bol limonlu salatanızı masanıza önce geliyor. Tadına bakarken, bir müddet sonra da kömür ateşinde ızgara edilen balığınız sofranıza arzı endam ediyor. Keyifle balığınızı yeme fırsatını yakalıyorsunuz. Fiyatları da göz korkutmayan cinsten. Alaçatı’da alınabileceklerin başında Alaçatı Kavunu geliyor. Ayrıca Sakız Reçeli de diğer bir alternatif. Eğer kültür balığı ile aranız varsa, Mersin Limanı mevkiinde bulunan balık çiftliğini ziyaret edin. Oradan kendi ellerinizle yetiştirilen çipuraları alın. Alaçatı’nın tarihi 1850 yılından öncesine bilinmiyor. O dönemde bölgedeki sazlıkların kurutulması için, çevre adalardan Rum işçiler buraya getiriliyor. Gelen bu Rum işçiler, ellerindeki geniş arazilerin değerini bilmeyen Türkler’in topraklarını kullanmaya başlıyorlar. Bağcılık ve şarapçılık yapıyorlar. Bölgeye alışan işçiler bir daha da geldikleri adalara dönmeyip burada yaşamaya başlarlar. Alaçatı Limanı’nda üzüm işleme ve şarap fabrikası kurulur. Bölge gelişir. Ancak 1914 yılında Balkan Savaşı’ndan kaçan göçmenlerin gelişi bölgede yaşayan Rumlar’ın mal varlıklarını bırakarak buradan Sakız Adası’na kaçmalarına neden olur. 1924’de yani mübadele yıllarında Selanik Göçmenleri Alaçatı’ya gelir. Ancak bağcılık ve tarımı bilmediklerinden, verimli bağlan bir süre sonra ne yazık ki bakımsızlıktan yok olur. Alaçatı’nın merkezinde en çok dikkati çeken evleri...Evlerin büyük çoğunluğu Alaçatı’ya özgü taştan yapılmış olmaları. Bu taşın en büyük özelliği, yapısından ötürü, yazları serin, kışları ise sıcak tutuyor evin içini. Alaçatı şehir merkezine gelirken hemen dikkatinizi, yanyana 4 değirmen çekiyor. Bir zamanlar insanların buğday öğütmek için kullandığı bu değirmenler, elden geldiğince restore edilmiş ve etrafı yeşillendirilmiş. Hemen önüne de bir çay bahçesi kondurulmuş. Alaçatı merkezini rahatlıkla buradan oturup izleyebiliyorsunuz. Değirmenlerin önünden gidilen yolla girilen Alaçatı merkezinde ise, elden geçirilen eski Rum evlerinde yer alan dükkanlar, lokantalar, cafeler sizi karşılıyor. Gezmeye gelenleri rahatsız edebilecek, aşırı turistik hiçbir ögeye burada rastlamıyorsunuz. Günlük yaşamla, restore edilen evler ve turizm içiçe. Hala merkezdeki kahvelerde insanlar oturup hoş sohbetler ediyor. Merkezde yer alan fırında, ilçenin ihtiyacı olan ekmekler pişiriliyor. Kısacası Alaçatı sokaklarında, tarihe yolculuk yapıyorsunuz. Serin sokaklar, huzur veren ortamda. Alaçatı’ya asıl ününü getiren ise, rüzgarı ve sörf tutkunları için bir numara olan sahili. Özellikle dünyanın dört bir yanından sörf tutkunları, bu iki özelliğinden ötürü Alaçatı’yı baştacı etmişler. Alaçatı’nın sahilden 200-300 metre açığa kadar olan deniz kıyısı kumluk. En önemlisi de boyu geçmeyen sığ bir yapısı var. Yeni sörf öğrenmeye başlayanlar için bu özellikler her yerde bulamayacakları özellikler. Başınızda bir de sörf bilen öğretmeniniz olursa, sörf yapmayı size günde 3 saat çalışarak 15 saatte öğretmeyi garanti ediyorlar. Saatte 60-70 kilometre hızla, rüzgara hükmetmenin tadını burada sörf yapmayı öğrenenler yaşıyor. Bunun için, Alaçatı’da bir çok sörf kulübü var. Hepsi belli bir fiyatla yerli yabancı binlerce kişiye her yıl burada sörf öğretiyor. İsterseniz sörf ile ilgili malzemeleri bütünüyle buradan kiralayabiliyorsunuz. İsterseniz kendi malzemelerinizi burada tutabiliyorsunuz... Alaat'nn belki de  en ilgin yerlerinden biri ise, Szer Otelinin hemen stnden geen asfalt yolun sona ermesinden sonra, toz toprak yoldan gidilen ark ve Piyale koylar. Burada tamamen doal ortamda denize girmenin keyfini karabilirsiniz. Ancak en byk zellii bu koylarn hemen ilerisinde yer alan rzgarn etkisiyle ve Alaatnn zel jeolojik yaps nedeniyle ekilden ekile giren kayalarn bolunduu koylar. Buralar o kadar byk koylar deil. Ama dalgalar ve rzgarlar, kayalar ylesine ekilden ekile sokmu ki. Bembeyaz kayalarn yzeyinde oluan delikler, ekiller, inceleyince insana ok farkl geliyor. Buraya gittiiniz zaman kendinizi dnyada deil bir baka gezegende hissedeceksiniz. O EV Tel; 0232 716 61 50 AGRİLLA Tel; 0232 716 85 94 TRİO Tel, 0232 716 88 22 DELİCE Tel, 0232 716 62 60 CLUB BABA Tel, 0232 716 82 59 SAILORS OTELİ; 0232 716 87 65 HERMANN; 0232 716 62 95 BÜKE; 232 716 78 71 Çeşme Seyahat; 0232 716 82 99 ALAÇATI ÇAMLIK TAKSİ DURAĞI; 0232 716 85 55 FAHRİ’NİN YERİ; 0232 716 76 91 Alaçatı limanı

BİRGİ ÖDEMİŞ



Çakırağa Konağı mutlaka görülmeli. Birgi, Batı Anadolu'da İzmir'e 150, Ödemiş'e 7 km. uzaklıkta yer alıyor. Ödemiş ve Birgi, adeta yan yana oldukları için burayı birlikte gezmenizi öneririz. Birgi, Bozdağ eteklerinde özel bir yeşil doku içine yerleşmiştir. İpek dokumacılığı ve incirleriyle de ünlüdür. 14. yüzyılda Aydınoğulları Beyliği'nin başkenti olarak saltanatı yaşamış ve Osmanlı dönemi sivil mimarîsinin de en özenli örneklerini hâlâ barındırmaktadır. Ödemis’e ve Birgi’ye  gitmek için en ideal yollardan biri İzmir’den Selçuk otobanına girmek. Oradan da iki alternatif var. Birinci Torba’dan ayrılarak yola devlet karayolundan gitmek. Bu yolla hemen İzmir yakınlarında bulunan yerleşim yerlerini, köy yaşantısını izleme imkanınız var. Yolda dikkatli araç kullanın. İşaretlere de dikkat edin. Polisler bir çok yerde kontrol yapıyor. İkinci alternatif ise, otobanı Selçuk çıkışına kadar takip edin. Selçuk yol ayrımından çıkınca, hemen solda tire girişi yazısını göreceksiniz. Tabelaları takip edin. Tarlaların içinden, mevsimine göre meyve ağaçlarının arasından şeftalililerin, kirazların her türlü meyvenin tadına bakarak yola devam edin. Önce Tire’ye geleceksiniz. Sonra da yola devam ederseniz Ödemiş’e.... ALTERNATİF YOL... İstanbul’dan geliyorsanız, Manisa Akhisar’a kadar geldikten sonra, Gölmarmara, Bozdağ, Gölcük, Salihli üzerinden Birgi’ye gelebilirsiniz. Bu yol İstanbul’dan çıkıp, İzmir üzerinden gelişe göre 150 km daha kısa. Biraz dikkatli olursanız, keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. Ürünlerin toplandığı yaz aylarında yollarda kamyon trafiği var. Ama dikkatli olursanız sorun yok. Birgi’de ne yazık ki kalacak yer yok. En iyi çözüm Ödemiş’te ya da Tire’de kalmak. Ödemiş’te kalmak isterseniz, Prenses Otel iyi. Kaliteli odaları var. Temiz ve bakımlı. ÖDEMİŞ'in yağlı kebabı meşhur. Yağda kızartılmış kıtır ekmek üzerinde servis edilen köftenin tadına doyulmuyor. Bu kebabi da en iyi yiyeceğiniz yer ise, Ödemiş Şehir merkezi’nde bulunan trafik ışıklarının yanından hemen sağa dönünce, sokağın başında bulunan Köfteci Hurşit.   Burası gerçek anlamda bir esnaf lokantası. İçerde sadece köfte, yoğurt ve içecek yer alıyor. Ama özellikle pazarın kurulduğu gün giderseniz yemek yemek için uzun süre beklemeyi göze almalısınız. Ama ne kadar beklerseniz bekleyin beklediğinize değecek bir lezzeti burada tatma imkanınız var. Ufak bir hatırlatma. Ne kadar aç olursanız olun, öncelikle kendinize “bir porsiyon köfte” söyleyin. Çünkü porsiyonlar öylesine büyük ve doyurucu ki, size yetiyor. Ayrıca yağda kızartılan ekmekler üzerinde getirilen köfteler lezzetinden damağınızda inanılmaz bir tad bırakıyor. Sırf bu tat için buraya bir kez daha gitmeyi isteyeceğinizden eminim. Yanında isteyeceğiniz ayran ve yoğurt ise gerçekten tam lezzetinde. Ödemiş’te ayrıca, özellikle ramazan ayında ekmek dolması meşhur. Töngül katmeri denen Ödemiş'e özgü pide de gerçekten lezzetli. Bölgede Töngel pidesi çok ünlü. 50 yıllık bir geçmişi var. Kıymalı, peynirli olarak yapılıyor. Ancak sadece sabahları bulma imkanı var. Sabah kahvaltısında yeniyor. Kapalı ve açık olarak yapılıyor. Üstüne yağ sürülüyor, İçinde yağ yok. Birgi’de ise, konağın hemen yanında yeni restore edilen geleneksel Birgi evinde ev yapımı kurabiyeler, kekler börekler yeme şansınız var. Ayrıca önceden haber verilirse kalabalık gruplar için yöresel yemekler de hazırlanıyor. Ev gerçekten el emeği göz nuruyla restore edilmiş. İki katlı. Giriş katında oturma grupları yer alıyor. İkinci katta ise, duvarlar yöresel ürünlerle bezeli. Bir de kütüphanesi var. Rahat ve dinlendirici bir yer. Çember, yazma, dantel tel kırma denilen el işi ürünler yörenin en ünlü ürünleri. El mendilleri de bulabilirsiniz. Ayrıca yöresel otlar, kurulan pazarlarda, tezgahlarda, ziyaret yerlerinin önünde satılıyor. Mevsimine göre taze meyvelerin yanında kuru incir, üzüm, kekik suyu, sebzeleri de bulmak mümkün. Ödemiş’te Pazar günü zengin bir pazar kuruluyor. Pazarda yöresel 72 çeşit meyve ve sebzelerin yanında bir de yöreye özgü el işi, nakış gibi ürünleri bulmak mümkün. Ayrıca organik tarım yapan çiftçilerin ürünlerini ve peynir, yoğurt, patates, kestane, şifalı bitkilerden alabilirsiniz de bulabilirsiniz. OYA PAZARI Ama en önemlisi parktaki oya pazarı. Gerçi hafta arasında da burada satış yapan yerler var. Ama cumartesi günleri daha kalabalık, özellikle Beydağ'dan pek çok hanım el emeklerini buraya getiriyor. El işleri pazarını dolaşmak başlı başına serüven. Oyaların ismini sorduğunuzda kırsal kesim kadınının hayal gücü şaşırtacak sizi. Doğadaki hemen her çiçek, armut, elma, karpuz, üzüm gibi meyveler, balıklar, kuşlar konu olmuş oyalara. Türkan Şoray'ın kirpiğinden, Zeki Müren'in dişine kadar kadın kendisini etkileyen her şeyi oya ile anlatmış. İşte oya isimlerinden bir kaçı: Gizli ıraspı, tren yolu, Kore kilidi, cilveli, Kıbrıs çiçeği, sevgiliye mektup, kaynana tokadı, cennet süpürgesi... KUZEYDE Bozdağ, güneyde Aydındağları'nın çevrelediği, Küçük Menderes'in suladığı Ödemiş'in tarihi yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanıyor. Luvi kavminin ilk Ödemişliler olduğu söyleniyor. Ödemiş ismi, bir söylenceye göre, ‘‘Otamış''dan gelmiş. Otamış, şifa veren bitki anlamına geliyor. Bir söylenceye göre MS 16. veya 17. yüzyılda yöreye yerleşen Otamış Oymağı ad olmuş. Bir başka söylence ise, bugünkü Ödemiş'in bulunduğu yere Boyalık dendiği dönemlerde halk boya yapılan bitki köklerini çıkarır, bunları İzmir Limanı'ndan yurtdışına gönderir ve iyi para kazanırmış. Tireli Kabasakal namlı bir kişi borçlarını ödemek için çalışmaya gelmiş, işçilere çay kahve pişirerek borçlarını ödemiş. Ve yöreye Ödemiş denmiş. Birgi Çarşı içi... Ödemiş, Türklere 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra geçti. 1098'de Bizanslılar Ödemiş'i geri aldı. Aydınoğlu Mehmet Bey, 1308'de beyliğini Ödemiş'te kurup Bizans boyunduruğuna son verdi. 1403'te Timur'un işgal ettiği Ödemiş, 1426'da 2. Murat tarafından Tire Sancağı'na bağlanmış. 1919'da Yunan işgaline uğrayan ilçe, bağımsızlığını 3 Eylül 1922'de kazandı. Ödemiş'in yiğit efeleri, Milli Mücadele'de kahramanlıklarıyla destan yazdı. Çakırcalı Mehmet Efe, Kaymakçalı İnce Mehmet Efe, Gökçen Efe, Bozdağlı Postlu Mestan Efe, Çaylı'da Keleş Mehmet Efe, Köseler'de Ömer Çavuş Efe, Bademli'de Kör Bayram Efe, İstiklal Madalyası sahibi Kara Erkek Mehmet Efe türkülerde, oyunlarda yaşıyor. TARİHİ BİLGİ. TARİHİ çok eskilere dayanan Ödemiş'in müzesi de görülmeye değer. Müzede MÖ 3000 - 480 yılına kadar Hellenistik, Roma, Bizans çağına ait seramikler, idoller, kaplar, heykelcikler, bronz heykeller, Selçuklu ve Osmanlılara ait sikkeler görmek mümkün. Sard, Efesos yolu üzerindeki en önemli kentlerden biri olan Hypaipa kenti, Ödemiş'in 5 kilometre kuzeyinde, Günlüce Köyü yakınlarında. Lidya, Pers ve Roma dönemlerinin önemli dini merkezlerden olan Hypaipa, piskoposluk merkezi olarak da ün yapmış. Ödemiş, o dönemlerde kök boyaları, dokumaları ve Safran adlı parfümüyle ünlüymüş. Bir dönem Aydınoğulları Beyliği'nin merkezi olan Ödemiş ve çevresinde, Selçuklu ve Osmanlı eserlerini görmek de mümkün. Ödemiş’e gitmişken beldelerini de gezin. Bozdağ, Gölcük, Birgi gibi bilinenlerin yanında eski evleri, dar sokakları, konuksever insanlarıyla Bademli, Kaymakçı, Kayaköy, Çaylı, Konaklı ve Ovakent'e de gidin. BİRGİ’DE TARİH YENİDEN CANLANIYOR. Birgi’de 5 bine yakın insan yaşıyor. 1995 yılında Birgi’nin toparlanması için bir hareket başladı. Burası kentsel SİT alanı ilan edildi. Kamusal bir çalışma yapıldı. Yerler alındı. Evler restore edilmeye başlandı. 38 dönümlük bir alan Marmara Üniversitesi tarafından satın alındı. 5 yıldır burada yaz okulu çalışması var. Her yıl 50 ile 70 öğrenci buraya yaz okulu için geliyor. Evlerin röleve, restorasyon projeleri yapılıyor. Şu anda Birgi’de rölevi hazır 200 bina var. Evlerini restore etmek isteyenler karşılıksız olarak röleve projelerini alıyorlar. Bugüne kadar Birgi’ye bir sey verilmedigi için 76 yıldır hep alındığından dolayı insanların biraz güveni yoktu bu çalışmalara ilk başta. Ancak yapılanları gördükten sonra yardımcı olmaya başladılar. Birgi halkı yapılan çalışmalara sahip çıkıyor. BİRGİ ÇAKIRAĞA KONAĞI         Ege Bölgesi'ne özgü mimari üslubu günümüze kadar korunmuş ender konaklardan birisidir. Konağın inşaatının 1761 yılında Şerif Aliağa tarafından başlatıldığı bilinmektedir. Ancak konağın zengin, renkli ve süslemeli stili, tezyinatının 19. yüzyılın ilk yarısında yapılmış olduğunu göstermektedir. Üç katlı, dış sofalı, çift köşk odalı olan konağın zemin kat duvarları taş örgü, orta ve üst kat duvarları ise ahşap çatkı içine dolgu tekniği ile inşa edilmiştir. Bir iç bahçesi olan konağa geniş ahşap iki ayrı kapıdan girilmektedir. Taş plakalarla kaplı zemin katta, hizmetli, bekçi, misafir kabul yeri, ahır ve samanlık bulunmaktadır. Zemin kattan yukarıya trabzanlı ahşap merdiven ile çıkılmaktadır. Diğer katlara göre alçak tavanlı, kışın kullanılan ara katta, beş oda ve tuvalet bulunmaktadır. Orta kat salonundan yine ahşap, iç merdiven ile yazın kullanılan yüksek tavanlı, üst kata çıkılır. Üst katın planı ara katta olduğu gibi açık sofalı ve uzun dikdörtgen planlıdır. İki sekili, iki çıkmalı, iki köşk odalıdır. Ayrıca eyvan ve taht köşk de mevcuttur. Üst katın tavan ve duvarları, zengin bitki ve meyve motifleri, şehir panoramaları ile süslüdür. Pencereler altta düz, üstte kemerli vitray olmak üzere iki sıra halinde aydınlatmayı sağlamaktadır. 18. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen ve resim stilinden de 19. yüzyılın ilk yarısında tezyinatının yapıldığı anlaşılan konak özellikle ahşap işçiliği ve panoramalarıyla dikkati çekmektedir. Bu süslemeler hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır. Yakın tarihe (1950) kadar konut olarak kullanılmış olan konak daha sonra Kültür Bakanlığı'na devredilmiştir. 1977 yılında onarımına başlanan konağın çevresindeki bazı evlerin kamulaştırılması ise 1983 yılında gerçekleştirilmiştir. İç düzenleme ve teşhire yönelik çalışmaların tamamlanmasından sonra konak 1995 yılında ziyarete açılmıştır. Ziyarete açık olan bir başka yer de konağın yanıbaşındaki şark evidir. Şarkevinde, işletmecilerin geleneksel eşyalarla yaptığı düzenlemeler arasında, çay içebilir. Keyifli sohbetler yapabilirsiniz. Ödemis Müzesi Birgi Çakiraga Konağı Adres: Ödemis - Izmir Tel: (232) 545 11 84

Gölcük izmir



Gölcük, Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlı döneminde önemli bir yerleşim merkezi olan Birgi’ye 20 km, Salihli yönünde ise, Lidya Krallığı’nın merkezi Sard’a 30 km, Salihli kaplıcalarına ise 20 km mesafede yer alıyor. Bozdağ'ın eteklerinde yer alan Gölcük, yaz aylarında serin havasıyla özellikle yakın çevresinde bulunan İzmir, Ödemiş, Tire, Salihli gibi yörelerde yaşayanlar tarafından "yayla" olarak kullanılıyor. Kış aylarında ise, kar yağdığı zaman bir başka özelliği olan kış turizmi ön plana çıkıyor. Bembeyaz kar örtüsünün altında, donan göl etrafında gezmek insana keyif veriyor. Hemen yakınında bulunan Bozdağ ise, kayakseverler için önemli bir alternatif sunuyor. İSTANBUL’DAN GİDİŞ... Gölcük’e gitmek için İstanbul’dan yola çıkanlar için en iyi alternatif tabii ki Bandirma’ya kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işlettigi hızlı feribotları kullanmak. Bu şekilde hem zamandan hem de karayollarında yaşanan trafik terörü ile yolun başında uğraşmadan yola çıkıyorsunuz. Bandırma sonrası, Balıkesir’e kadar gelip buradan da Akhisar’a geçiyorsunuz. Daha sonra da Gölmarmara üzerinden Salihli’ye geliyorsunuz. Salihli’ye geldiğinizde karşınızda yolun sağ tarafında Sard Antik şehir tabelası çıkınca yola giriş yapmayın. Yaklaşık 2 km sonra yolda tekrar tabelala karşınıza çıkıyor. Sizi Bozdağ, Ödemiş sapağına geldiğinizi uyararak yola girmenizi istiyor. Bu yola girdikten sonra rahat rahat işaretleri takip ederek, önce Bozdağ’a sonra da Gölcük tabelasını takip ederek, birkaç kilometre sonra Gölcük’e ulaşıyorsunuz. Gölcük’e ulaşınca gölün büyük bolümünü araçla dolaşma imkanı bulunuyor. Ancak ilkbaharda gidiyorsanız gölün suları yükseliyor ve özellikle restoranların bulunduğu bölümde araç trafiğine kapatabiliyor. Gölcük’e İzmir’e uğramadan gidiyorsanız, yaklaşık 586 km sürüyor. Yani İstanbul- Gölcük arası, yaklaşık 7 saatte bitiyor. İZMİR’DEN GİDİŞ... İzmir’den yola çıkıyorsanız. İki alternatifiniz var. Biri Salihli üzerinden gitmek, diğeri de, Torbalı , Tire yolundan gitmek. SALİHLİ ÜZERİNDEN İzmir’in içinden yola çıkıyorsanız tabii ki Basmahane üzerinden Ankara yoluna çıkıyorsunuz. Daha sonra da Salihli yolunu kullanarak Bozdağ ve Gölcük’e ulaşıyorsunuz. Yol boyunca özellikle Tavşanlı’dan sonra, üzüm, incir, sebze ve meyve tezgahları sizi bekliyor. Her şey dalından koparılmış ve taze olarak müşterilerini bekliyor. İzmir Gölcük arası bu yoldan, 130 kilometre tutuyor. GÖLCÜK GİRİŞİ; İzmir yönünden Gölcük’e en iyi gidiş şehrin Ankara çıkışını takip edeceksiniz. Salihli’yi geçtikten sonra, Sard antik kentinin girişini 2 km geçtikten sonra Ödemiş Bozdağ tabelasının yanından içeri giriyorsunuz. Kısa süre sonra da yine bir tabela size yol ayrımını sol tarafta gösteriyor. Virajli yol toplam 50 kilometre uzunluğunda Ödemiş’e kadar gidiyor. Yolun 20. kilometresinde ise, Bozdağ ilçesinden yol Gölcük’e sapıyor. Tabelaları biraz dikkatli takip ederseniz rahatlıkta Gölcük’e ulaşırsınız. GÖKKÖY. Gölcük yolu üzerinde, ufak bir köy. Dağların arasında ilkbaharda badem ağaçlarının çiçeklerinin arasında şirin gözüküyor. TORBALI ÜZERİNDEN Gölcük’e İzmir-Aydın karayolunu kullanarak gidiyorsanız, bu kez Torbalı ya da Tire Selçuk yol ayrımından otobandan çıkıyorsunuz. Daha sonra da Tire yol ayrımına girip yaklaşık 20 kilometre giderek Tire’ye ulaşıyorsunuz. Tire’den Ödemiş istikametine yönelip, Gölcük’e doğru çıkış yapıyorsunuz. Gölcük’e Ödemiş üzerinden çıkan yol çok kaliteli değil ama daha kısa. Bölgede oturanlar genelde bu yolu kulanıyor. O nedenle keskin virajlarla dolu olan yolda dikkatli ve sürat yapmadan araç kullanın. ANKARA’DAN GİDİŞ . Ankara’dan yola çıkanlar, Eskişehir, Kütahya, Uşak, Kula üzerinden İzmir’e gelebilirler. Toplam 578 kilometre süren bir yol. BOZDAĞ’A ÇIKARKEN DİKKAT Salihli yol ayrımından kısa süre sonra yol Bozdağ’a tırmanmaya başlıyor, özellikle Allahdiyen köyü civarında bol bol viraj ve rampa yer alıyor. O nedenle aracınızı dikkatli sürün. Unutmayın! Oralara sürat yapmaya değil gezmeye gidiyoırsunuz. Yolun bütünüyle keyfini çıkarın. Yavaş sürün. Etrafı seyredin. Hemen her yerde özellikle fotoğraf çekenler için güzel görüntüler yer alıyor. Gölcük’te kalmak için bulunan yerlerin başında Prenses Otel geliyor. Burası gölün hemen kenarında yer alıyor. Özellikle yaz aylarında futbol takımlarının yüksek irtifada kamp yaptığı bir otel. Otelin yeşiller içinde, göl kıyısında bir bahçesi yer alıyor. Ayrıca göl kenarında çardakları da keyifli. Otelin bir başka özelliği de İsmet İnönü’nün de burada kalması. Gerçi kaldığı odadan bir eser kalmamıs ama yinede, özel mimarisiyle kalınabilecek yerlerden biri. Bir başka alternatif ise, Gölcük Oteli. Göl kıyısında yer alan bu otel de, odalarda televizyon yer alıyor. Kışın ısıtmalı yüzme havuzu var. ölcük’te yemeğe gelince alternatif çok. Bunların başında ödemiş Köftesi ve bölgede yapılan sucuklar geliyor. GÖLCÜK RIHTIM RESTORAN Restoranın göl üzerinde yer alan kameriyesinde de yemek yeme imkanınız var. Yayın balığı özel. Zeytinyağı ile karıştırılan sarımsak sosu ile yiyebilirsiniz. Tabii yanında kırmızı soğanı unutmayalım. Ayrıca, oğlak ve dana eti ile yapılan sebzeli güveci, çok özel. Çünkü özel toprak kaplarda yapılan bu güveç, odun ateşinde 3 saat kadar pişiyor. Tabii bu arada Ege bölgesine özgü her türlü zeytinyağla mezede de sizleri bekliyor. Her biri kullanılan özel zeytinyağının lezzetini taşıyor. Rıhtım Restorant'ın kameriyesi göl kenarında yer alıyor DİKKAT; Özellikle mevsim dışı, hafta içi Gölcük’e gittiğizde aradığınız her yiyeceği bulma imkanınız çok sınırlı. Çünkü genellikle ilkbaharda ve sonbaharda hafta sonları bütün tesisler açık oluyor. Ancak hafta için giderseniz, piknik malzemelerinizi yanınızda götürün. Çünkü özellikle lokantalar kapalı oluyor. Tel; 0232 558 13 97 NAZİLLİ PİDE Bozdağ merkezde temiz ortamda pide yiyebileceğiniz Nazilli Pide salonu’da yer alıyor. Tel; 0232 547 72 20 BOZDAĞ BELEDİYE FIRINI Bozdağ Belediye Fırını ise, belediye binasının karşısında yer alıyor. Burada Bozdağ’nın ünlü güvecini ve katmerini deneme imkanınız var. Ancak buraya öğlene kadar gidebiliyorsunuz. Çünkü öğleden sonra kapatıyor. PAZAR GÜNÜ HALK PAZARI. Gölcük’te kurulan halk pazarı, Pazar günleri yöreye canlılık katıyor. Pazarda yöresel el işleri, köylülerin kendi yaptıkları yiyecekler, dağlardan topladıkları her türlü otları bulma imkanınız var. BAHTİYAR DEDE’NİN SÜPÜRGELERİ Allahdiyen Köyü’nde süpürgeci Bahtiyar Dede’den kendi el emeği, göz nuru süpürgelerini almadan yola devam etmeyin. Kullanmasanız bile evinizin bir kenarında süs olarak kalsa bile, size o nur yüzlü 76 yaşındaki Bahtiyar dedeyi hatırlatır. ŞENAY SARIGÜL’ÜN BALLARI VE ŞİFALI SULARI. 10 senedir Bozdağ Kırkoluklar Mevki’nde, yol kenarında satış yapan, Şenay Sarıgül’ün tezgahında, Isırgan otlu gözlemenin tadına bakmayın unutmayın. Tabi bunların yanında, sattığı Bozdağın harbi Kekik balı var. Neye iyi mi geliyor ? Şeker hastalığına, hazımsızlığa, mide ağrısına, faydası var. Kullanımı da her sabah bir çay kaşığı yiyeceksiniz. Burada alacaklarınız arasında, kestane, çiçek, karakovan , ıhlamur, çam ve Hayıt balı; yani dere kenarlarında olan sepet örülen bitkinin balı da var. Sadece bunlar değil, Karabaş oto; kolesterol için lavanta suyu ile birlikte çok iyi geliyor. Mayasıl ve basur için de basur suyu var. Damıtılmış ısırgan otu suyu da alabilirsiniz. Gölcük’ün denizden yüksekliği 1100 metre. Gölün etrafında, çam, kestane, ceviz ağaçları ve bir çok bitki çeşidi yer alıyor. Yaklaşık 7 kilometre tutuyor gölün çevresi. Gölün derinliği ise, 8 metre civarında. Göl etrafında özellikle sabah erken saatlerde keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz. Göl yaz aylarında serin bir havaya sahip olduğu için İzmir ve civarında oturanlar tarafından yayla olarak kullanılıyor. Kışın ise hemen yanıbaşında bulunan İzmir’in kayak merkezi Bozdağ’da olduğu gibi, karlarla kaplanıyor. Gölün küçük bir kumsalı var. Piknik alanları, kır evleri, villalar, otel ve pansiyonlar ile kamping alanları da bulunuyor. İLKBAHARDA İLGİNÇ GÖRÜNTÜLER Gölcük’e özellikle ilkbaharda gidenleri ilginç bir görüntü bekliyor. Gölün yükselen suları nedeniyle, kıyıda bulunan ağaçların gövdeleri sular altında kalıyor. Böylece çiçek açan dallarıyla sular içinde gözüken ağaçlar, fantastik filmin bir sahnesiydeymişçesine sizi karşılıyor. Bu ağaçlar, sabah ve akşam ışıklarında fotoğraf çekenler için ilginç görüntüler oluşturuyor. İlkbaharda hafta içi günlerde Gölcük’e çıkanlar ise, terkedilmiş kaba görüntüsüyle karşılaşıyorlar. Gölcük etrafında yer alan birbirinden değişik, güzel, villa ya da apartmanlar arasında istediğiniz gibi dolaşabilir güzelliklerin tadını çıkarabilirsiniz. ALLAHDİYEN KÖYÜ’NDE SÜPÜRGECİ BAHTİYAR DEDE. Salihli yolundan Gölcük’e çıkarken, Allahdiyen Köyü’ne gelince biraz durun. Durun çünkü burası gerçekten ilginç bir yer. İlginçliği öncesinde isminde; “Allahdiyen”. Aklınıza bir anda “Kim diyor? Niye diyor?” soruları gelebilir. Bu soruları işte ben de, köyün girişinde, bir binanın alt katında, daracık aralık kapı arkasında, yere oturmuş, nur yüzlü, yetmişlik dede, Bahtiyar Yurttaş’a sordum. 76 yaşındaki dede, hala bir genç gibi tarlasının kenarında yetiştirdiği süpürge otlarıyla, büşük şehirlerde varlığını bile unuttuğumuz süpürge yapıyordu. Keyifle heyecanla, otları bir araya getiriyor. Şekil veriyordu Bahtiyar Dede. Onlarca yama görmüş pantolonu, bir kucak bembeyaz sakalıyla, saatlerce oturup sohbet etmek geliyordu içinizden onunla. Bahtiyar Dede, köyün isminin bir zamanlar o yörede yaşayan Erenler dedesinden geldiğini söylüyordu. Söylenceye göre, Erenler Dede’sinin başını bir nedenle kesiyorlar köyün aşağılarında. Sonra da onu köyün tepesine kadar taşıyorlar. Ancak bu sırada erenler dedesi sürekli “Allah” diyerek kesik başıyla tepeye kadar geliyor. Sonra da kendisini köyün tepesine gömüyorlar. Köyün adı da buradan geliyormuş. Hatta kabri bir zamanlar Mareşal Fevzi Çakmak da onarmış. Günümüzde yolu biraz bozuk olsa da bilenler oraya gidip ziyaret etmeyi ihmal etmiyorlar. Bahtiyar Dede, bir zamanlar çobanlık yaparken, 10 yıl önce tarlasının kenarına süpürge otu eken bir Bulgar vatandaşından süpürge yapmayı öğrenmiş. O günden bu yana da kendi yapıyor süpürgeleri. Yaptığı süpürgeleri de, Kula, Turgutlu, Ahmetli, Salihli gibi yörelerde kurulan pazarlarda satıyor. Eğer Salihli üzerinden Gölcük’e çıkarsanız, Allahdiyen Köyü’nde mola verip süpürgelere bir bakın. Belki biraz sohbet eder, o güzel süpürgeleri alırsınız. HER DERDA DEVA BALLAR SATAN ŞENAY HANIM... Gölcük’e kıvrıla kıvrıla virajlı yollardan giderken, zaman zaman yola kenarlarında mola vermeyi ihmal etmeyin. Çünkü tepelerden vadileri, Salihli’nin tepeden yemyeşil görünüşü izler, fotoğraf çekebilirsiniz. Çünkü etrafta gerçekten güzel manzaralar var. Bu arada yolunuzun üzerinde, Bozdağ Kırkoluklar Mevki’ne gelince, hemen solunuzda bir çeşme beliriyor. Hayrat olarak yapılan çeşmede, neredeyse 20 borudan akan sular buz gibi. Çeşmenin karşı tarafında, yolun kıyısında, Şenay Sarıgül, tek başına kurduğu tezgahında sizi bekliyor. Tezgahında yok yok. Öncelikle yörenin otlarından kendi elleriyle yaptığı ısırgan otlu gözlemenin tadına doyum olmuyor. Bir yanda hemen arkasında akan Bozdağ’ın eriyen kar sularından oluşan nehirin keyifli şırıltısı. Bir yanda tertemiz havada yapılan gözlemelerin lezzeti. Öte yandan yöredeki üreticilerden alıp da, sattığı, “Bozdağ’ın harbi kekik balı” var. Neye mi iyi geliyor bu bal? 10 yıldır yol kenarındaki tezgahında satış yapan Şenay Hanım, başlıyor saymaya. “Şeker hastalığına, hazımsızlığa, mide ağrısına faydası var. Kullanımı da kolay. Her sabah bir çay kaşığı yiyeceksiniz.” Tezgahta neredeyse yok yok. Ayrıca, kestane balı var. Çiçek balı, karakovan balı , ıhlamur balı, çam balı, hayıt balı da var. O da ne diyorsanız, hayıt, dere kenarlarında olan bir bitki. Sepet örülen bitkinin balı. Arılar işte bu bitkilerden bile bal oluşturuyor. Sadece bal değil. Bir de çeşitli bitkilerin, suları da satılıyor burada. Karabaş oto; kolesterol için faydalı olduğu biliniyor. Lavanta suyu ile birlikte çok iyi. Mayasıl ve basur için de basur suyu var. Ayrıca damıtılmış ısırgan otu, karabaş suyu. Yani bir nevi yol kenarı aktarı Şenay Hanım. Yol kenarında duran müşterilerine, balları tattırıyor. Ondan sonra almalarını istiyor. Yıllardır do burada durup satış yaptığı için, müşterileri belli neredeyse. Gelip geçen günlük müşterilerine onları refarans olarak gösteriyor. Şenay Hanım, bu satışlardan kazandığı parayla, bir kızını Tıp Fakültesi’nde okutacak seviyeye kadar getirmiş. Haline şükreden, dağ başında oturuyor gibi görünse de günlük gelişmelerden haberdar bir Ege insanı. A TEPESİ Bozdağ’a ister Salihli üzerinden gelin, ister Birgi üzerinden, Gölcük sapağına döndükten bir kaç kilometre sonra, kıvrıla kıvrıla, “Göl ha burada olmalı, ha şurada” diye aracınızla inerken, birden sağ tarafınızda göl aniden karşınıza tablo gibi çıkar. Şaşırır kalırsınız. İşte bu tepeye “Aaaa” tepesi denmesinin nedeni, 1938 yılında Gölcük Yaylası’na gelen İsmet İnönü, gölü gördüğü bu noktada, ilk kez gören hemen herkesi dediği gibi, “Aaaaa” dediği için, burası “A tepesi” olarak biliniyor. İsmet İnönü’nün Gölcük’le ilgili anısı bir değil. Bir de burada kaldığı günümüzün Prenses Oteli’nde yakın zamana kadar onun kaldığı oda da içindeki eşyalarla muhafaza ediliyormuş. Ancak yıllar geçtikten sonra, otel birkaç restorasyon görüncü, bütün otantik özelliği kaybolmuş... Gerçekten de “A...” dedirten bir manzarası var. Kışın donan gölün karlarla kaplı ağaçları arasında, bembeyaz sessiz, sakin manzarası insana huzur veriyor. İlkbahar da ise yeni uyanan doğanın, her türlü ağacın bulunduğu yerden yeni filizleri arasından gölün mavi görüntüsünü seyretmek de keyifli. Yaz aylarında ise, insanlar İzmir’de, ödemiş’te, Salihli’de sıcaktan pişerken, daha manzarayı görünce kendinizi klimalı bir aracın içinde hissetmeye başlıyorsunuz. O sıcaklardan eser kalmıyor. Bozdağ genel görünüm YEŞİLÇAM PİKNİK ALANI A tepesinden göle doğru inerken, yine sağda Yeşilçam Piknik Alanı’na ulaşıyorsunuz. Burada rahatlıkla piknik yapabilirsiniz. Göl özellikle yaz aylarında serin bir havaya sahip olduğu için, İzmir ve civarında oturanlar tarafından yayla olarak kullanılıyor. Kışın ise hemen yanıbaşında bulunan İzmir’in kayak merkezi Bozdağ’da olduğu gibi, karlarla kaplanıyor. Gölün küçük bir kumsalı var. Piknik alanları, kır evleri, villalar, otel ve pansiyonlar ile kamping alanları da bulunuyor.  BOZDAĞ İzmir’in en yüksek dağı olan Bozdağ, 2159 metre. Buraya çıkmak için 1150 metre yüksekliğinde olan bozdağ ilçesine gelince, 8,5 kilometre uzunluğunda olan Bozdağ Kayak Merkezi’ne çıkmanız gerekiyor. Bozdağ’da bulunan Mermeroluk Çeşmesi, yaz kış buz gibi olan suyu ve çevresiyle, yöre sakinlerinin en çok geldikleri piknik yerlerinin başında geliyor. MİDAS’IN EŞEK KULAKLARININ HİKAYESİ Bozdağ’ın bir de mitolojide ilginç bir şekilde yer aldığı hikayesi var.  Müzik tanrısı Apollon, Bozdağ’da lir çalmayı çok severmiş. Yeryüzünde bu liri en güzel kendisinin çaldığını söyleyip övünürmüş. Apollon bir gün en az kendisi kadar güzel lir çalan çoban Marsias’ı çağırmış. “Bu dağa iki usta çalgıcı fazla” diyerek, onu yarışmaya davet etmiş. Yeteneklerini en iyi şekilde sergileyen Tanrı ve çobanı dinleyen jüri içinden, sadece Kral Midas çobana oy vermiş. Bunun üzerine Apollon Marsias’ın derisini yüzdürmüş. Yanlış kararı yüzünden Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirmiş. Anadolu’nun bir çok müzesinde, bir direğe bağlanmış, derisi yüzülmüş Marsias heykeli, bu hikayeyi dillendirir izleyicilerine. HOTEL PRENSES  0232 5581115 0232 558 11 48 GÖLCÜK OTELİ 0232 558 10 16 GÖLCÜK RIHTIM RESTORANT  0232 558 13 97 NAZİLLİ PİDE 0232 547 72 20

KARABURUN ÇEŞME



izmir Krfezi'nin en ucundaki Karaburun'a gitmek iin 303 viraj amanz gerekiyor. Ancak sonuta oya gibi ilenmi koylarn yer ald, lezzetli balklar hibir yerde tadamayacanz balk lokantalarnn bulunduu masmavi denizi ve Karaburun hurmasnn tek yetitii gizli cennet olarak sizleri bekliyor. Deniz kenarı salaştır, servis yavaştır, hesaplar talaştır. YENİİİ.....YENİ....YENİ... DENİZ OTOBÜSÜYLE KARABURUN... Karaburun'a karayoluyla gitmenin hikayesi aşağıda yer alıyor. Ancak en güzel alternatiflerden biriyse İzmir'den denizyoluyla buraya gitmek. Evet denizyolu. İzmir'de hiç kullanılmayan deniz yolu artık devreye girdi. İzmir şehir merkezinden Üçkuyular'dan kalkan deniz otobüsleri, yazın haftada dört gün, kış aylarındaysa yani 31 Mart'a kadar, haftada iki gün sefer yapıyor. Üçkuyular'dan cumartesi 09.30, pazar günü 10.30'da kalkan deniz otobüsleri, 80 dakikada sizi Karaburun'a götürüyor. Akşam ise 17.00'de dönüşe geçiyor. Karaburun aşıklarına duyurulur! KARAYOLU Karaburun, İzmir şehir merkezine yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Bunun yaklaşık 45 kilometrelik bölümü ise otoban. Ancak ondan sonrası ise, maceralı bir yolculuk sizi bekliyor. Karaburun’a karayoluyla gitmek için iki alternatif var. İzmir’den Çeşme yoluna çıkıp devlet karayolundan gidebilirsiniz. Bu yol boyunca yoğun trafikte ama yol boyunda yer alan ufak tatil köyleri ve yerleşim yerlerini görerek gitme şansınız var. Diğer alternatif ise, İzmir’den Üçkuyular’dan itibaren Çeşme otobanına girip Karaburun çıkışından ayrılmak. Bu yol ise süratli gidişi sevenler için. Sıkıcı olmayan şekilde Karaburun girişine, otobana girdikten kısa süre sonra ulaşıyorsunuz. Zaten asıl bundan sonra yol başlıyor. Karaburun’un bugüne kadar belki de gözlerden uzak kalmasının en büyük nedeni, ulaşmak için alacağınız mesafe. Otobandan hemen ayrıldıktan sonra Gülbahçe’den itibaren Karaburun’a kadar, irili ufaklı 303 viraj olduğu söyleniyor. Öylesine çok ki. O nedenle yol boyunca çok dikkatli gidin. Hız yapmayın. Ancak her virajı dönünce karşınıza çıkan el değmemiş, bozulmamış manzaralar biraz olsun yorgunluğunuzu alıyor. Yol yaklaşık 55 kilometre sürüyor.Gerçekten zorlu ama zevkle gidilen bir yolla Karaburun’a ulaşıyorsunuz. İnsan bir yandan buranın gelişmesi için yolun yapılması istiyor. Ama öte yandan da yol gelince burasının bozulacağı endişesini taşıyor. TOPLU TAŞIMA. Yaz aylarında her yarım saatte bir, kış aylarında ise her saat başı İzmir Balçova Semt Garajı’ndan hareket eden klimalı otobüslerle 2,5 saatlik yolculukla Karaburun’a ulaşabilirsiniz. Otobüsler şoförlerine gideceğiniz yeri söylerseniz size oraya kadar götürme imkanları da bulunmaktadır. Ayrıca Üçkuyular semtinden de dolmuşlarla gitme imkanınız var. Bunu da hesaba katın. Karaburun’da kalınacak yer konusunda fazla alternatif yok. Bodrum Koyu’nda yer alan Astoria Otel, denize sıfır konumuyla kalınacak yerlerin başında geliyor. Otelde her türlü etkinlik yer alıyor. ERGİN PANSİYON  Eğer fiyatı uygun, kalınacak yerleri temiz, aile işletmesi olan bir yer arıyorsanız, o zaman Karaburun Ergin Pansiyon’a gidebilirsiniz. Deniz kıyısında yer alan bu tesisin 14 odası bulunuyor. Restoranda Türk kahvaltısı ve akşamları geleneksel Türk mutfağından mezeler ve sebze yemekleri, taze balık ve ızgara çeşitleri verilmekte. Mevsimin sebze ve meyveleri pansiyonun kendi bahçesinden koparılıp günlük olarak restoranın mutfağında kullanılıyor. Yemekler tesisin sahibinin eşi tarafından hazırlanıp ve çardağın altında denizin kenarında, dibinde veya iskelenin üstünde servis yapılıyor. Ayrıca tabii ki restoranda bütün yemeklerin ve günlük taze balığın her zaman siparişi alınıyor. Gruplara özel indirimler de yapılmakta bu özel mekanda. Aras Otel; Mordoğan Limanın uç kısmında yer alan Aras Otel 4 yıldır müşterilerini ağırlıyor. 4 yıldızlı bir otel. Türkler burayı keşfetmeden önce neredeyse Fransızlar keşfetmiş. Otelin yaz boyunca en büyük müşterileri Fransızlar. Otelin içinde hemen her türlü etkinlik var. Yol kenarında yer alıyor. Ama çıkmaz bir yol. Deniz üstünde yapılan iskeleden, Mordoğan limanı manzarasıyla denize girme keyfini yaşıyorsunuz. Ancak otel, işletmecilik açısından sorularla dolu. Çok güzel bir çevrede yer almasına rağmen, hizmet kalitesi yetersiz. Bunu bilerek giderseniz fazla hayal kırıklığına uğramazsınız. Ne yazık ki bölgede kaliteli fazla kalınacak yer olmadığı için zorunlu tercih edilecek yerlerden biri. MERKEZ; Sol tarafta ağaçların altında oturma iki tane cafe var. Ama bunlar şehirlerde bildiğimiz cafelerden değil. Ağaçların altına masaları atmışlar. Nefis bir Karaburun manzarası. Bir yandan dağları seyredip bir yandan da şehir merkezini izleyebiliyorsunuz. Yalnız buraya otururken dikkat edin. Çünkü birinde fabrika işi dondurma var. Yani her yerde bulabileceğin lezzet ve standartta. Diğerinde yani, 7 Kardeşler Dondurmacısı’nda ise, 150 yıllık deneyimin ve kaliteli yöre sütlerinden yapılan gerçek sakızlı Karaburun dondurması var. Sakızlar Yunan adalarından geliyor ne yazık ki. Ancak sütler ve yöntem Türk usulü... İkisi arasında ne fark var derseniz, yiyince anlıyorsunuz. Dondurmanın özelliği Karaburun’da otlayan hayvanların sütlerinden yapılması. Bunun ne demek olduğunu tadına bakınca anlıyorsunuz. Günlük olarak yapılan ürünlerin tadına bakın. Karaburun, İzmir’den uzak oluşu nedeniyle, çok lüks şık lokantaları barındırmıyor. ALBATROS İsmet’in yeri olarak bulunan bilen bu restoran ise deniz ürünleri konusunda Karabur’un yüz akı neredeyse. Özellikle Karaburun kalamarının tadına mutlaka bakın. Bulabilirseniz ise, kalamar yumurtası bir başka lezzet. Tavada eritilen tereyağı içinde kırmızı biber ile sote edilen kalamar yumurtası daha sonra servis ediliyor. Her zaman bulma imkanınız yok. Ancak bir iki gün önceden sipariş verip bu lezzetin tadına bakabiliyorsunuz.Limanda yer alan bu restoran da fiyatlar da uygun. NUMBER ONE: Limanda bulunan Number One Restoran, bir başka lokanta. Temiz, garsonları hızlı. Mezeleri leziz. En önemlisi ise, yediğiniz her türlü balık günlük ve deniz ürünü. Kültür ürünü balıklara da isterseniz ulaşabiliyorsunuz. Deniz levreğini, çipurayı buradan daha güzel, taze ve leziz başka bir yerde bulmak gerçekten zor. Çünkü koca yarımadanın neredeyse ucunda yer alan tek yerleşim yeri olan Karaburun’da çevre kirliliği en az düzeyde. O nedenle balıklar da lezzetli... Mevsiminde levrek, çipura, tekir balıklarının tadına doyamayacaksınız. Lezzetli balıklar, temiz ve hızlı bir servisle masaya geliyor. Yanında da kalamar, patlıcan közleme ve bilumum mezeler yer alıyor. Patlıcan közlemenin özelliği ise, bütün patlıcan közlenmiş olarak masaya geliyor. Siz bıçakla isteğinize göre kesip üzerine zeytinyağı döküp yiyorsunuz. Yanında ise, köy ekmeği ızgara edilmiş olarak sıcacık geliyor. Masada kalan ekmekler varsa üzülmeyin. Atılacak diye. Ekmekleri ya siz ya yanınızda bulunan çocuğunuz zaten hemen önünüzde yüzen kefal balıklarını beslemekte kullanıyor. Yine de kalan ekmek olursa garson masaya temizlik için geldiğinde, kendi balıklara atıyor. O nedenle lokantanın deniz kenarı masalarında oturanlar, kefal balıklarını masmavi deniz içinde keyifle yüzerken beslemenin keyfini çıkarıyor. Bir çok yörede yenilecek balıklar sıralamasında en sonlarda kalan kefal, Karaburun’da hemen her mevsim lezzetle yenilebiliyor. Bunun da nedeni bölgenin denizinin temizliği ve balıkların nispeten daha iyi beslenmeleri. Bu da balıkların lezzetini artırıyor. ZEYTİN LOKANTASI Karuburun’da Hakan Erdinç’in işlettiği lokantada özellikle sabahları doğal gıda ürünlerinden oluşan kahvaltıyı mutlaka yapın. Her şey var aklınıza gelen. Fiyatları da uygun. LOKANTALARIN YERİ; Number One, Karaburun limanının hemen baş kısmında yer alıyor. Yine limanda neredeyse kendin pqişir kendin ye tarzında, biraz daha salaş balık lokantaları yer alıyor. Lokantalarda gerçekten leziz taze balıklar var. Kesenize göre oturup doyana kadar balık yemenin keyfini çıkarıyorsunuz. Hem de izmir gibi nispeten hesaplı olan bir şehre göre bile daha uygun fiyatlarla. İstanbul ile fiyatları hiç kıyaslamayalım daha iyi... Karaburun yolunda satıcılarda her şey doğal. Karaburun’da alınacak şeylerin başında özellikle geliş yolu üzerinde yol kenarında satılan yöresel zeytin, reçeller ön planda. Zeytinyağı’nı unutmamak gerekiyor. Bir de yörede yetişen “Karaburun hurması” denilen zeytini bulursanız almayın unutmayın. Bu da ne oluyor derseniz anlatalım. Hepimizin bildiği gibi zeytini dalından kopartıp yemek mümkün değil. Çünkü tadı biraz acı. İşte bunun için zeytin bir çok işlemden geçirilip soframıza geliyor. Ancak Karaburun bu konuda farklı bir yer. Çünkü doğanın bu saflığı ve güzelliği, Karaburun zeytininin dalından koparıldıktan sonra hemen yenen bir çeşidinin burada yetişmesini sağlamış. Dünyada bu tür zeytin bir tek Karaburun’da yetişiyor dersek, bunun önemini anlatabiliriz sanırım. İşte bu zeytin, öylesine güzel bir tatta ki, hurma gibi. Bu zeytini geliştirmek için Karaburun’da çalışmalar yapıyor yetkililer, ziraatçılar. Civarda yol kenarı satıcılarında bu zeytini pet şişe içinde ya da salamura yapılmış olarak bulma şansınız var tabii mevsiminde. Tuzsuz olan bu zeytini yetkililer bir önce sağlıklı bir ambalaj yapıp sunmak için çalışıyor bu arada. Tabii eğer aracınızla gittiyseniz ve soğutmalı sisteminiz varsa, 7 kardeşlerden de dondurma alabilirsiniz. O eskilerde kalan, nefis, taze sütle yapılan hilesiz hurdasız sade dondurmanın tadını unutamayacaksınız. Karaburun, Eg eve Akdeniz kıyalarında yerli yabancı turistler tarafından akın akın gidilen yerlerden değil. Bu nedenle sessiz, sakin, kalabalıklardan kaçan , ilginç yerlerden hoşlanan gezginler için ideal yerlerden biri. BİRAZ TARİHİ BİLGİ... Karaburun, Urla Yarımadası'nın kuzeyinde yer alıyor. İzmir Körfezi boyunca kuzey ve batı kıyıları güzel koylarıyla bir şerit halinde uzanır. İlçenin geçmişi ve insani yerleşimi taş devrine kadar uzanıyor. Çakmaktepe mevkiinde yapılan kazılarda elde edilen buluntulardan Hititler Dönemi'nde buranın ileri bir kültür merkezi olduğu, daha sonra yöreye egemen olan Aiol , Lidya. Helen ve Roma uygarlıkları döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak geliştiği biliniyor. Karaburun aslında, İzmirlilerin Urla yarımadasındaki, Mordoğan ve Urla gibi yazlık yerlerinin bulunduğu bir yer olarak yıllarca bilindi durdu. Özellikle Karaburun yolu üzerindeki Mordoğan, yazlık evleriyle günü birlik tatilcilerden çok, İzmir ve civarında yaşayanlara seslendi. Karaburun’un çok göz önünde bulunmamasının nedenlerinden biri ise, yolunun bozuk olması. Bu nedenle geleni gideni az olan bir yer olarak biliniyor. Ama masmavi deniziyle, yemekleriyle, doğasıyla mutlaka görülecek yerlerden biri. İzmir Körfezi’nin batı ucunda yer alan Karaburun, kendi adıyla anılan yarımadanın en bakir yöresidir. Karaburun’un en büyük zenginliği ise, bozulmamış doğası, mavi bayraklı koyların yer aldığı denizi ve bölgenin nefis bitki örtüsüdür. O nedenle Karaburun özelliğini kaybetmeyen Türkiye’deki çok az yerden biridir. Karaburun Yarımadası’nın en büyük özelliği, zeytinde "Hurma"yı, çiçekte "Nergiz"i, sebzede "Enginar"ı, kendine has özellikleriyle sadece burada bulma şansının olmasıdır. Yüzlerce şifalı otu, onlarca çeşit Kekik ve Adaçayını, doğanın eşsiz hediyesi yüzlerce kır çiçeğini, Karaburun Yarımadası bünyesinde barındırmaktadır. İzmir çevresinin en temiz denizi Karaburun’dadır dense yeridir. Dalma merakı olanlar için de Karaburun alternatifler sunmaktadır. Yanınızda dalma malzemelerinin bulunmasında fayda var.  Karaburun çevresinde de denizden gezilebilecek yerler yer alıyor. Bunların başında ise, Büyükada ve Küçükada geliyor. Adaların denize girmeye uygun son derece güzel sahilleri de bulunmakta. Karaburun’da çok az yerde görebileceğiniz bir manzara var. O da masmavi deniz kenarında yer alan limanla, günlük yaşam içiçe. Hem de öyle içiçe ki şaşırırsınız. Limanın içinde bazı evlerin girişleri, balkonları bile var. İnsanlar evin camına çıkıp, denizden gelen eşlerini herhalde burada bekliyordu diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bir yanda balıkçılar ağlarını onarıyor aile yakınlarıyla birlikte. Bir yanda da balıkçılar teknelerinde çalışıyor. Evlerinde oturan aileleri ise, denize 3 metre uzaklıkta oturup günlük yaşamı evlerinde hissediyorlar adeta. Her şey kendi doğallığı içinde. Sessiz sakin... Karaburun’da kalınca etrafta gidilecek yerler arasında ilçe merkezi geliyor. Denize limanda bile girebiliyorsunuz. O kadar temiz. Ya da lokantada yemek yiyip hemen yanında üstünüzdekileri çıkarıp mayonuzla tabii ki denize girebiliyorsunuz. Yani Karaburun’da hemen her yer doğal plaj. Karaburun içinde "Mavi Bayrak" taşıyan iki plaj mevcuttur. Bunlardan birisi "Akvaryum veya İncirlikoy Plajı" diğeri de "Bodrum Plajı"dır. Bunun dışında İskele, Kuyucak, İğdealtı, Akçakilise, Dolungaz gibi plajlar da vardır. Gidilecek bir başka yer ise, Mordoğan. Keyifli güzel bir balıkçı kasabası. Limanı yaşam yeri. Orada da sahilden liman yanından denize girebiliyorsunuz. Buranın bir kötü tarafı, deniz tarafı olması bile dağların bir çok yerini kooperatifler doldurmuş. Ama yine de liman keyifli. Balık lokantaları. Cafeler yer alıyor limanda. Karaburun’da sessizlikten canınız mı sıkıldı. O zaman tekrar yola düşün. Mordoğan’a gidin. Burada yer alan diskolarda yılın moda parçaları eşliğinde keyifle dans edebilir, yorgunluk atabilirsiniz. Karaburun - Mordoğan Otobüs Terminalleri Telefonları Izmir: 0232 277 77 57 Karaburun: 0232 731 40 22 Mordoğan: 0232 737 81 39 KARABURUN Astoria otel; Bodrum Caddesi 50 TR-35960 Karaburun - İzmir TÜRKİYE +90 232 731 20 75 +90 232 731 26 65 Otel Narcissus 0232 - 731 28 10  Mimas Otel 0232 - 731 28 68  APART MOTELLER KARABURUN Devir Apart Pansiyon (0232 - 731 21 82) Number One Apart Pansiyon (0232 - 731 40 87 PANSİYON Ergin Pansiyon (0232 - 731 30 78), MORDOĞAN Aras Otel: Çatalkaya Köyü İskele Mevkii Karaburun, Tel; 00 90 232 737 70 71 Tel; 00 90 232 737 70 73 Akman Motel (0232 - 737 72 48) Flamingo Motel (0232 - 737 72 93) Yıldız Motel (0232 - 737 81 85) Gül Motel (0232 - 737 82 11)  Yalı Motel (0232 - 737 60 46)

SIGACIK



Üzüm, özellikle mandalina ve zeytin gibi ürünlerin en lezzetli olarak bulunabildiği... Her dem taze balık ve deniz ürünleriyle lezet sevenlerin buluştuğu... İzmir’in yanıbaşında, 45 km uzağında yer alıyor Sığacık... İzmir'den otoyolla ulaşım en rahat ve kolay yol. İzmir-Seferihisar arası 45 kilometre. Sığacık için 5 kilometre daha yol almanız gerekiyor. Aynı yolda belediye otobüslerinin seferleri de var. Asfalt yol Akkum Plajı, Ekmeksiz Koyu, Teos antik kentine kadar devam ediyor. Sığacık’a giderken, Seferihisar merkezine gelen yolda sağ tarafta benzin istasyonu var. Hemen yanından içeri giriyorsunuz. 5 kilometre sonra da Sığacık sahiline ulasıyorsunuz. Sığacık'a denizden tekneyle gelenlere limanda su, elektrik ve çöp hizmeti veriliyor. Sığacık’ta kalmak için beş yıldızlı otelleri arasanız da bulamazsınız. Sığacık merkezinde kalmak isterseniz fazla alternatifiniz de yok. Ancak Akkum Plajı etrafında kalabileceğiniz bir iki pansiyon yer alıyor. Çakırağa Hotel - Sığacık, Akkum Caddesi, Tel: 0. 232. 745 75 77.  Üç yıldızlı, yüzme havuzlu, yeşillikler içinde güzel bir otel. Club Marmara Teos - Sığacık, Tel: 0.232. 745 74 67, Tatil Köyü. Geniş bir alanda, her türlü tatil aktivitesi var. Sığacık’a gittiğiniz zaman, yemek için en önemli alternatif tabii ki deniz ürünleri. Limandaki balıkçıların her gün tuttukları taze balıklar birkaç lokantaya getiriliyor. Salatala malzemeleri ve yeşillikler ise çevredeki bostanlardan taze taze. Özellikle balık mevsiminde giderseniz mercan, fangri, kupes, barbun ve çipura gibi birbirinden lezzetli balıkları yiyebilirsiniz. Sığacık’ta yöresel el işi ya da giyecek tarzı alışveriş yapacak yerler yok. Ancak mevsiminde giderseniz taze balıkları özellikle sabahları balıkçılardan alma şansınız olabilir. Ayrıca kale içindeki odun fırınının koku ve lezzetiyle ekmeği hayli ünlü. Cuma günü kurulan pazarın ekonomik fiyatlı sebze ve meyveleri içinde en çok satılan üzüm. Tabii yörenin mandalinaları da ünlü. Bulursanız kaçırmayın. ığacık merkezi yakın zamana kadar, günümüze kadar gelebilen eski kalesi ve içindeki yerleşimi ile birlikte, küçük limanı ve balıkçı lokantalarıyla ünlüydü. O küçük lokantaların bir çoğuna kendi balığınız götürüyor ve sadece pişirme parası vererek, salata ve rakınızı yudumluyordunuz. Denizin kenarında yer alan bu lokantalar o ilkel halleriyle bir başka güzeldi. Günümüzde o eski liman yıkılmış. Yerine hem yat turizminine hem de çevredeki balıkçılara hizmet verecek büyüklükte bir liman yapılmış durumda. Yine eski halini fazla aratmayan bir yapı var. Limanın hemen arkasına otoparklar yapılmış. Çevre düzenlemesi de yerinde. ASIRLIK AĞAÇ Sığacık’ta gezinize başlamadan önce, girişte hemen sol tarafta yer alan Deniz Market’in önünde bir soluklanın. Marketin yeniden restore edilen binasının bahçesinde bulunan asırlık ağacı mutlaka görün. Gerçekten de çok az yerde görebileceğiniz yaşlılıkta, yıllara tanıklık etmiş bu ağaç gören herkesin ilgisini çekiyor. SIĞACIK KALESİ Sığacık’a ilk gittiğinizde günümüze kadar ulaşan surlarıyla Sığacık Kalesi gözünüze çarpar. Birden kalenin surları arasından çıkan bacaları görür merak edersiniz. En iyisi gezinize buradan başlayın.. Pişman olmazsınız. Çeşitli kaynaklara göre bu kale, 16.asırdan kalma. Kaptan Piri Reis’in önerisiyle yapıldığı söylenen bu Osmanlı kalesinin uç kısmında yer alan koğuş bölümü, restore ediliyor. Burası kültürel etkinliklerde kullanılacakmış. Korunmak için büyük bir çaba sarfedilmese de, geçen yıllara direnen bu kale içinde, bugün neredeyse Sığacık’ın yerli insanları yaşıyor. Daracık sokaklarında içiçe geçmiş onlarca evde, geleneksel yaşantısını sürdürüyor insanlar. Evlerin kimi günümüz mimarisine özgü yapılmış. Kimisi de eski mimarisini hala koruyor. Büyük çoğunluğu kerpiçten yapılan evler, genellikle iki katlı. Yine de o güzelim eski mimariden evleri bulmak zor. Evlerin en büyük özellikleri kapılarının ahşaptan yapılıyor olması. Sığacık tarihte İon medeniyetine ait 12 şehirden biri olarak biliniyor. İsminin denizcilere sığınak olan bir yer olmasından geldiği belirtilen Sığacık hakkında anlatılan öykü şöyle... ‘‘Bir gün denizciler Ege'nin azgın dalgalarına kapılır. Fırtına onları gecenin koyu karanlığında yakalar. Hiçbir yeri göremedikleri için kurtuluş ümitleri kalmaz. Derken top şeklinde bir ışık ortaya çıkar. Denizciler bu ışığı takip ederek Sığacık Limanı'na ulaşır ve kurtulurlar.’’ Limanın hemen yakınında bulunan Mustafa Efendi Türbesi'ni, limana sığınan bir denizcinin dua yeri olarak yaptırdığı söyleniyor. Çevresinde 13. yüzyıldan kalma yazılar mevcut. AKKUM PLAJI Sığacık merkezinde liman nedeniyle neredeyse denize girecek yer yok. Ancak merkeze 3 kilometre uzaklıkta bulunan Akkum Plajı, denizseverleri mutlu edebilecek güzellikte bir yer. Bu plajın yaz aylarında bile sıcak olmayan serin suları, denize serinlemek içni girenleri memnun edecek güzellikte. Deniz altındaki kaynak suları bu serinliğin en büyük nedeni. TEOS ANTİK KENTİ. Sığacık’ta görenlerin, gezenlerin içini acıtan en önemli tarihi eserlerin başında Teos Antik kenti geliyor. Antik dünyada Dionysos için inşa edilmiş en büyük tapınak Teos'ta yer alıyormuş. Günümüzde çok az kazı yapılmıştır. Tarihi ve doğal çevre zenginliği, potansiyel değerini artırmasına artıyor ama, içler acısı durumu gelenleri üzüyor. Binlerce yıllık uygarlığın kalıntılarının yer aldığı tarihi alan, devlet tarafından bir tek bekçiye emanet edilmiş. Etrafında ne bir tel ne bir duvar var. Nasıl olsun! Yol kenarından gözüken kalıntıların arasında sütun başları, yıkılmış anıt kalıntıları burada sadece bu kadar tarihi eser duygusu veriyor insana. Gelenler de elinde bilet koçanı, yol kenarında, tarlaların arasında dolaşan bekçinin yanına yaklaşıp ne olduğunu bile sormak istemiyor. Kalıntıları yaklaşırsanız, bekçi de sizin yanınıza yaklaşıyor. Tarihi eserlerin çalınmaması için orada yaşayan bekçi, bildiklerini size anlatıyor. Yaklaşık 12 kilometrelik alanı kapsayan antik kalıntıların bulunduğu alanın sadece bir bölümü kazılmış. Geride binlerce yılığın tanığı bir antik bölge, araştırılmayı bekliyor. Bekçi gelenlere, özel tarlaların arasında para parcanıp yol izinleri alınırsa, biraz araştırma yapılan antik tiyatroya gidilebileceğini anlatıyor. Teos, tarihi kaynaklara göre, MÖ. 1000 yıllarında Dionysos'un oğlu Athamas tarafından kurulmuş. İlk görünen yapı Dionysos tapınağı. Bahar şenliklerinin yapıldığı bu kentteki diğer önemli yapılar tiyatro, agora, odeon, surlar ve liman kalıntıları. Aslan başlı taşları tapınağın girişinde görmek mümkün. Buradaki kalıntılardan bir kısmı başta İzmir olmak üzere ulusal müzelerimize nakledilmiş durumda. Yine de geride kalan alanda, işaretlemeler yapılsa, insanlara oraya gezdirecek olan rehberler olsa, diye düşünmeden edemiyor insan. EKMEKSİZ PİKNİK VE DİNLENME ALANI Teos Ekmeksiz Piknik ve Dinlenme alanı, günübirlik geziler için ideal. Sığacık köyünün bir kilometre ötesinde yer alıyor. Piknik alanının karşışısında gözünüze, bir ada çarpacaktır. Bu ada, yörede sıçan adası olarak biliniyor. Bu ada antik kaynaklarda Myonessos'a olarak geçiyor. Miletoslu yazar Hekatorioz tarafından MÖ 500 yıllarında kurulan bir kent olarak geçmekte. Sanatçıların özellikle yerleştiği bir adaymış. Bugün adada yer alan sıvaları kısmen korunmuş olan üç sarnıç ile bazı yapı kalıntıları Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait. Çakırağa Hotel - Sığacık, Akkum Caddesi, Tel: 0. 232. 745 75 77. Club Marmara Teos - Sığacık, Tel: 0.232. 745 74 67, Dali's Restoran & Motel Tel: (232) 745 78 85 Burg pansiyon Tel: (232) 745 74 66 Teos pansiyon Tel: (232) 745 74 63

ŞİRİNCE
 



Şirince'nin adı gibi şirin evleri... Görünüşleriyle tuvale yansıtılmış tablo gibi... Çocukluğunun bir kısmını Şirince’de geçiren Yunanlı yazar Dido Sotiroyo, “Benden Selam Söyle Anadolu”ya adlı eserinde, “Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa, bizim Kırkınca -Şirince- cennetin bir parçası olması gerekir” diyor. Şirince, Selçuk’a 7 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Yöredeki turizm yerlerine de gidip gelme olanağı sağlayan bir yerleşim alanı. Denizden 350 metre yüksekte yer alıyor. Kuruluş tarihi milattan önce 500. yıla kadar iniyor. İşte böylesine keyifli, yeşillikler içinde, etrafı üzüm bağlarıyla çevrili bir yer Şirince... Ege'nin incisi Selçuk ilçesine bağlı Şirince, tarihi, mimari dokusu, leziz çöp kebabı, gözlemesi ve köy ürünleriyle ziyarete gelenlere unutulmaz tadlar sunuyor. Tabii ki ev yapımı sofra şaraplarını da unutmamak gerekiyor. 40 ailelik bir aşiret tarafından kurulan tarihi 5. yüzyıla kadar dayanan Şirince'nin ilk adı Kırkınca. İkinci adı ise, Çirkince. Niye böyle derseniz!Ayrıntılar, site içinde. İstanbul'dan yola çıkanlar için, çeşitli alternatifler söz konusu. En kolay ve çabuk ulaşım havayoluyla Adnan Menderes havaalanına inip kiralık otomobille bölgeyi dolaşmak. Havalimanında iniş salonun çıkışında bir çok otomobil kiralama şirketinin bürosu bulunuyor. DENİZ YOLU... Deniz yolculuğunu sevenler için İstanbul- İzmir arası hafta sonu çalışan feribot seferleri var. Yeni ve modern otobüslerle gece yolculuğuna çıkıp sabah İzmir'de olanlar, Selçuk'a doğru bir başka otobüsle devam edebilirler. ÖZEL ARAÇ; Özel aracınızı tercih ediyorsanız, İstanbul'dan feribotla Yalova'ya 40 dakikada geçebilirsiniz. Bursa çıkışına kadar tek yönlü yol, Balıkesir üzerinden izmir'e uzanıyor. Aydın otobanı ile Selçuk'a kadar yaptığınız konforlu yolculuk sonrası, Shell benzin istasyonu karşısında yer alan soldaki, Şirince yol ayrımı tabelasını takip ederek, zeytin ve meyve ağaçları arasından 8 kilometre sonra köye ulaşırsınız. Şirince'de kalabileceğiniz pansiyonlarda, Anadolu'nun dört bir yanından getirilen otantik eşyalar arasında tatilinizin tadını çıkarabilirsiniz. Şirince'nin karakteristik mimarili evlerinin restorasyonu ile bazı konaklama tesisleri kazanılmış. Şirince Evleri ve Erdem Pansiyon olarak hizmet veren tesislerin iç dekorasyonu antik eşyalarla tamamlanmış. Pirinç karyolalar, bölgesel karakterlerde kilim ve halılar, bakır kaplar, sini, mangal, ahşap eşyalar, eski Türk evlerinin geleneklerini yaşatıyor. Müzik yayını ise, Münir Nurettin Selçuk'un eserlerinden oluşuyor. Yabancı turistler, sessizlikten hoşlananlar ve sanatçıların yanı sıra son yıllarda haftasonu değişik ortamda dinlenmek, hatta balayı geçirmek isteyenler için, 22 yataklı tesisin işletmecisini Ahmet Koçak, hafta sonu talep artışı nedeniyle rezervasyonun şart olduğunu belirtiyor. Şirince yolu üzerinde mola vermeyi sakın ihmal etmeyin. Selçuk, Ortaklar meydanında minik sazlardan çöplere dizilerek yapılan şişlerin tadına doyulmuyor. Şirince'de çöp kebabı daha leziz, daha değişik atmosferde yeniyor. 8 çubuğa dizili çöp kebabı, porsiyonu yanında, Türkiye'nin bir çok yerinde kekik verilirken, bölgede kimyon kullanılıyor. Ocakbaşı, Grup, Köy Restoran, Sultanhan gibi restoranların kapalı ve bahçe bölümleri, Şirince'ye gelen turistlerle doluyor. Köyde çok sık rastlayacağınız gözlemeciler de var. Peynirli ve kıymalı çeşitlerin yanında, köy ayranı ve kendi imal ettikleri ev şarabını da sunuyorlar. Buraya gelince durmak gerekiyor. Çünkü! Çünkü....Şirince'nin çevresi bağ ve bahçelik. Ege'nin ılık ve temiz havasında yetiştirilen üzümlerden hemen her evde şarap yapılıyor. Çarşı içinde, ahşap dekorlar arasında Şirince ev şaraplarının sunulduğu Şarap Evi de yer alıyor. Fatoş ve Kadir Yıldırdı'ya ait aile işletmede bir kadeh şarap içen yerli ve yabancı turistler, Osmancık çavuş üzümlerinden yapılma şaraplara olan hayranlıklarını, beraberlerinde götürdükleri Şirince şaraplarıyla belirtiyorlar. Şirince'deki sokak satıcılarında bölgedeki ilginç ev ürünlerinden örnekleri kolayca bulabilirsiniz. Son yıllarda ziyaretçi akınına uğrayan Şirince'de köy kadınlanrının el emeği, göz nuru dantellerinin yanında, sehpa örtülerinin, yazma ve yün eldiven, çorap gibi el işlerinin sergilendiği çarşı bulunuyor. Bu tür el işlerini köy evlerinin hepsinde bulabilirsiniz. Köy meydanına inen çarşıda ise, bir çok hediyelik eşya dükkanı var. "Motif" isimli dükkan, soğuk demir ayak üzerine, ahşap masa ve sehpalarla, az görülmüş işler ve Muğla, Fethiye - Buldan gibi yöresel dokuma bezleri de sergiliyor. Çarşının deriden mask yapan, dükkanlar arasında geçmişi yüzyıl öncesine dayanan tarihi kahveler yer alıyor. Özelilkle İzmir ve diğer illerden gelen ziyaretçiler, yemek sonrası tarihi kahvelerde ailece oturup çaylarını yudumluyor. ŞİRİNCE’DEN ŞARAP ALMADAN DÖNMEYİN! Anadolu aslında binlerce yıldır dünyanın en eski şarap üretim merkezlerinden biri olarak biliniyor. Şaraplık üzüm asmasının atası Vitis Vivfera Caucasaica binlerce yıl önce Anadolu’nun doğusunda ortaya çıkıyor. Şirince’de şarapçılığın son yıllarda ön plana çıkışı, Anadolu’nun kendi şarap kültürünü kaybolmaktan kurtarıp yeniden keşfetmesi bir Alman’a borçlu. Şarapçılık uzmanı Helmut Krauss, 1999 yılında Şirince’ye gelerek köyün kaliteli üzüm ürünlerini işlemek üzere bir şarap fabrikası kuruyor. Arkasından da Almanya’daki şarap fabrikası Goldbeg olmak üzere, arkadaşı ve iş ortağı Kemal akgün ile birlikte modern teknolojiyi Şirince’ye getiriyor. Böylece Şirince köyü, az tanınan ve bilinen ev şarabından bir sınıf yukarı çıkarak, Artemis Şarap Fabrikası’nda üretilen ve beğenilen, dikkat çekici şarabı ile Türkiye’nin en tanınan şarapçılık köyü haline geliyor. Bugünlerde Şirince’ye gittiğiniz zaman hemen her köşede farklı isimlerde satılan binbir çeşit denebilecek sayıda şarabı görebilirsiniz. Bu şarapların hepsi aynı fabrikada üretiliyor. Ancak satıcılar kendi markalarını şişelerin üzerine yapıştırıyor. Şaraplar arasında birbirinden farklı ve başka hiçbir yerde bulamayacağınız çeşit ve kalitede meyve şarapları ilginç lezzetler sunuyor tadanlara. AKBERG'İN ÖKÜZGÖZÜ ŞARABI; koyu rengi, güçlü aroması ve gövdeli yapısıyla, rahatça içilebilecek kalitede bir kırmızı şarap. Denizli yöresinin üzümleriyle üretilen bu şarabı, 16 derecede servis yaparak lezzetle içebilirsiniz. BOĞAZKERE ŞARABI; Yine Denizli yöresinin üzümleriyle üretilen bu şarab, yüksek taninli yapısıyla, keyifle içilebilecek bir şarap özelliğini koruyor. Vincent markasıyla fabrikada üretilen Şeftali, Çilek, karadut, Yabanmersini, vişne, Ahududu, Kavun, nar, Bögürtlen, Kayısı, Ayva, Elma gibi meyvelerin şarapları ise gerçekten keyifli. Sonuçta şarapla az ya da çok bağınız varsa bile farketmez, Şirince’den kendiniz için ya da misafirleriniz için bu şaraplardan almadan gelmeniz zor. ARTEMİS ŞARAP EVİ Şirince’nin hemen girişinde yer alan Artemis Şarap Evi, bir zamanlar Rum Okulu imiş. 150 yıllık taş bina,  şu anda yapılan restorasyon ile güzel bir restoran ve cafe olmuş. Bahçesinden bütün Şirince’yi seyretme imkanınız var. Pergolalar altında yaz günlerinde oturup, elinizde köy ürünü şarapla doğayı ve geleneksel ahşap köy evlerini seyretmek insana gerçekten büyük keyif veriyor. İç kısmında da sol tarafta büyük bir yemek salonu, sağ taraftaki odalarda ise pencere kenarında sedirler yer alıyor. En alt katında ise, kışın gelenleri ağırlamak için bir başka yemek salonu var. Şirince'de eşeğiyle köy içinde gezinti yapan köylü... Şirince Selçuk’a 7 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Yöredeki turizm yerlerine de gidip gelme olanağı sağlayan bir yerleşim alanı. Denizden 350metre yüksekte yer alıyor. Kuruluş tarihi milattan önce 500. yıla kadar iniyor. Buraya yerleşimin ana nedeni köyün dağlık ve savunmaya uygun olması. Diğer bir neden ise, suyunun bol, toprağının bereketli, havasının güzel olması. Köyün kuruluşu  ile ilgili anlatılan bir çok hikaye var. Ama bunlar arasında en bilineni, Aydınoğlulları istilasından kaçan Efesliler tarafından kurulduğu söylencesi. Tarih kitaplarına göre İsa'dan önce 5. yüzyıla uzanan tarihiyle ünlü Ortodoks köyünden günümüze gelen kalıntılar arasında iki tane de kilise bulunuyor. Selçuk Müzesi önderliğinde Amerikan Enstitüsü yardımıyla, Aziz Yohannes Kilisesi'nin restorasyonu tamamlanıp ziyarete açılırken, ahşap ağırlıklı, kireç - saman karışımı, boyalı, sıvaları çürüyüp harap durumda bulunan ikinci kilise ise kaderine terk edilmiş. Bir söylentiye göre bir grup derebeyi halkının beylerinden kendilerinin azat edilmesini istiyorlar ve yerleşmek için bir yer bulduklarını söylüyorlar. Beyin “yerleşeceğiniz yer güzel mi” sorusuna da, “çirkince” diye yanıt veriyorlar ve köyün adı böylece kalıyor. Efes halkının yörede başlayan sıtma salgınından kurtulmak için, buraya geldiği söyleniyor. Bu nedenle bazı tarihçiler Şirince’ye küçük efes diyorlar. Bir başka söylenti derebeyler zamanında azat edilen 40 köle burayı kuruyor. Adını Kırkınca koyuyorlar. Köylüler buraya isim koyarken, “Aman bey duyar. Köyü elimizden alır” diyerek ismini Çirkince olarak değiştiriyor. 1924 yılında Çirkince’deki Rum halkı Yunanistan’a göçüyor. Selanik, Prohusto ve Kavala Türkleri buraya geliyor. Ardından da Şirince adını alıyor. KÖYDE GEZİNTİ Köyün araç girmeyen, dar ve taş döşeli sokaklarında dolaşan turistler, bozulmamış mimari dokuyu hayranlıkla izliyor ve bol bol fotoğraf çekiyorlar. Karakteristik yapıları görmek isteyenlere ev sahipleri konukseverlik gösterip evlerine buyur ediyorlar. Son yıllarda özelilkle, Türk mutfağını ve tencere yemeklerini tatmak isteyen yabancı turist aile gruplarına da sebzeli yemekler, dolmalar yapılıp, lokmalar dökülüyor. Şirince çevresinde gezi yapmak isteyenler için, Selçuk tam anlamıyla tarih hazinesi. Efes antik kentini gezmek için geniş zaman ayırmalısınız. Ege ve Akdeniz'e gelen turistlerin mutlaka uğradıkları Ören'de yılın her ayında ziyaretçilere rastlanıyor. Selçuk Müzesi, Selçuk Kalesi, İsabey Camii, Saint Jean kilisesi, Yedi Uyurlar Mağarası, Artemis Tapınağı, Meryem Ana birbirine yakın tarihi değerler. TREN MÜZESİ Selçuk'tan 15 dakika uzaklıkta çamlık mevkiinde bulunan Buharlı Tren Müzesi ise, lokomotiflerin, vagonların, çeşitli demiryolu araç, gereç ve aksesuarlarının sergilendiği yer. Tren Müzesi, meraklıların olduğu kadar fotoğrafseverlerin de bir hayli ilgisini çekiyor. ÇAKABEY FIRINI Şirince’de çarşı içinde bulunan Çakabey Fırını, uğranması gereken yerlerden biri. Çünkü büyük şehirlerde unuttuğumuz eski fırın sizi bekliyor daracık sokakta. Fırında odun ateşiyle pişiyor ekmekler, unlu mamüller. Taş fırında öğlene kadar imalat yapılıyor. Sonra imal edilen ürünler satışı bitince kapısına kilit vuruluyor. Her gün onlarca yerli yabancı turistin ziyaret ettiği Şirince’de böylesine geleneksel yöntemle üretim yapan fırını görünce şaşkınlığa düşüyorsunuz. Şirinceliler, isterlerse kendi evlerinde ekşili hamurdan yaptıkları ekmeklerini buraya getiriyorlar. Fırında sadece pişirme parası alınıyor. Bu ekmekler 5-10 gün kadar dayanıklı. Fırında çıkarılan ekmekler de, birkaç gün tazeliğini koruyor. ŞİRİNCE PANSİYON;........... 0232 898 3 163 HUZUR PANSİYON; .............0232 898 30 60 HALİL PANSİYON;...............0232 898 31 28 KIRKINCA PANSİYON;........ 0232 898 31 33 NESLİ PANSİYON;.............. 0232 898 31 21 ERDEM PANSİYON;............. 0232 898 30 69 ŞİRİNCE EVLERİ;.................0232 898 30 99 KÖY PANSİYON;................. 0232 898 31 20 NİŞANYAN EVLERİ;............ 0232 898 32 08 MİNE HOUSE; .....................0232 898 30 16

TİRE
 



Tire'ye İstanbul ya da Ankara'dan gitmek için en ideal yol, öncelikle İzmir'e kadar bir kez ulaşmak gerekiyor. Bunun için İstanbul'dan Feribot ve karayolunu kullanarak sahilden İzmir'e gidebilirsiniz. Ya da karayolu ile, izmit - Bursa - Balıkesir - Manisa yolu ile İzmir'e gitmek var. İzmir'e ulaştıktan sonrası kolay. İzmir Tire arası için iki alternatifiniz var. Birincisi İzmir - Aydın otobanını kullanmak. Otobana çıkınca işiniz çok kolay. Selçuk'a gelince otobandan ayrılacaksınız. Gişelere ücreti ödedikten sonra devlet yoluna çıkar çıkmak hemen solda, Tire ve Ödemiş girişini gösteren tabelayı kacırmayın. Yola girin. Yaklaşık 20 kilometre sonra, bağların, bahçelerin içinden geçen yolla, Tire'ye ulaşacaksınız. Tire Pazarı'nda satıcı köylü kadınlar. KAPLAN RESTORANA NASIL GİDİLİR? Kaplan Tepesi'ni gösteren levhalar, Tire girişinde sizi karşılıyor. Levhayı görür görmez, sağa dönün. Tepeyi tırmanmaya başlayın. Yol yaklaşık 5 kilometre. Dikkatli ve yavaş gidin. Çünkü tam köy yolu sayılır. Keskin virajlar var. Tehlikeli değil ama ilk kez gidiyorsanız tedbirli olmakta fayda var. Kısa süre sonra Tire Ovası sol tarafınızda bütünüyle gözünüze çarpacak. Kaplan Köyü'ne ulaşınca, köy meydanından geçin. Yolun sonunda, orman girişinde, sağ tarafta Kaplan Restoran'ı göreceksiniz. Önünde aracınızı ücretsiz park edebileceğiniz yer var. Ancak özellikle hafta sonları mutlaka, rezervasyon yaptırarak gidin. Yoksa ya masa bulamazsınız ya da yutkunarak sizden önce gelenlerin yemeklerini bitirmesini izlersiniz. Tire'de kalmak için fazla alternatif yok. Sadece Tire merkezde bulunan Tirem Oteli, 3 yıldızlı bir tesis. Yine de bölgede kalmak için Kuşadası, İzmir gibi alternatifler her zaman geçerli. Çünkü Tire, İzmir'e 70 kilometre uzaklıkta. Kuşadası'na daha yakın. O nedenle buralarda rahatlıkla kalıp, Tire'ye çok kısa sürede gidebilirsiniz. OT CENNETİ TİRE'YE HOŞ GELDİNİZ! Tire'den bahsedince hemen akla, bilenler bilir, önce Tire köftesi geliyor. Bu köftenin özelliği eti. Kuzu etinin yumuşak kısmı tuz ile birlikte üç kez çekiliyor. Bu kıyma küçük parmak kalınlığında uzunca şiş köfte haline getirildikten sonra, kömür ateşinde ızgara ediliyor. Sonra da küçük parçalara bölünüp, domates ve yeşilbiberle tereyağında çevrilerek masaya getiriliyor. Kuzu etiyle biraz karıştırılarak lezzetlendirilen köfte, diğer yörelerde yiyeceğiniz köftelerden farklı. KAPLAN RESTORAN Ancak Tire deyince, akla İzmir ve civarında o çok meşhur olan ot yemekleri gelmeli. Çünkü Tire'ye inanın sadece ot yemeklerinin tadına bakmak için gitmek gerekir. Öylesine lezzetli ve hiçbir yerde bulamayacağınız bir kalitede. Zaten bu tadı bir kez keşfeden İstanbul, İzmir, Ankara gibi bir çok şehirden, damak tadı düşkünleri, yolları bu tarafa düşünce, her şeyi bir kenara bırakıyorlar. Yani, gidecekleri yere geç kalmışlar ya da yolları daha fazla sürecekmiş umurlarında değil. Tire geçişlerini yemek vakitlerine denk getirip, Tire'ye Kaplan Köyü'ne yollarını düşürüyorlar.Sonra Kaplan Restoran'a uğruyorlar. Burayı yemekten önce, bulunduğu konum itibariyle anlatmak bile insanın iştahını açıyor. Yıllar önce küçücük bir yer olan lokanta şimdi, Tire Ovası'nı muhteşem şekilde gören köyün en güzel yerinde. Tahta masalar, tahta dekorasyon unsurları arasında, kendinizi büyük şehirlerde bulunmayan ot yemeklerinin arasına atıyorsunuz. Lokantanın sahibi Lütfü Çakır ve eşi Hürmüz Hanım, ilk günkü gibi hala mutfakta ve müşterilerine hizmet ediyor. Bir zamanlar bir kaç masadan ve sadece kışlık bölümden olan lokanta şimdi, çok büyük olmasa da, gelen kişilere yeter seviyede hizmet veriyor. Lokantanın sahibi Lütfü Bey, aslen Tireli olan ve şimdi doğduğu yerde toprağa verilen, İstanbullular'ın bir zamanlar en çok rağbet ettiği Ahmet Görgülü'nün sahibi olduğu, "Görgülü Pastaneleri"nde yıllarca yönetici olarak çalışmış. Sonra da köyüne gelip çok sevdiği Tire'de, etrafı ormanlarla çevrili köyünde bu lokantayı açmış. Lokanta İzmir'in neredeyse bütün ot ihtiyacını karşılayan Tire Ovası ve dağlarıyla çevrili olan Tire'de olunca, lezzet düşkünleri kısa sürede burayı keşfetmiş. Buradaki ot yemeklerini izmir'de bile bu kadar çok bir arada bulabilmek mümkün değil. Yemekleri anlatmak lezzetlerini düşününce anlatmak mümkün değil aslında... İsimleri bile insanı cezbediyor. Bu ot yemeklerinin en büyük özelliği, zeytinyağı, sarmısak, limon soslarıyla lezzetlenmiş olmaları. Bir çoğu haşlanıp başka hiçbir işlemden geçirilmeden sosla servis ediliyor. Soğuk ya da sıcak da yenilebilen bir çok ot yemeği var. Zaten masaya oturduğunuzda garsonlar tarafından o leziz yiyecekler, yavaş yavaş masaya getirilmeye başlayınca, yemeye kıyamayacağınız lezzet görüntüsü karşınıza çıkıyor. OT YEMEKLERİ EN LEZZETLİ NE ZAMAN! Lokantanın sahibi Lütfü Bey, aile işletmesi olan lokantanın her şeyi. Gelen misafirlerle ilgileniyor. Gerekirse mutfa geçip ot yemeklerinin hazırlanmasına katkıda bulunuyor eşiyle birlikte. Gündüzleri de kasada genellikle. Ona göre, kışın gelenler de ot yemeklerinin tadına bakabiliyor. Ama asıl ilkbahar ot yemeklerinin cennet olduğu zaman. Yağmurların ve kışın ardından coşan doğa, topraktan en güzel lezzetli otlarını ortaya çıkarıyor bir hazine gibi. Yani ilkbahar günleri, en ideal zamanı ot yemeklerinin. Hemen her çeşidi bulmak mümkün. Lütfü Bey, et yemekleri ile ilgili olarak şunları söylüyor: "Et yemeklerine de ot yemeklerine gösterdiğimiz özeni gösteriyoruz. Lokantada tavuk ızgara, pirzola, keşkek gibi yemekler de var. Etler sirke, soğan suyu, süt ve baharatta bir gün dinlendiriliyor. Ertesi gün ızgara olarak misafirlere sunuyoruz." Dikkatinizi çekerse, "müşteri" değil, "misafirler" diye nitelendiriliyor lokantaya gelenler. Lokantada bulunan ot yemeklerine gelince. Radikalar, şevketi bostanlar, patlıcanlı börekler, köfteler, özel dinlendirilmiş şiş kebapları. Saymakla bitirmek mümkün değil yiyecekleri. Asıl tatlılar. Bunların başında, ot kavurması, Radika, Turp Otu (Haşlanıyor. Üstüne sarmısak, zeytinyağı, limon suyu oluşumundan sos dökülüp servis ediliyor), Sarmaşık ve Kuşkonmaz Kavurması (Yabani kuşkonmaz, sarmaşık bol taze soğanla zeytinyağında kavruluyor. Üstüne yumurta kırılıp karıştırılıyor) geliyor. KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI Büyük şehirlerde bulamayacağınız bir lezzet. En favori yemeklerden biri. Sabah gün doğmadan sapsarı kabak çiçekleri toplanıyor. Taze soğan,maydonoz, kekik ve zeytinyağı, pirinç ile yapılan içle doldurulup haşlanıyor. Sıcak sıcak ya da soğuk olarak yeniyor. Okma ise bir başka ot yemeği. Ana maddesi ısırgan otu. Hani yol kenarlarında görüp de beğenmediğimiz, genellikle eşeklerin çiçeklerini yediği o ısırgan otu, Ege'de bir başka şekilde, yemek olarak bizlerin karşısına çıkıyor. Isırgan otu, domates, yeşil biber, kuru soğanla kavruluyor. Daha sonra, çökelek ve tulum peyniri ile karıştırılıyor. Üstüne saf zeytinyağı gezdiriliyor. Lor tatlısı... LOR TATLISI O lor tatlısı ki, burada yediğiniz tatlının bir eşini Türkiye'de yemeniz mümkün değil. Lor tatlısı üstüne konulan karadutlar bir başka lezzet veriyor tatlıya. Tabii mevsiminde giderseniz yeme şansınız var. Ya da cevizli kabak tatlısı. Karpuz kabuğu reçeli ise bir başka lezzet... Saymakla bitirmek mümkün değil. Daha, hardal cücüğü, cücük, melengeç, kuzukulağı çorbası gibi çok çeşit var lokantada yiyecekleriniz arasında. REZERVASYON ŞART , ÖZELLİKLE HAFTASONLARI Unutmadan burada yemek yemek istiyorsanız mutlaka gitmeden önce rezarvasyon yaptırın. Aklınıza geleni okur gibiyim. Dağ başında lokantaya rezervasyon olur mu demeyin! Bunun ne demek olduğunu gidince anlıyorsunuz. Doğanın ortasında yol yorgunu ve acıkmış olarak tepeye köye çıkıyorsunuz. Lokantayı ve yemekleri görüyorsunuz. Ancak masalar dolu olunca şaşırıp kalıyorsunuz. Evet buraya sadece İzmir ve yöresinden yemek yemeğe insanlar geliyor. O nedenle hafta sonları rezervasyon şart... Yoksa yutkuna yutkuna insanların yemeklerini bitirmesini bekliyorsunuz. Tire'de çok az kalan semercilerde çalışma KAPLAN RESTORAN HAKKINDA EK BİLGİ. Kaplan Restoran ve Tire ile ilgili ek bazı bilgileri de bir net gezgini gönderdi. Onu da sizlere sunuyoruz. Buraya yıllar önce gelen bir alevi dedesi var; ona ait bir çok esya ve yazı da var orada. Ayrıca bu dedeye Neyzen'in hediyesi matara da duvar da asılı . Duvarda yaşama dair çok güzel maniler var. Gerçekten Kaplan çok özel bir yer... Kaplan köyünde bektaşi babasi yaşardı, şimdi rahmetli oldu. İsmi de "Kazım baba" idi. Diğer restoranlar ; Kaplan köyünde iki tane restoran var.Bir de oraya varmadan önce Fatih'in işlettiği restoran var.İkisi de birbirinde güzel yemekler yapıyor. Ayrıca Tire'nin Cambazlı köyünde 800 kişilik büyük bir restoran daha vardır. Bir de Toptepe mevkiinde belediyenin işlettiği bir restoran var. Tire'den ayrı yaşamama rağmen Tire'ye her gidişimde bunlardan birinde yemeğe giderim ve yemeklerin lezzeti karşısında kendimi kaybederim. Maalesef Tire'den başka yerde bu lezzetleri yakalamam mümkün olmadı şimdiye kadar. Bu sözlere bir şey eklemek mümkün değil. En iyisi yolunuz Ege'ye düşer de Marmaris, Bodrum yoluna çıktıysanız hiç acele etmeyin. Tire'ye mutlaka yolunuzu düşürün. Kaplan Restoran'a da uğrayıp bizim içen o güzel lezzetlerin tadına bakın! GELENEKSEL TANDIR YEMEĞİ DE VAR... Ayrıca Tire'de geleneksel olarak sabahları tandır yemek mümkün. Yöreye özgü bu tandırın bu saatte çıkmasının gerekçesi de var. Niye sabah derseniz. Onun da ilginç bir öyküsü var. Tandır aslında pazarcı yemeği. Yani pazara satış yapmaya gidenlerin yemeği. Tire'de çok pazarcı olması tandır lokantalarının ana nedeni sayılabilir.Vatandaş erkenden 04.00-04.30'da kalkıyor. Ailesini niye kaldıracak? Sokağa çıkar çıkmaz, hemen bir tandırcıya giriyor. Bir tandır çorbası içiyor. O ağır tandır yemeği onu epey bir saat tok tutuyor. Bu sayede pazarcı da uzun süre acıkmıyor. Onlardan kalan alışkanlıkla tandır bulabilirsiniz. Ancak sadece sabahları ve saat 09.00'da tandır bitiyor. Gidilebilecek tandırcılardan biri, Babaoğul Tandırcısı. Çarşı içinde yer alıyor. Ali Usta da diğer bir tandır ustası. Şu anda Tire içinde 3 tane tandırcı var. Bayramda giderseniz kapalı olurlar. Bayramdan sonra açık. Ramazan'da ise, bir ay akşam üzerleri tandırcılar açık. Çünkü iftar için açılıyor. Her türlü keçe ürünü burada yapılıyor. Tire çok ufak bir yerleşim yeri sayılabieceği için alışveriş yapacak yerlerin de sayısı sınırlı. Ancak alabileceğiniz ilginç bir ürün keçe... Bunu da çarşı içinde Cön Keçecilik'ten alabilirsiniz. Yeni merkezde, ana çarşı içinde. Keçecilerin olduğu yerde bulunuyor.Aynı yerde semerciler ve yularcılar çarşıları var. Çarşıda kısacası el sanatları ile uğraşanları bir arada bulabiliyorsunuz. Kamil Bezcioğlu, göz ve el emeği ürünü semerleriyle birlikte. Tire pazarında gezerken, sokaklar arasında karşınıza birden semer yapan Kamil Bezcioğlu çıkıveriyor. 50 yıldır emer yapan Kamil Usta, yüzünde yılların bıraktığı izlerde, sanki bugüne kadar yaptığı yüzlerce semerin izlerini taşıyor. Semeri nasıl yaptığını anlatırken, kullandığı asıl malzemelerin, göllerde olan sazlıklar, ağaç dalları ve üstünü kaplam için kullandıkları keçe olduğunu bir çırpıda anlatıyor. O da dertli. Çünkü günümüzde artık semer yapanın da kullananın da iyice azaldığını belirtiyor. Ona göre bunun asıl nedeni, motorlu taşıtların çoğalması. İnsanlar artık hayvan kullanmıyor. Bu nedenle Koca Tire’de sadece 6 semercinin kaldığından yakınıyor. Daha önce bu sayı 10-15 arasındaymış. Konuşmasını bitirdikten sonra ellerine iş araçlarını alıyor. Başlıyor yarım kalan son semerin rötuşlarını yapmaya. Kamil Usta, aynı zamanda evler için sedir de yapıyor. Yani evine otantik gerçek Anadolu işi ürünler almak isterseniz burası tam size göre. DOĞAL ÜRÜNLER Tire'ye gittiğiniz zaman tabii ki çarşı pazardan insan bir şeyler almak istiyor. Ancak Tire'de alabileceğiniz en güzel şey, hemen Kaplan Restoran'ın yanında bulunan ve doğadan topladığı otlarla, değişik doğal ilaçlar yapan Rafet Dağyaran'ın ağaçlardan yapılan dükkanına uğrayın. Zaten arabanızı park ederken mutlaka burayı göreceksiniz. Burada neler mi var! Saymakla bitirmek mümkün değil aslında. Bunlar arasında başta isveç Şurubu, Kantaron Yağı başta geliyor. Ayrıca kekik suyu, gelincik suyu, Oğulotu gibi otların sularını da bulabilirsiniz. Bunlar da nedir diye sormayın. Örneğin sadece İsveş Şurubu doğal ürünlerle tedaviyi izleyenler tarafından en az 40 rahatsızlığa iyi geldiği bilinen bir reçete. Kantaron Yağı da öyle. Burada satılan hemen her ürünü hiç düşünmeden alın. Sonra da gidin büyük şehirlerde marketlerde satılanlarla karşılaştırın. Göreceksiniz hem fiyat olarak hem de aldığınız ürünün yoğunluğu ve kalitesi olarak ne kadar farklı bir ürün almışsınız. Tire'ye gittiğinizde gezilecek yerler arasında, Tire Müzesi, Toptepe ve özellikle Tire sokakları var. Bir çok ev yıkılıp yerine betonarme olanlar yapılsa da, Tire sokaklarında özellikle geleneksel mimari özellikleri bozulmamış eski evleri görmeniz mümkün. Hemen hepsi birbirinden ilginç evleri, sokaklarını, insanların günlük yaşantısını gördüğünüzde bambaşka bir dünyaya geldiğinizi anlayacaksınız. TİRE KAPLAN KÖYÜ'NDE DOĞANIN İÇİNDE KAYBOLABİLİRSİNİZ! Kaplan köyünde, Kaplan Restoran'ın hemen bitişiğinde, doğanın içine girebileceğiniz nefis patikalar var. Özellikle yemek sonrası buraları, yediklerinizi eritmek ve yürüyüş için ideal. Tamamen toprak yolda, binbir çeşit bitki ve ağaz arasında, saatlerce yürüyebilirsiniz. O kadar güzel ve keyifli bir ortam. Ancak burada size asıl anlatmak istediğimiz, alışveriş bölümünde alabileceğinizi belirttiğimiz doğal, bitkisel şifa ürünlerinin özellikleri. Büyük şehirlerde marketler de satılan bu ürünleri bir de buradan alıp kullanınca, aradaki farkı daha iyi görme imkanınız var. Bu ürünleri kim mi satıyor? Nereden mi alacaksınız! İşte bütün bu bilgiler aşağıdaki satırlarda... KÜÇÜK BİR BARAKADA DOĞANIN BİNBİR MUCİZESİ Rafet Dağyaran, o bölgede 12 yıl önce tarlası susuzluktan kuruyunca, sebze yetiştiriciliğini bırakıp bitkilerle ilgilenmeye başlamış. Önce sadece kekikleri dağdan toplayıp damıtıp gelenlere satıyormuş. Başlamış bu konudaki yayınları toplamaya. Sonunda öyle bir hale gelmiş ki neredeyse Türkçe bu konuda çıkan bütün yayınları bir araya getirmiş. ürettiği şuruplar, lokantaya o dağlarda yetişen otları yemeye gelenlerce kapış kapış alınmaya başlamış. Ürettiği kekik suyu hazımsızlık için, yemek sonrası mide şişkinliği için neredeyse birebir. Bir bardak suyu içine bir şişe kapağı karıştırıp içince, beş dakika sonra birden midenizde rahatlama hissetmeye başlıyorsunuz. İsveç Şurubu ise, neredeyse her derde deva bir şurup. Bacaklarınızı sinek mi ısırdı? Kaşınmaktan mı şikayetcisiniz? Hiç durmayın bir pamuk parçasına damlattığınız şurup yine ağrıyı sızıyı alacaktır. NEREDE KULLANILIYOR Mide krampları, göz şişkinliklerinin indirilmesi gibi çok çeşitli rahatsızlıklar başta olmak üzere, 32 ayrı hastalıkta kullanılıyor. Kullanımı : Göz şişkinlikleri için bir pamukla göze günde iki üç kez sürülüyor. Etkili de oluyor. İçerken ise, yarım çay bardağı su içine, bir yemek kaşığı konuluyor... Sinirli Ot pekmezi : Astım ve bronşitte kullanılıyor. Sinirli ot denilen bitkinin şekerle doğranıp kavanozun içinde ıslatılıyor. 3 ay kadar kalıyor. Toprağa gömülüyor. Sonra çıkarılıp süzülüyor. Kullanımı : Günde iki üç kez bir yemek kaşığı içiliyor. Ceviztendürü : Karaciğer ve kan temizleyici olarak kullanılıyor. Kullanımı : Yarım çay bardağı suyun içine bir yemek kaşığı kadar konuluyor. Isırgan Tohumu : Genelde kansere karşı kullanılıyor. Koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Genelde kan yapıcı hücre yenilediği için günde birkaç kez içiliyor. Karabaş Otu Hülasası : Tansiyon, kolesterol, kalp ve damar tıkanıklıkları için kullanılıyor. Kantaron Yağı : Doğal antibiyotik. Mide ülserini iyileştiriyor. Açık yaralarda da iyileştirici olarak kullanılıyor. Kullanımı : Yaraların üzerine günde birkaç kez sürülüyor. Ülser için ise, günde bir yemek kaşığı içmek gerekiyor. Oğul Otu : Sinir hastalıklarında ve kalbi kuvvetlendirici olarak kullanılıyor. Karabaş Otu ile birlikte kullanılıyor genellikle... Rafet Usta'nın minicik dükkanında neler yok ki. Mevsiminde yaklaşık 15 bitkinin karışımından hazırladığı çay, katıksız en saf haliyle müşterilerini bekliyor. Ancak o çayı yakalamak da her zaman mümkün değil. Çünkü belli zamanlardra kendi topladığı otlarla yaptığı çayı çok az üretiyor. Birkaç gün için de de gelen müşterilen bitiriyor o çayları… Rafet Usta'nın ürünleri neredeyse insanda bağışıklık yaratıyor. Oraya yolu düşmeyenler bile bir yolunu bulup bu ürünleri, giden arkadaşları kanalıyla sipariş vererek getirmenin yollarını arıyor! İSVEÇ ŞURUBU HER DERDE DEVA... İşveç Şurubu, aslında Alman DR. Theiss Schweden'in kendi reçetesiyle ürettiği bitkisel bir karışımdır. Almanya'da ve Avrupa ülkelerinde bu şurup bitkisel tedaviyi bilenler tarafından evlerinde mutlaka bulundurulan bir üründür. Arı, böcek ve sivrisinek ısırmalarına, şişme, kaşınma ve kızarma olmasını önlüyor. Acıyı dindiriyor. Tüm spor yaralanmalarında kullanılabiliyor. DIŞTAN KULLANIMI Kulak ağrısı, dış kulak yolunda sivilcelelenmeler, kabuklanmalar ve kulak uğultusuna karşı, şurupla nemlendirilmiş küçük bir pamuk parçası kulak yoluna sokulur ve uzun süre bekletilir. Ama alkolün kulak yolunu tahriş etmemesi için, önceden zeytinyağı ile nemlendirilen küçük parmağı kulak yoluna sokmak doğru olur. Burun içindeki kabuklanmalar... Şurupla ıslatılan bir pamukla sık sık nemlendirilmelidir. Kubak kısa sürede düşer ve yara iyileşir. Arı, böcek ve sivrisinek ısırmalarında; o bölgeye hemen kompres yapılacak olursa, şişme, kızarma, kaşınma olmaz. Acı diner. Örneğin, otomobil kapısına sıkışan parmağa hemen kompres yapılacak olursa, ağrı diner ve parmak şişmez. El ve ayak bileklerinin burkulmasında ve ya çarpmalarda oluşan şişlikle, yapılan kompreslerden kısa süre sonra iner ve ağrılar diner. Bu kompresleri, 2-3 saatte bir yenilemek gerekir. Basit yanık ve haşlanmalarda veya güneş yanıklarında ilk yardım olarak şurup sürülürse, acı diner ve su toplanmaz. Dudak uçukları, iltihaplı sivilceler ve çıbanlar, henüzgelişme aşamasında sık sık şurupla nemlendirilir veya kompres uygulanırsa, gelişmelerini tamamlamadan yok olurlar. Şurup çatlayan ellere ve dudaklara da sürülebilir. Akıntılı nezlelerde,1/3 oranında suyla inceltilmiş şurup buruna iyice çekildiğinde, akıntı durur. Tıkalı burun açılır. Şurubun kokusunun buruna çekilmesi de rahatlatıcıdır. Her tür eski ve yeni yara, beyaz şarapla temizlenip, şurupla kompres uygulandığında, iltihaplanma sona erer ve yara kısa sürede kapanır. Romatizmalı bölgelere kompres veya friksiyon biçiminde uygulanıp, sabah akşam da ısırganotu çayına karıştırılarak alındığında, ağrılar hafifler. Nasırların üstüne kompres uygulanır. 2-3 gün aralıksaz tedavi sonunda nasır kendilğinden düşer veya çekip alınabilir. Tüm spor yaralanmalarında, şişmeyi önlemek için ilkyardım olarak, kompres biçiminde kullanılmalıdır. Bu bitkisel iksir için daha pek çok şey yazılabilir. Ama en doğrusu kişinin onu kendisinin değerlendirmesidir. Her evin ecza dolabında ve hatta el çantasında minicik bir şişe içinde bulunması gereken başlıca ve belki de en önde gelen ilk yardım aracıdır. Şurubu aslında herkes kendi hazırlayabilir ama sorun öncelikle bu bitkilerin bir araya getirebilmesidir. Bu nedenle en iyisi bu şurubu hazır olarak güvendiğiniz bir yerden almaktır. KAPLAN RESTORAN HÜRMÜZ-LÜTFÜ ÇAKIR Tel : 0232 512 66 52 Tel : 0232 511 22 55 Cep : 0542 236 05 55 KAPLAN KÖYÜ, TİRE ,İZMİR BİTKİ BİLİMCİ RAFET DAĞYARAN Cep : 0546 233 22 38 Ev : 0232 512 79 75 KAPLAN KÖYÜ, TİRE, İZMİR